Öne Çıkanlar Millî Savunma Bakanı Hulusi Akar ırak kemal kılıçdaroğlu haberleri İsrail almanya cumhurbaşkanı recep tayyip erdoğan 19 Haziran 2020 Gündemi İyileşen Toplam Hasta Sayısı Odeabank Nakit Yönetimi ve Dış Ticaret Direktörü Ahmet Zafer Seyar filistin mardin eski başbakan Prof. Dr. Necmettin Erbakan

CHP’den Darbe Komisyonuna Muhalefet Şerhi: Öngörülen, Önlenmeyen Ve Sonuçları Kullanılan Kontrollü Bir Darbe

CHP, 15 Temmuz (FETÖ/PDY) Darbe Girişimini Araştırma Komisyonunun raporuna yönelik muhalefet şerhini açıkladı. CHP İstanbul Milletvekili Aykut Erdoğdu, “15 Temmuz hain darbe girişimi öngörülen, önlenmeyen ve sonuçları kullanılan kontrollü bir darbedir” dedi.

CHP İstanbul Milletvekili Aykut Erdoğdu, partisine mensup Darbe Komisyonu üyeleriyle birlikte TBMM'de CHP Grup Yönetim Toplantı Salonu’nda basın toplantısı düzenledi.
Erdoğdu, “muhalefet şerhimiz 300 sayfalık rapordur” dedi.

“ÖNGÖRÜLEN, ÖNLENMEYEN VE SONUÇLARI KULLANILAN KONTROLLÜ BİR DARBEDİR”
Erdoğdu basın toplantısında şunları ifade etti:
“Bu muhalefet şerhi 15 Temmuz hain darbe girişimi sırasında şehit düşen yurttaşlarımızın aziz hatıralarına ve gazilerimize adanmıştır.
15 Temmuz hain darbe girişimi öngörülen, önlenmeyen ve sonuçları kullanılan kontrollü bir darbedir.
15 Temmuz 2016’da gerçekleştirilen kanlı ve hain kalkışma bu memleketin masum yurttaşları için beklenmeyen, şok edici ve dehşet verici bir gelişme olmuştur. Ancak bu hain darbe girişiminin olacağını bilen ve bekleyenler de vardır.

“DARBE GİRİŞİMİNİN BİLİNDİĞİ HATTA BU GİRİŞİMİN HAZIRLIK SÜRECİNİN TAKİP EDİLDİĞİ ANLAŞILMAKTADIR”
15 Temmuz darbe girişiminden aylar önce yazılan yazılardan darbe girişiminin bilindiği hatta bu girişimin hazırlık sürecinin takip edildiği anlaşılmaktadır. Bu konuda en açık kanıt darbeden 4 ay önce Fuat Uğur’un Türkiye Gazetesi'nde 24 Mart 2016, 2 Nisan 2016 ve 21 Nisan 2016 tarihlerinde yazdığı üç yazısıdır.
Fuat Uğur’un yazılarında kamuoyuyla paylaştığı bilgiler 15 Temmuz hain darbe girişiminde ve sonrasında aynen gerçekleşmiştir.
Kanlı darbe girişimi sonrası düzenlenen Savcılık iddianamelerinin incelenmesinden Cemaatin darbe hazırlıklarına, 2015 son aylarından itibaren başladığı anlaşılmaktadır.
Darbeye hazırlık faaliyetleri Adil Öksüz, Kemal Batmaz, Hakan Çiçek, Nurettin Oruç ve Harun Biniş tarafından yürütülmüştür. Adil Öksüz ve diğer planlayıcılar darbe girişiminden çok önce cemaat bağlantısı devlet tarafından bilinen isimlerdir.
MİT’in ‘TSK bünyesinde istihbarat toplayamadığından darbe girişiminin tarihi konusunda net bir istihbarata önceden ulaşılamadığı’ savunması geçerli kabul edilmemektedir.
Çünkü güvenlik ve istihbarat makamları tarafından bilinen ve takip edilmesi gereken ‘Cemaatin Hususileri’ olarak adlandırılan başta Adil Öksüz, Kemal Batmaz, Hakan Çiçek, Nurettin Oruç ve Harun Biniş asker değil sivil kişilerdir. Darbeye hazırlık ve planlama toplantılarının çoğu askeri bölgelerde değil sivil bölgelerde yapılmış ve binlerce asker bu toplantıya iştirak etmiştir.

