Öne Çıkanlar İsmet Sezgin TZOBdan anız uyarısı kurban bayramı 50 SERBEST 8 ağustos 2016 gündemi 13 haziranda borsa düştümü fatih uysal hava durumu

Bu haber kez okundu.

CHP’li Böke: Türkiye’nin Demokrasi Sorunu Var Rejim Sorunu Yok

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Selin Sayek Böke, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli için, “AKP’nin muhalefetten sorumlu genel başkan yardımcısı” ifadesini kullanırken, “Tüm kamuoyuna, AKP’ye, saraya ve sarayın yedek lastiğine bir kez daha sesleniyoruz, Türkiye’nin demokrasi sorunu var, bir rejim sorunu yok” dedi.

CHP Merkez Yönetim Kurulu (MYK) Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu başkanlığında parti genel merkezinde toplandı. Toplantının ardından MYK’nın gündemine ilişkin basın toplantısı düzenleyen Böke, MHP lideri Bahçeli’nin açıklamalarının ardından yeniden gündeme gelen başkanlık tartışmasıyla ilgili, “Türkiye bir kez daha AKP ve AKP’nin koltuk değnekliğini kendine misyon edinmiş bir muhalefet lideri tarafından suni ve ihtiyaç duyulmayan bir rejim tartışmasına sokuldu” ifadelerini kullandı.

“AKP’nin Muhalefetten Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı”

Türkiye’nin tek ihtiyacının daha kuvvetli bir demokrasi olduğunu belirten Böke, “15 Temmuz gecesi 241 kişiyi şehit vermişken, takip eden her gün onlarca şehidimizi teröre kaybederken, dolar almış başını uçarken, vatandaş işsiz ve açken biz Türkiye’de demokrasiyi değil başkanlığı konuşuyoruz. Bu durumda vatandaşın beklediği tek şeyin kendi sorunlarına bir çözüm olduğunu da siyasi partilerin göz ardı etmesine izin veriyoruz. Biz izin vermeyeceğiz. Biz AKP’nin ve AKP’nin muhalefetten sorumlu genel başkan yardımcısı Bahçeli’nin tek derdinin bir siyasi hırs ve o hırsın sonunda bir başkanlık rejimi olduğunu biliyoruz. Bu konuyu ısıtıp ısıtıp karşımıza koymalarının sebebi budur. Açıkça söylüyoruz, bizim için vatandaşımızın işsizliği, açlığı, doların alıp başını gittiğinde zarar gören şirketlerimiz derttir. Bizim için vatanını koruyan gençlerin şehit olma tehdidiyle yaşaması derttir. Bizim için dert, demokrasiyi güçlendirmektir” diye konuştu.

“Pazarlığın Diğer Kefesinde Ne Var?”

AK Parti’nin tek derdinin, ülkenin iradesine tek bir kişinin el koyduğu diktatörlüğü artık resmiyete dökmek olduğunu ifade eden Böke, “Ne oldu da AKP ve MHP buzdolabından başkanlık tartışmasını yeniden çıkardı. Herhalde ortada anlayamadığımız bir pazarlık var. Pazarlığın bir kefesinde Türkiye’nin demokratik parlamenter sistemi var, diğer kefesinde ne olduğunu MHP’ye de sormak gerekiyor. Acaba seçim korkusu mu var, acaba AKP’nin muhalefetten sorumlu genel başkan yardımcısının bir koltuk korkusu mu var?” diye sordu.

“Başkanlığın İsmi Geçtiğinde Türkiye Ve Türk Lirası Eriyor”

Böke, 2002 yılından bu yana AK Parti ne zaman ihtiyaç duyduysa MHP’yi yanında bulduğunu söyleyerek şöyle devam etti:
“Çok uzun süredir ikiz kardeş gibi hareket eden iki parti, Türkiye’yi anlamsız bir şekilde hiç ihtiyacı olmayan bir sistem tartışmasına sürüklüyor ve sistem tartışması çok açık bir biçimde Türkiye’de istikrarsızlığı besliyor ve Türkiye’yi geriyor. Bu sorumsuzluğun bedelini de en nihayetinde vatandaş ödüyor. Dün sorumsuzca başlatılan bu tartışma esnasında dolar bir anda aşırı değer kazandı, Türk Lirası aşırı değer kaybetti. Başkanlığın ismi geçtiğinde Türkiye ve Türk Lirası eriyor, bırakın başkanlığın gelmesini. Başkanlık gelirse Türkiye daha da fakirleşecek, hukuk da kalmayacak.

