Öne Çıkanlar bursa İnRock ekonomi Nissanın yeni marka elçileri Ali Desidero LAZİO Ceyda Tekin hakkaride kaç terörist öldü ankara trafik kazası Filiz Aker SAFE AvivaSA Emeklilik ve Hayat

Eğitim-Sen: MEB ‘Performans, Kalite' Gibi Piyasacı Kavramlarla Eğitimin Niteliğini Yükseltemez

Eğitim- Sen Genel Başkanı Feray Aytekin Aydoğan, “Öğretmen yetiştirme ve atama sistemini ‘performans, rekabet, verimlilik, kariyer, kalite' gibi piyasacı kavramlar üzerinden oluşturmak isteyen MEB'in piyasada faaliyet yürüten bir ticari işletme gibi hareket ederek ‘İnsan Kaynakları Yönetimi’ anlayışını referans alan mevcut zihniyetiyle ne öğretmenlerin, ne de eğitimin niteliğini yükseltmesi mümkün değildir” açıklamasında bulundu.

Eğitim-Sen Genel Başkanı Aydoğan, Milli Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) ve eğitim emekçilerinin gündeminde olan “Eğitimde Performans Değerlendirme ve Sınav Sistemi” hakkında açıklama yaptı. 9 Haziran 2017 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren “Ulusal Öğretmen Strateji Belgesi 2017-2023”, hedefleri arasında yer alan 15-19 arası eylem hedeflerinin, eğitimde performans değerlendirme uygulamasının amaçlarını açıkladığını belirtti.  Aydoğan, bu eylem planlarını şöyle sıraladı:

“Öğretmen yeterliliklerinin ihtiyaçlar doğrultusunda güncellenmesi. Bütün öğretmenler için zorunlu bir performans sisteminin geliştirilmesi. Bütün öğretmenlerin her dört yılda bir öğretmen yeterlilikleri çerçevesinde yapılacak olan bir sınava tabi tutulması. Öğretmenlerin mesleki gelişimini izleme ve destekleme faaliyetlerinde görev alacak kişilere gerekli eğitimlerin verilmesi. Okul Temelli Mesleki Gelişim Modelinin (OTMG) güncellenerek uygulamaya geçirilmesi.”

“MEB’İN ASIL AMACI GÖRÜLÜYOR”

Performans değerlendirme uygulamalarını benimsenmesiyle, MEB’in asıl amacının açıkça görüldüğünü ifade eden Aydoğan, “Öğretmenlerin mesleki yeterliliklerini arttırmak için piyasacı yöntemleri hayata geçirmek, onları objektifliği tartışılır sınavlar, değerlendirmeler ve testlere tabi tutmak, ağır performans baskısı altında angarya çalışmaya yönlendirmektir” dedi.

PERFORMANS DEĞERLENDİRME SİSTEMİ NASIL UYGULANACAK?

MEB’in hayata geçirmeye çalıştığı performans değerlendirme sistemin hakkında bilgi veren Eğitim-Sen Genel Başkanı Aydoğan şunları kaydetti:

“Öğretmenler, her yıl öğrenci, veli ve eğitim yöneticilerinin değerlendirmesi ile karşı karşıya kalacak. Bakanlık 4 yılda bir düzenleyeceği sınavla öğretmenlerin ‘mesleki yeterliliklerini’ ölçecek.

Öğretmenlere verilecek performans puanının, yüzde 25’ini müdür notu, yüzde 15’ini veli notu, yüzde 15’ini öğrenci notu, yüzde 20’sini zümre öğretmenlerinin notu, yüzde 15’ini diğer öğretmenler ve yüzde 10’unu da öz değerlendirme puanı oluşturacak. Öğretmenlerin sınava girdikleri yıl performans puanlarının yüzde 30’unu sınav notu oluşturacak.”

Aydoğan, güvencesiz olarak istihdam edilen sözleşmeli öğretmenlerin sözleşmelerinin yenilenmesinde, eğitim yöneticileri atanmalarında, ek hizmet puanı verilmesinde, yurt dışı görevlerde, başarı belgesi alımında ve öğretmenlikte kariyer basamaklarında yükselmede performans değerlendirme sistemi kullanılacağını ve performans değerlendirmesinden düşük not alan öğretmenlerin hizmet içi eğitimlere katılıp, her yıl yapılacak olan sınava gireceklerini belirtti.

