Öne Çıkanlar Bilim toki türkak satılık yarı final Gündemde Bugün-18 Kasım 2018 Pazar Poland elma sirkesinin faydaları Tolga Salman DenizBank konsolide bilançosundan önemli göstergeler bosch çomü

AK Parti Sözcüsü Çelik: "Danıştay Kendini Hükümetin Yerine Koydu"

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, Danıştay’ın Öğrenci Andı kararına ilişkin, “Yapılan iş, ilgili dairenin kendisini yürütmenin, hükümetin yerine koymasıdır. Hükümetin takdir hakkını yok saymasıdır. Daha da ileri giderek, hükümetin takdir hakkını bizzat kendisinin kullanmasıdır” dedi.

AK Parti Sözcüsü Çelik, partisinin genel merkezinde basın toplantısı düzenleyerek gazetecilerin sorusunu yanıtladı. Danıştay 8. Dairesi’nin ilköğretim okullarında uygulanan “Öğrenci Andı”nı kaldıran yönetmelik hükmünü iptal etmesine ilişkin soru üzerine Çelik, duruşlarının net olduğunu belirterek şöyle yanıt verdi:

“Biz iktidara geldiğimiz ilk günlerde karşı karşıya olduğumuz şey, Türkiye’de askeri vesayet ve yargı vesayeti, Türkiye’nin bütün enerjisini tüketiyordu. Türkiye’de milletin iradesiyle seçilmiş hükümetler, bu iki vesayet alanın içerisinde iradesi eritilerek yok edilmeye çalışıldı. Egemenlik kayıtsız şartsız millete aittir ifadesi maalesef tam anlamıyla yürütme ve diğer alanlarda yerini bulmuyordu. Uğraştığımız çeşitli meselelerden bir tanesi de Danıştay’da hukuki denetim yapılması yerine yargı alanında, yerindelik denetim yapılması şeklinde bir yanlış uygulamanın yıllar içerisinde sürüp gelmekte olduğudur. Anayasa açık söylüyor Türkiye hukuk devletidir, iradenin bütün eylem ve işlemlerine karşı yargı yolu açıktır.

“SEÇİMLERİ NİYE YAPIYORUZ?”

Yargı kararlarına saygı duyuyoruz peki anayasayla açıkça bir şekilde çelişen bu yargı kararını eleştirmeyecek miyiz? Türkiye’nin geçmişte enerjisini yok etmiş bu gelenek, bu kararla yeniden hortlamaya çalıştığında bunun eleştirmeyecek miyiz? Bakın ne yapmıştır Danıştay’ın ilgili dairesi bu kararı vererek, birincisi hukuka uygunluk denetimlerinin sınırlarını aşmıştır, yerindelik yani idarenin yetkisinde olan bir alana girmiştir. Kendi sınırının dışında bir karar vermiştir. İkincisi kendisini yürütmenin yerine koymuştur. Yani bir daire kendisini hükümetin yerine koymuştur, hükümet gibi davranmıştır. Üçüncüsü, yürütmenin takdir hakkını yok saymıştır dördüncü ve daha tehlikesi yürütmenin takdir yetkisini yok saydığı gibi bizzat kendisi kullanmıştır. Kısaca anayasa ve yasayı çiğnemiştir. Hükümetin yapacağı işleri Danıştay’ın ilgili dairesi yapacaksa idarenin, hükümetin hangi işlem ve eyleminin yerinde olup olmadığına Danıştay karar verecekse seçimleri niye yapıyoruz? Yüce milletimizin milli iradesi diyor ki ben şu partinin yönetmesini istiyorum. Peki ona milletimiz bu yetkiyi verdikten sonra onun hangi politikayı uygulayacağı ilgili Danıştay dairesi tarafından yerindelik kararı yok sayılacaksa o zaman seçimleri niye yapıyoruz. Seçimlerin sonucunda çıkan iradeyi nereye koyacağız? Bu yapılan iş, ilgili dairenin kendisini yürütmenin, hükümetin yerine koymasıdır. Hükümetin takdir hakkını yok saymasıdır. Daha da ileri giderek, hükümetin takdir hakkını bizzat kendisinin kullanmasıdır."