“15 TEMMUZ HAİN DARBE GİRİŞİMİNİN ÖNGÖRÜLEN BİR DARBE GİRİŞİMİ OLDUĞUNU TARİHİ BİR GERÇEKLİK OLARAK ÖNÜMÜZE ÇIKARMAKTADIR”
MİT Müsteşarlığı TBMM Araştırma Komisyonu’na yönelik yazdığı 22.05.2017 tarihli yazısında ‘MİT’in daha önce dış makamlarla paylaşılan notlarda cemaatin darbe girişiminde bulunabileceğini bildirdiğini ancak TSK bünyesinde istihbarat toplayamadığından darbe girişiminin tarihi konusunda net bir istihbarata önceden ulaşılamadığı’ bilgisiyle darbenin bilindiğini ve beklendiğini şüpheye yer bırakmayacak şekilde ikrar etmiştir. Bu durum 15 Temmuz hain darbe girişiminin öngörülen bir darbe girişimi olduğunu tarihi bir gerçeklik olarak önümüze çıkarmaktadır.
14 Temmuz 2016 tarihinde yani kalkışmadan bir gün önce Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar’ın MİT Müsteşarı Hakan Fidan’la birlikte Özel Kuvvetler Komutanlığı 4. Dönem Özel Kuvvetler İhtisas Kursu Mezuniyet törenine katıldığı, önceki yıllarda böylesine bir törene katılma geleneği olmadığı, bu tören sonrası MİT Müsteşarı Hakan Fidan’la Özel Kuvvetler Komutanlığı bahçesinde 18.00 - 00.30 arası yaklaşık 6,5 saat boyunca baş başa görüştüğü ifadelerle ortaya çıkmıştır.
Kara Kuvvetleri Komutanının 15 Temmuz günü İzmir programını erken keserek rutin YAŞ görüşmeleri için Ankara’ya çağrılması ve aynı uçakta hain darbe girişiminin başındaki en yüksek rütbeli subay olan Org. Akın Öztürk’ün olması ve aynı gün darbe girişiminin başlaması izaha muhtaç bir durumdur.
İhbarcı O.K. ‘aynı cemaatten’ vurgusuyla ‘kalkışmanın bir cemaat operasyonu ve bir darbe girişimi” olduğunu açıkça söyleyerek durumun vahametini ortaya koymuştur. Bu koşullar altında MİT Müsteşarının Cumhurbaşkanı ve Başbakan’a derhal bilgi vermesi ve güvenlik birimlerini teyakkuz haline geçirmesi gerekirken bu görevini ihmal etmiş olması anlaşılamamaktadır.
Genelkurmay 2. Başkanı Org. Yaşar GÜLER’in beyanından MİT Müsteşarının Cumhurbaşkanı’nı bilgilendirmek istediği ancak ulaşamadığı anlaşılmaktadır. Bu durum karşısında Cumhurbaşkanı Koruma Müdürü Muhsin Köse’ye 'Muhsin sana dışarıdan bir saldırı olsa buna karşı koyacak kadar gücün, kuvvetin ve adamın var mı?" sorusuyla durumun vahametini anlattığı ancak detay bilgi vermediği anlaşılmaktadır.
