Öne Çıkanlar ido ekonomi ham petrol kord bezi Avrasya Tüneli Açılıyor Finansal Hizmetler Güven Endeksi mhp kadın kolları yht Positive seferisar arjantin milli takım forması chp

Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Bazı İş Adamlarının Varlıklarını Yurt Dışına Kaçırma Gayretlerini Duyuyorum"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Buradan tüm Türkiye’ye bir sinyal veriyorum. Bazı haberler alıyorum, bazı sinyaller alıyorum, bazı iş adamlarının varlıklarını yurt dışına kaçırma gibi gayretlerinin olduğunu duyuyorum. Buradan sesleniyorum, önce kabinemize sesleniyorum, bunların hiçbirine çıkış için asla izin vermemelisiniz. Çünkü bu adımlar ihanet-i vataniyedir. Bu ülkede kazanıp, bu ülkenin varlıklarını yurt dışına kaçırmaya çalışanlara asla biz iyi nazarla bakamayız” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan partisinin 6.olağan Muş il kongresine katıldı. Etkinlikte bir konuşma yapan AK Partili Erdoğan, bugüne kadar siyasi meselelerle insani gündemleri ayrı ayrı değerlendirdiklerini belirterek, “Ülkemiz sınırlarında içinde olduğu gibi bölgemizin her yerinde de köken, din, dil ayrımı yapmadan tüm mazlumların yaralarına merhem olduk. AK Parti’yi kurduğumuzda etnik, dini ve bölgesel taassup asla yapmayacağımızı yapılmasına da müsaade etmeyeceğimizi söylemiştik. 16 yıldır bu sözümüze halel getirmedik. Hayata geçirdiğimiz sessiz devrimlerle ret, inkar ve asimilasyon politikalarına son verdik. Hiç kimsenin diline, inancına, kültürüne karışmadık. Hiçbir vatandaşımızın hayat tarzından dolayı ötekileştirilmesine müsaade etmedik. 81 vilayetiyle, 80 milyonuyla 780 bin kilometrekare vatan toprağıyla tüm Türkiye’yi kucaklamanın gayreti içinde olduk. Ülkemizin son 15 yılı devletle milletin arasındaki mesafenin kapandığı, birlik ve beraberliğimizin güçlendiği, özgürlüklerin genişlediği bir dönem oldu. Bu genişlemenin arkasından Türkiye’nin son 15 yılı demokrasinin şaha kalktığı bir süreç oldu” açıklamasında bulundu.

“TUVALETE BİR MİLYONA GİDİLEN GÜNLER VARDI”

Türkiye’nin milli gelirinin 3 bin 500 dolardan 11 bin dolara çıktığının altını çizen AK Partili Erdoğan, “Hatırlayın, 15 yıl önce paralarımızda bol sıfırlar var mıydı? Altı sıfır var mıydı? Biz bu altı sıfırı attık mı? Düşünün, tuvalete bir milyona gidilen günler vardı. Sıfırları attık bir liraya gider hale geldik. Nerelerden nerelere. Ama bugün tabii birçok yerde bunu konuşsak herkes unutmuştuk. Hafıza-i beşer nisyan ile malul. IMF’e borcumuz neydi? 23.5 milyar dolar. Kimler yaptı? Bizden öncekiler, Bay Kemal. Onlardan bize miras kaldı, diğerlerinden bize miras kaldı, koalisyon hükümetlerinden bize miras kaldı. Peki bu 23.5 milyar doları 2013 yılında sıfırladık mı? Sıfırladık. Şu anda bizim IMF’e borcumuz var mı? Yok. Şimdi IMF bizden borç istiyor. IMF kapısında 3-5 sente muhtaç olan el açan bir Türkiye vardı” diye konuştu.

“MERKEZ BANKAMIZIN VARLIĞI 27.5 MİLYAR DOLARDI”

Türkiye’ye kumpas uygulamaya çalışıldığını söyleyen Erdoğan, şunları kaydetti:

“Buradan tüm Türkiye’ye bir sinyal veriyorum. Bazı haberler alıyorum, bazı sinyaller alıyorum, bazı iş adamlarının varlıklarını yurt dışına kaçırma gibi gayretlerinin olduğunu duyuyorum. Buradan sesleniyorum, önce kabinemize sesleniyorum, bunların hiçbirine çıkış için asla izin vermemelisiniz. Çünkü bu adımlar ihanet-i vataniyedir. Bu ülkede kazanıp, bu ülkenin varlıklarını yurt dışına kaçırmaya çalışanlara asla biz iyi nazarla bakamayız. Merkez bankamızın varlığı 27.5 milyar dolardı. Şimdi hamd olsun Başbakanlığım döneminde 136 milyar dolara kadar çıkmıştı. Şu anda da 117-120 arası bir rakamdayız. Bak, nereden nereye. Yükselecek, çünkü biz bu 136 milyarları da geçeceğiz. Şartlar ne olursa olsun bağımsızlığımızın ve milli menfaatlerimizin gerektirdiği şekilde tavır alabilen güçlü bir Türkiye var.