“HİÇBİR ARKADAŞIMIZ MİLLİ KİMLİK, TÜRKLÜKLE İLGİLİ BİR TARTIŞMA AÇMADI”

Çelik, Danıştay’ın öğrenci andı kararını değerlendiren MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin eski Adalet Bakanı ve AK Parti Milletvekili Bekir Bozdağ’a yönelik eleştirilerinin sorulması üzerine şöyle yanıt verdi:

 “Bizim arkadaşlarımızın ilk attığı tweetler ve bununla ilgili yorumları ortadadır. İlgili Danıştay kararı çıktığı andan itibaren, Bekir bey, Adalet Bakanımız, Meclis Başkan Yardımcımız, hukukçu arkadaşlarımız bu konuyla ilgili tweetlerini attı. Hemen hemen hepsinin yaklaşımı aynıdır. Yerindelik denetiminin bir vesayet olduğunun bunun yerine bir hukuki denetim olması gerektiğini söylediler. Dolayısıyla arkadaşlarımızın milli kimlik, Türklük meselesiyle ilgili herhangi bir açıklaması veya beyanı olmadı. Fakat birden bire baktık ki bu mesele Türk milleti, Türklük, milli kimlik kavramı tartışmasına dönüştürüldü. Net olarak şunu söylemek isterim bu meselenin bir milli kimlik tartışmasına dönüştürülmesi Danıştay’ın ortaya koyduğu vesayet anlayışının örtülmesi ya da ıskalanması anlamına gelir, esas meselemiz odur. Hiçbir arkadaşımız milli kimlik, Türklükle ilgili bir tartışma açmadı. İlla bu tartışmayı yapalım diyorlarsa, burada da bizim tutumumuz nettir. Biz hiç kimse Türklüğün kıymetini, çalışkanlığın kıymetini inkar etmez.”

“MİLLİ KİMLİĞİMİZ BİR ETNİK KİMLİĞE İNDİRİLEMEZ”

Milli kimliğin kapsayıcı, kuşatıcı olması gerektiğini kaydeden Çelik, “Biz etnik kimliği ne olursa olsun, hepimiz büyük Türk milletinin eşit parçalarıyız. Dolayısıyla herhangi birinin etnik kökeninden dolayı büyük Türk milletinin dışında sayılması gibi bir anlayış bizim bahsettiğimiz kapsayıcı kimlik anlayışıyla çelişir. Kurucu liderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün çeşitli şekillerde yorumlandığı gibi Ne mutlu Türk olana dememesi, ne mutlu Türküm diyene’ demesi de bu kapsayıcı kimlik anlayışına yapılan bir vurgunun neticesi olarak değerlendirilmeli. Milli kimliğimiz bir etnik kimliğe indirilemez. Sayın Bozdağ gibi hayatı boyunca kimlikçilik yapmamış bir arkadaşımızın Sayın Bahçeli’nin açıklamasında Kürt etnik kökenine vurgu yaparak etiketlenmesinin çok yanlış olduğunu düşünüyoruz. Hiçbirimiz yanımızda oturan insanın etnik kökeninin ne olduğunu merak etmemeliyiz. Bekir Bozdağ kardeşimiz, bu ülkeye büyük hizmetler vermiştir ve devam etmektedir. Suçlanması ya da ‘seni uyarıyoruz’ diyerek bir şekilde taciz edilmesi asla kabul etmeyeceğimiz bir yaklaşımdır” dedi.

CEMAL KAŞIKÇI OLAYI: “BAŞKONSOLOSLUĞA GİRMEMİZ SUUDİ TARAFIN GECİKTİRMELERİNDEN KAYNAKLANDI”

Çelik, öldürülen Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı’ya ilişkin ise başsavcılık açıklama yapmadan ayrıntılı bilgi veremeyeceğini belirterek, “Son derece Hunharca planlanmış, örtbas edilmek için çok gayret sarf edilmiş bir durumla karşı karşıya olduğumuzu görüyoruz. Çok komplike bir cinayet. Türkiye Cumhuriyeti güvenilir bir devlettir her türlü iddiasının arkasına hukuki argüman koymaya özen gösteren bir devlettir. Biz bu konuda spekülasyon yapamayız. Mesele uzuyorsa ki uzadığını düşünmüyoruz bu bizden kaynaklanmamıştır. Başkonsolosluğa girmemiz dahi Suudi tarafın geciktirmelerinden kaynaklanmıştır. Burada gerçek neyse onun ortaya çıkması bizim namus borcumuzdur ve burada gerçek açığa çıkacaktır. İnşallah sonuçlar ortaya çıkacak, sorumlular cezalandırılacak ve bir daha kimsenin aklından böyle şeyler geçmeyecek” dedi.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.