Bu soru hayatın olağan akışı içerisinde sorulabilecek bir soru değildir. Bu durumda Hakan Fidan ve Muhsin Köse tarafından Cumhurbaşkanı’nın bilgilendirilip bilgilendirilmediği hususu karanlıkta kalmakta ve makul şüpheler artmaktadır.
Genelkurmay Başkanı gerek Savcılığa verdiği ifadesinde gerek TBMM Araştırma Komisyonu’na gönderdiği tarihsiz yazısında olayın öğrenilmesini müteakip alınabilecek tüm önlemleri aldığını bildirmektedir. Ancak alınan bu önlemlerin yetersiz olduğu ve Genelkurmay Başkanı ve bazı Kuvvet Komutanların darbeciler tarafından enterne edilerek rehin alındığı da üzücü bir gerçek olarak karşımızda durmaktadır.
Genelkurmay Başkanı’nın tüm kuvvet komutanlıklarına 18:30’da hareket merkezleri aracılığıyla ilettiği emirler saat 19:26’da adreslerine ulaşmıştır. Bu emirlere rağmen TSK’nın komuta kademesinin önemli bir kısmı düğünlere katılmış ve düğünlerde derdest edilerek enterne edilmiştir. Bu durum izah edilememektedir. 
Özel Kuvvetler Komutanı Korg. Zekai Aksakallı’nın Ankara’da görülen darbe davasının duruşmasında dile getirdiği “TSK’da kriz ve olağanüstü durumlarda ilk haber alınır alınmaz tedbir olarak ‘personel kışlayı terk etmesin’ emri verilir. Birlik komutanları kışlalarında, mesaiye devam edilir. Her zaman uygulanan bu temel ve basit kural 15 Temmuz’da ilk haber alındığı zaman uygulanmamıştır. Uygulansaydı darbe girişimi baştan açığa çıkardı” şeklindeki ifadesi şüpheleri artırmıştır.
Kara Kuvvetleri Komutanı, Kara Havacılık Komutanlığındaki yaklaşık 2 saat süren incelemelerinde durumu hiç belli etmeden dikkatli incelemeler yaptığını ve personele sorduğu sorularla bilgi almaya çalıştığını, incelemeleri sırasında herhangi bir hareket hazırlığı görmediğini ve 21.25 sıralarında Kara Havacılık Komutanlığından ayrıldığını beyan etmektedir. Ancak Kara Kuvvetleri Komutanı’nın hiçbir hareket görmediği Güvercinlik Kara Havacılık Okul Komutanlığından Kara Kuvvetleri Komutanının ayrılmasından dakikalar sonra helikopterlerin havalanarak hain darbe girişimine katılabilmiş olması izah edilememektedir.
MİT’in bildiği ve dış makamları bilgilendirdiği Cumhurbaşkanı ve Başbakan’ın öngörülen bu darbe başladıktan sonra Cumhurbaşkanı’nın 'darbeyi eniştemden öğrendim' demesi Başbakan’ın 'eşten dosttan öğrendim' demesi ve sanki hiç bilmedikleri ve beklemedikleri şok edici bir gelişmeyle karşılaşmış gibi davranmaları anlaşılamamaktadır.