“GÜÇLÜ VE BAĞIMSIZ TÜRKİYE’Yİ HAZMEDEMİYORLAR”

Son günlerde sergilenen çifte standartları takip ediyorsunuz değil mi? Kardeşlerim, Hans’a, George’a, Mike’a göre değil Hasan’a, Ahmet’e, Ali’ye göre hareket etmemiz birilerinin canını fena halde sıkıyor. Alışmışlar emir kipi ile konuştukları eski Türkiye’ye, alışmışlar batından daha çok batıcı bir ülkeye, alışmışlar baskılarla yıldırdıkları, tehditlerle diz çöktürdükleri, diledikleri zaman oyun dışına attıkları o pısırık ülkeye. Bir türlü büyük, güçlü ve bağımsız Türkiye’yi hazmedemiyorlar. Eski Türkiye’nin patronları bizim bu milli ve yerli duruşumuzdan rahatsızlıklarını her fırsatta gösteriyorlar. Türkiye’nin sorgusuz, sualsiz kendilerine tabi olmaması, milli menfaatlerinin bekçiliğini yapması karşısında adeta kuduruyorlar. Üstelik bu tavırlarını öyle gizli saklı da değil göstere göstere sergiliyorlar.

“BİZİM YAPTIĞIMIZ İŞİN MÜTTEFİKLİK RUHUNA AYKIRI BİR TARAFI DA YOK”

Mesela ne yapmışız? Sözleşmemiz olan bir ülkeden vatandaşımız kışın üşümesin, ekonomimizin çarkları durmasın diye doğalgaz satın almışız. Diğer ülkeler gibi bizi de sadece BM kararları bağlar. Türkiye BM kararlarını harfiyen uygulamış mıdır? Uygulamış. Uluslararası taahhütlerini yerine getirmiş mi? Getirmiş. Üstelik bizim yaptığımız işin müttefiklik ruhuna aykırı bir tarafı da yok. Şartların elverdiği ölçüde elimizden gelen iyi niyeti de sergiledik mi? Sergiledik. Bunu yüz yüze görüşmelerimizde kendirine de açıkça izah ettik. Buna rağmen ülkemize yönelik suçlamalar akıl alır gibi değildir. Tamamı FETO’nun servis ettiği ana muhalefet partisi eski vekillerinin kuryelik yaptığı hiçbir hukuki geçerliliği olmayan kayıtlarla ülkemizi sanık sandalyesine oturtuyorlar.

“KİMSE KUSURA BAKMASIN BİZ BU ŞANTAJA BOYUN EĞMEYİZ”

Hadi işin ticari boyutunu bir kenara bıraktık, çünkü kendi yaptırımlarını asıl delenler bizzat kendi firmaları. Buna rağmen ortada ticari bir hesaplaşma varsa onu da kendi mecrasında takip etmek gerekir. Asıl önemli olan meselenin siyasi bir zemine çekilmeye çalışılmasıdır. Bu durum, sadece hukukla değil ahlakla da bağdaşmıyor. Bu dava 17-25 Aralık kumpasının okyanus ötesine taşınmış halinden başa bir şey değildir. Ortada bir mahkeme yoktur. Sadece şantaj malzemesi üretme gayreti vardır. Kimse kusura bakmasın, biz bu şantaja boyun eğmeyiz.

“CHP’NİN TROLÜ”

15 Temmuz gecesi FETO’cu alçakların silahlarının sindiremediği bu milleti açık söylüyorum, FETOnun kuklası olmuş mahkemeler de sindiremez. FETO’cu senaristlerin tıpkı 17-25 Aralık yargı-emniyet darbesinde oluğu gibi bu süreçte de ana hıyanetin başındaki zata rol biçtiklerini görüyoruz. Partisinin grup toplantılarını aylarca paralel çetenin montajlarını dinletmeye tahsis eden bu zat değil miydi? FETO’nun trolleri sosyal medyadan, CHP’nin trolü Meclis kürsüsünden şahsımız, partimiz ve hükümetimiz aleyhine aylarca iftira kampanyaları yürüttüler. Biz milletimizle omuz omuza vererek, paralel yapıyla mücadele ederken bu zat FETO’cu televizyon kanallarının değişmez konuğu olmuştu. Milletvekilleri de FETO’nun gazetelerinde kapı nöbeti tutuyordu. Paralel ihanet çetesiyle mücadelemizi en çok engellemeye çalışanlar bu partinin milletvekilleriydi. Bu zat aynı tavırlarını 15 Temmuz kanlı darbe girişiminden sonra da devam ettirdi.”