“TİCARİ İŞLETME ANLAYIŞIYLA EĞİTİM NİTELİĞİ YÜKSELMEZ”

Eğitimin niteliğinde yaşanan bozulmanın sorumlusu olarak öğretmenlerin hedef gösterildiğine dikkat çeken Aydoğan, “Öğretmen yetiştirme ve atama sistemini 'performans, rekabet, verimlilik, kariyer, kalite’ gibi piyasacı kavramlar üzerinden oluşturmak isteyen MEB'in piyasada faaliyet yürüten bir ticari işletme gibi hareket ederek ‘İnsan Kaynakları Yönetimi’ anlayışını referans alan mevcut zihniyetiyle ne öğretmenlerin, ne de eğitimin niteliğini yükseltmesi mümkün değildir” dedi.

Bakanlığın öğretmen yeterliklerini belirlerken tıpkı bir ‘şirket yönetimi’ gibi davrandığını belirten Eğitim-Sen Genel Başkanı Aydoğan, bu nedenle MEB’in hayata geçirmek istediği performans değerlendirme sistemi ile öğretmenlerin mesleki yeterlilikleri arasında somut bir ilişki ya da bağın olmadığını ifade etti.

Aydoğan, öğretmenlerin gelişimi ve mesleki yeterliliklerinin sağlanmasının temel koşulunun, öğretmenlerin yaptıkları işi anlamlı bulmalarına, mesleki özerkliğe sahip olmalarına, okul ikliminin sağlıklı, özgür ve demokratik olmasına bağlı olduğunu kaydetti.

“YASAL DAYANAK SÖZ KONUS DEĞİL”

Öte yandan Aydoğan, MEB tarafından hayata geçirilmeye çalışılan performans değerlendirme sisteminin ve dört yılda bir yapılması planlanan sınavın dayandırıldığı herhangi bir yasal dayanağın söz konusu olmadığını, öne sürülen tek dayanağın ‘Ulusal Öğretmen Strateji Belgesi’ olduğunu belirtti.

Değerlendirici olarak süreçte yer alacak kesimlerin genişliğinin dikkat çektiğini kaydeden Aydoğan, “MEB’in mevcut haliyle uygulamayı düşündüğü, öğretmen, öğrenci ve velilerin hepsinin değerlendirme sürecine dahil edildiği şekliyle bir performans değerlendirme uygulaması dünyanın hiçbir ülkesinde bulunmamaktadır” dedi.

“NEDEN BÜTÜN ÖĞRETMENLER”

“MEB gerçekten öğretmenlerin mesleki yeterliliklerini gözleyerek gereksinim duyulan gelişim alanlarını tespit etmek ve buna bağlı hizmet içi eğitim faaliyetleri planlamak istiyorsa tüm öğretmenleri sınava almasına gerek yoktur” diyen Aydoğan,  çok daha az sayıda öğretmenden oluşacak bir örneklem grubu ile aynı hedefe ulaşılabileceğini belirtti.

“İŞ BARIŞININ BOZULMASINA NEDEN OLACAK”

MEB’in performans değerlendirme sisteminin, öğretmenlerin yaptıkları işin niteliğinden çok ‘yüksek performans’ üzerinden bireysel değerlendirmeye tabi tutulmasına, okullarda herkesin birbirinin ‘rakibi’ olduğu düşüncesinin gelişmesine ve iş barışının bozulmasına neden olacağını ileri süren Aydoğan, “Bu uygulamanın okullarda görev yapan eğitim emekçileri ile diğer öğretmenlerin, okul yöneticilerinin, ilçe milli eğitim müdürlüğü, il milli eğitim müdürlüğü vb. ile ilişkilerde mutlak bağımlılık ilişkilerini (yaranma, tabi olma, hoş görünme vb) daha da geliştirmesi kaçınılmazdır” ifadelerini kullandı.

“AMAÇ ‘MAKBUL ÖĞRETMEN’ KİMLİĞİNİ YAYGINLAŞTIRMAK”

Aydoğan, uygulamayla öğretmenin iktidara, işverene olan bağımlılığının aratacağını belirterek, “Amaçlanan kamusal bir hizmet olarak eğitimi üreten, kamu emekçisi kimliğine sahip öğretmen yerine iktidarın ve egemenin hedeflerine ulaşmasında araç haline getirilen eğitimin, edilgen unsurlarından biri olma rolünü sıkışan ve bunu kabullenen öğretmen rolünün ve ‘makbul öğretmen’ kimliğinin yaygınlaştırılmasıdır” dedi.

ORTAK MÜCADELE ÇAĞRISI

Aydoğan, öğretmenlik mesleğinin eğitim süreçleri, atanma sorunları, çalışma koşulları, iş güvencesi açısından yaşanan kaygılar, yetersiz maaşlar nedeniyle giderek değersizleştirildiğini belirterek, “Öğretmenlik mesleğini daha da itibarsızlaştırması kaçınılmaz olan eğitimde performans değerlendirme uygulamasına karşı ayrım gözetmeksizin bütün eğitim emekçileri ve örgütlü oldukları sendikalar ortak mücadele etmelidir” dedi.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.