“15 TEMMUZ HAİN KALKIŞMASI ÖNLENMEYEN DARBE GİRİŞİMİ OLARAK TARİHE GEÇMİŞTİR”
Öngörülen darbe girişimi 15 Temmuz günü öğleden sonra 14.20 itibariyle öğrenilmiş ancak yukarıda belirtilen bilgi ve bulgular ışığında gerekli bilgilendirmelerin yapılmadığı ve etkin önlemler alınmadığı anlaşılmıştır. Bu ihmaller zinciri sonucunda 15 Temmuz hain kalkışması önlenmeyen darbe girişimi olarak tarihe geçmiştir.

“HAİN DARBE GİRİŞİMİNİ SONUÇLARI KULLANILMIŞ VE KARŞI DARBE GERÇEKLEŞTİRİLMİŞTİR”
Bütün bu açıklamalardan anlaşılacağı üzere 15 Temmuz hain darbe girişimini sonuçları kullanılmış ve karşı darbe gerçekleştirilmiştir. Bu sebeplerle 15 Temmuz darbe girişimi karşı darbe yapmak amacıyla sonuçları kullanılan bir darbe girişimidir.

“ÖNGÖRÜLEN, ÖNLENMEYEN VE SONUÇLARI KULLANILAN”
Muhalefet şerhimizde detaylarıyla anlatıldığı üzere 15 Temmuz hain darbe girişimi öngörülen, önlenmeyen ve sonuçları kullanılan bir kontrollü darbe olarak tarihe geçmiştir.”

CHP, 15 Temmuz (FETÖ/PDY) Darbe Girişimini Araştırma Komisyonunun raporuna yönelik muhalefet şerhini açıkladı. CHP İstanbul Milletvekili Aykut Erdoğdu, “Bu rapor tamamıyla zaten darbenin siyasi ayağını işaret etmektedir. Bu darbenin siyasi ayağı Adalet ve Kalkınma Partisi’dir” dedi.

"DARBE GİRİŞİMİNİ GÖSTERE GÖSTERE ÖRTBAS ETME ÇABASI İÇİNDELER”
İstanbul Milletvekili Zeynel Emre, “Darbelerle hesaplaştığını söyleyenler bugün canhıraş bir şekilde, yaşadığımız darbe girişimini göstere göstere örtbas etme çabası içindeler. Vesayete savaş açtığını söyleyenler bugün açıkça, gelmiş geçmiş tüm vesayet türlerini gölgede bırakır haldeler. Artık hiçbir şüpheye mahal vermeksizin bilinmesi gereken bir şey varsa o da, 15 Temmuz gecesi kalkışılan bir darbe girişiminin, iktidarın kendi ikbali, arzuladığı rejim için bir bunu fırsata çevrildiğidir” dedi.

“HOLLYWOOD FİLMLERİNDE BİLE RASTLANMAYACAK”
İzmir Milletvekili Aytun Çıray da, “Türk Milletine Hollywood filmlerinde bile rastlanmayacak dehşet verici bir travma yaşatan bu hain kalkışmanın diğer hukuki ve adli sorumlusu AKP iktidarlarıdır” diye konuştu.
-“KIRMIZI CUMA”-
İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu da, “Bu darbe girişimi Türkiye’nin kanlı Cuma’sıdır. Tıpkı kırmızı Pazartesi gibi. Her şey önceden biliniyordu, katil belli, maktul belli ama hiç kimse müdahale etmiyordu. Kırmızı Cuma” dedi.

SORULAR
“Darbenin siyasi ayağı kimdir?” sorusuna Erdoğdu, “Bu rapor tamamıyla zaten darbenin siyasi ayağını işaret etmektedir. Bu darbenin siyasi ayağı Adalet ve Kalkınma Partisi’dir. Ancak biz bireyleri tek tek suçlayacak ve tarihi muhalefet şerhini bir suçlama metnine dönüştürmedik. Bunlar da savcılıklar tarafından açığa çıkarılacak” yanıtını verdi.

“KONTROLLÜ DARBE”
Erdoğdu, "Kontrollü darbe ile kastımızı üç başlıkta özetliyoruz. Öngörülen delillerimizi koyduk, önlenmeyen delillerimizi koyduk, sonuçlarından yararlanılan delillerimizi koyduk ve bu üçü bir araya geldiğinde kontrollü darbe tanımını oluşturuyor; öngörülen, önlenmeyen, sonuçlarından yararlanılan” dedi.

“ARTIK DAYILAR DEĞİL, KAYINBABALAR DÖNEMİ BAŞLADI”
Damat tartışmasına ilişkin soruya da Tanrıkulu, “Eskiden Ankara’da dayın varsa işin görülür denirdi ama şimdi artık dayılar değil, kayınbabalar dönemi başladı” yanıtını verdi.