“Vatandaşın Hayatı AKP ve MHP Konuştuğu İçin Daha Pahalı”

Sistem tartışması açıldı açılalı doların nerede duracağı belli değil. Dolar her değer kazandığında ithal edilen ürünlerin fiyatları otomatik olarak artıyor. Vatandaşın hayatı AKP ve MHP konuştuğu için daha pahalı bugün. Türk Lirası’nın dolara karşı her yüzde 10’luk değer kaybında, enflasyon yüzde 1,5 daha artıyor. Her bir kuruşluk değer kaybında Türkiye’de şirketler 1,8 milyar zarar ediyorlar, iflas ediyorlar, işsizlik artıyor. Başkanlık konuşulunca bunlar oluyor, bırakın başkanlığın ülkeye gelmesini.
Tek bir kişinin siyasi kaprisi için Türkiye, bu suni tartışma ilerledikçe hepimiz ortak bir bedel ödüyoruz. Ne zaman ağızlarını açsalar fatura hepimize işsizlik, enflasyon, açlık ve pahalılık olarak geri dönüyor.”

“Sarayın Yönettiği Kontrollü İstikrarsızlık”

AK Parti sürekli bir sistem tartışması ile ülkeyi istikrarsızlaştırıyor. AKP’nin tek adam iddiası ve siyasi kaprisi kabul edilemez boyutta maliyetler ortaya çıkartıyor. AKP’nin istikrarsızlaştırma yoluyla güç devşirme projelerine maalesef alışığız. Türkiye 7 Haziran’dan beri tam da bu oyunun sergilendiği bir tiyatroya dönüştürüldü. Önce görevini yapmayan, ülkeyi yönetmeyen hükmet nedeniyle ülke istikrarsızlaşıyor, sonra bu istikrarsızlıktan çıkmak için sarayın daha da güçlendirilmesi hikayesi anlatılıyor, saraya daha çok güç talep ediliyor.

“Tüm Kamuoyuna Sesleniyoruz…”

Bize ölümü gösterip sıtmaya razı etmeye çalışıyorlar. Biz Türkiye için ne ölüme ne sıtmaya razı değiliz. Biz Türkiye’nin demokrasiyi yeşerttiği ülkede huzur içinde yaşamasını tek hedef olarak görüyoruz. Türkiye 7 Haziran’dan beri sarayın yönettiği bir kontrollü istikrarsızlıkla büyük bedeller ödüyor. Şimdi bir kez daha suni bir başkanlık tartışmasıyla bu istikrarsızlık AKP’nin kendi eliyle yaratılmış oluyor.
Buradan tüm kamuoyuna, AKP’ye, saraya ve sarayın yedek lastiğine bir kez daha sesleniyoruz, Türkiye’nin demokrasi sorunu var, bir rejim sorunu yok. Vatandaşın hukuk sorunu, ekonomik sorunları var, bir rejim sorunu yok.

“Fiili Başbakan Berat Albayrak”

Eğer derdiniz ekonomiyi düzeltmek değil de damadı korumak ise o zaman ülkenin bütün politikalarını bir ailenin hırsı uğruna belirlersiniz ve Türkiye bu uğurda bedel ödemeye devam eder. Geçtiğimiz hafta sırf damat korunacak diye ülke felç oldu. Girişimcilerin, bilim insanlarının, yazılımcıların en çok kullandığı dropbox ve google drive’a erişim yasaklandı. Damat Korunacak diye insanlar işlerine, dosyalarına, kendi bilgilerine ulaşamadılar. Böyle bir rezalet demokrasilerde, hukuk devletinde olmaz. Böyle bir rezalet ancak ve ancak tek adamın ve tek ailenin sahibi olduğu krallıklarda olur.
Bize vitrinde bir başbakan sunuluyor ama fiili başbakan Berat Albayrak için tüm ekonomi dolduruluyor. Türkiye’nin kalkınması için önce bu düzenin değişmesi gerekiyor.”

“Mahkemenin Saray Mahkemesi Değil Anayasa Mahkemesi Olması Gerek”

Böke, Anayasa Mahkemesi’nin KHK’ların iptali istemiyle yaptıkları başvuruyu reddetmesini de, “Anayasamızın açık hükmüne göre bu KHK’lar OHAL döneminin ötesinde düzenlemeler barındıramazlar. Ancak Anayasa Mahkemesi kendi 1991 yılındaki içtihadını yok sayarak, kendilerini yetkisiz ilan ettiler. Anayasa Mahkemesi, önüne gelen inceleme konusunun adının ne olduğuyla değil içeriğiyle ilgilenmek zorunda. Bütün bunlar mahkemenin saray mahkemesi değil anayasa mahkemesi olması gerekiyor. Maalesef karar bu yönde endişemizi artırıyor” diye değerlendirdi.
 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.