CHP’NİN MUHALEFET ŞERHİ
CHP’nin muhalefet şerhinin sonuç bölümünde şu ifadeler yer aldı:
“15 Temmuz 2016 akşamı başlayan ve 16 Temmuz 2016 günü bastırılan hain darbe girişimi sonrasında ortaya çıkan ve bu muhalefet şerhimizde ortaya koyulan gerçekler bu hain girişimin öngörülen, önlenmeyen ve sonuçlarından yararlanılan bir 'kontrollü darbe' olduğu gerçeğini ortaya koymuştur.
15 Temmuz akşamı başlatılan kanlı ve hain darbe girişimi memleketimizin temiz, saf ve masum yurttaşları için beklenmeyen, şok edici ve dehşet verici bir gelişmeydi.
Ancak 15 Temmuz hain darbe girişimi sonrasında ortaya çıkan gerçekler 15 Temmuz gecesi yaşanan şok edici ve dehşet verici bu girişimin birilerince çok önceden bilindiğini, beklendiğini ve nihai maksada yönelik olarak değerlendirilecek bir fırsat olarak görüldüğünü ortaya koydu.
2002 yılına kadar devlete gizlice sızan Fethullah Gülen cemaati mensupları 2002 yılında AKP ile kurulan ittifak sonucu devletin tüm hemen hemen tüm kurumlarını teslim almıştır.
Bütün bu yaşananlar mutlak gücü ele geçirmek amacıyla aynı menzile giden iki kardeşin birbirlerine karşı üstün gelmek amacıyla her yöntemi kullandığı aile içi kavgadır. Tutuşulan bu kavgada menzile giden yol zarar görmesin diye iki tarafta gücünün tamamını kullanmamış, kavga sırasında müzakere ve pazarlıklar elçiler ve aracılar üzerinden sürdürülmüş ve mazinin suç ortaklığı memleketin masum ve temiz insanlarından gizlenmiştir. Yaşanan kavgada amaç 'dava/menzil' zarar görmeden bir tarafın diğer tarafı tasfiyesi mücadelesidir.
AKP ve Cemaat arasında 1 Kasım 2002 tarihinde başlayan tam ittifak 17 Aralık 2013’de başlayan ölümcül bir düelloya dönüşmüş ve 15 Temmuz 2016 akşamı girişilecek tarihi ihanete götüren süreç bu şekilde başlamıştır.
15 Temmuz darbe girişiminden aylar önce yazılan yazılardan darbe girişiminin bilindiği hatta bu girişimin hazırlık sürecinin takip edildiği anlaşılmaktadır.

“15 TEMMUZ HAİN KALKIŞMASI ÖNLENMEYEN DARBE GİRİŞİMİ OLARAK TARİHE GEÇMİŞTİR”
Öngörülen darbe girişimi 15 Temmuz günü öğleden sonra 14:20 itibariyle öğrenilmiş ancak yukarıda belirtilen bilgi ve bulgular ışığında gerekli bilgilendirmelerin yapılmadığı ve etkin önlemler alınmadığı anlaşılmıştır. Bu ihmaller zinciri sonucunda 15 Temmuz hain kalkışması önlenmeyen darbe girişimi olarak tarihe geçmiştir.
15 Temmuz hain darbe girişimini sonuçları kullanılmış ve karşı darbe gerçekleştirilmiştir. Bu sebeplerle 15 Temmuz darbe girişimi karşı darbe yapmak amacıyla sonuçları kullanılan bir darbe girişimi olarak tarihe geçmiştir.

SONUÇLARI KULLANILMIŞ VE KARŞI DARBE GERÇEKLEŞTİRİLMİŞTİR”
15 Temmuz hain darbe girişimini sonuçları kullanılmış ve karşı darbe gerçekleştirilmiştir. Bu sebeplerle 15 Temmuz darbe girişimi karşı darbe yapmak amacıyla sonuçları kullanılan bir darbe girişimidir.

“ÖNGÖRÜLEN, ÖNLENMEYEN VE SONUÇLARI KULLANILAN BİR KONTROLLÜ DARBE”
Muhalefet şerhimizde detaylarıyla anlatıldığı üzere 15 Temmuz hain darbe girişimi öngörülen, önlenmeyen ve sonuçları kullanılan bir kontrollü darbe olarak tarihe geçmiştir.”

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.