KASETLE GELEN DEKONTLA GİDER

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’yla ilgili “Bu zatın Genel Müdürlüğü altında SSK’nın niçin battığı, şimdi çok daha iyi ortaya çıkıyor. Ama her halükarda bu şahsın siyasetteki son kullanım süresini tamamladığı anlaşılıyor. Ne diyelim, kasetle gelen dekontla gider” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nu dürüst olmamakla eleştirdi. Erdoğan,  15 Temmuz darbe girişimine değinerek, Kılıçdaroğlu’yla ilgili “11 buçuk gibi, Atatürk Hava Limanına geldi, hava limanına geldiği zaman oradaki arkadaşları onu karşıladılar ve tanklar oradaydı. Arkadaşları tankların başındakilerle gittiler görüştüler. Görüştükten sonra geldiler, haber verdiler. Haberi verdikten sonra Bay Kemal, tankların arasından tıpış tıpış yürüdü, arabasına bindi ve Bakırköy Belediye Başkanı’nın evine gitti. Ondan sonra da utanmadan ne dedi, ‘bu bir kontrollü darbedir’ dedi. Kontrollü darbenin sensin be, sensin sen” şeklinde konuştu.

“HER ZAMAN YALAN SÖYLEDİN, HER ZAMAN YALAN SÖYLEMEYE DEVAM EDİYORSUN”

Kılıçdaroğlu’nun kahve içerek, darbe girişimini takip ettiğini belirten Errdoğan, konuşmasına şöyle devam etti:

“Şahsım, Enerji Bakanımız, eşim, kızım, torunlarım, biz havalimanına indiğimizde meğerse bu gelmiş ve oradan kaçmış. Ya sende yürek yok ya, sen dürüst değilsin ya. Sen dürüst değilsin. 7 Ağustos’ta Yeni Kapı’da yaptığımız o muhteşem buluşmaya ben bu beyefendiyi de davet ettim. Sayın Bahçeli’yi davet ettim. Sayın Bahçeli anında bana olumlu dönüş yaptı ve geleceğini söyledi. Bu Bay Kemal, önce gelemeyeceğini söyledi. Sonradan ne olduysa, birileri her halde üzerine gittiler, ikna ettiler. Cumartesi günü bizim o muhteşem buluşmamız vardı, Cuma akşama doğru katılacağının haberini aldık. Dürüst ol, dürüst. Her zaman yalan söyledin, her zaman yalan söylemeye devam ediyorsun. İşte şimdi yine bir yalan. Ama unutma, yalancının mumu yatsıya kadar yanar.

Yine FETÖ’nün sosyal medya tetikçilerinin servis ettiği yalan yanlış bilgilerle günlerce Milli İstihbarat Teşkilatımızı hedef aldı. ‘Ana kuzuları’ diyerek masum göstermeye çalıştığı FETÖ’cü teröristlerin nasıl acımasızca millete kurşun sıktığının görüntüleri her yerde var. Biz yalanları ortaya çıktıkça utanır, belki biraz kendine çeki düzen verir diye beklerken, bu zat iftiralarının çitasını daha da yükseltti. Bir yalanını örtmek için ertesi gün daha büyük bir yalan ve iftirayla karşımıza çıkıyor. Bunun yalanlarının tek alıcısı ise CHP içindeki küçük bir kliktir.

Ancak son olay, bir kaset operasyonuyla bu zatı CHP Genel Başkanlığı’na taşıyanların 2019 seçimlerine farklı bir isimle gitmek istediklerine işaret ediyor. Gidicidir Bay Kemal. Geçen hafta göz göre göre tongaya bastırılmasının başka bir izahı olamaz. Az buçuk hesap bilen, ticaretten anlayan, eskilerin deyimiyle  ‘Ali okulunu bitiren her kes’ önündeki kağıtları okuyunca meselenin başka tür bir şey olduğunu anlar. Her ne kadar hesap uzmanı olduğunu iddia etse de, bu zat okuduğunu da anlamıyor. Geçmişte ülkemiz maliyesinin belinin yıllarca niye doğrulmadığı bugün daha iyi anlaşılıyor. Bu zatın genel müdürlüğü altında SSK’nın niçin battığı, şimdi çok daha iyi ortaya çıkıyor. Ama her halükarda bu şahsın siyasetteki son kullanım süresini tamamladığı anlaşılıyor. Ne diyelim, kasetle gelen dekontla gider. Bunu böyle bilin.”

“HANGİ SİYASETÇİ KARŞISINDA BU KADAR ZAYIF BİR RAKİPLE MİNDERE ÇIKMAK İSTER?”

Rakiplerinin zayıflığından gururlanan parti olmadıklarını ifade eden AK Partili Erdoğan, “Türkiye gibi güçlü bir ülkenin ana muhalefet, diğer adıyla ‘ana hıyanet’ partisinin de belli bir kalibrenin, belli bir standardın üstünde olması gerekir. Hangi iktidar terör örgütlerinin oyuncağı olmuş bir muhalefet ister? Hangi siyasetçi karşısında bu kadar zayıf bir rakiple mindere çıkmak ister? CHP’nin içine düştüğü veya düştürüldüğü durum, CHP’nin samimi kardeşleri kadar bizi de üzüyor. Bu durum, bizim yükümüzü daha da artırıyor” dedi.

Son 15 yılda Muş’a 9 milyar liradan fazla yatırım yapıldığını bildiren Erdoğan, “Biz birileri gibi seçim öncesi Muş meydanında oy isteyip seçim sonrası aldıkları oyları bir avuç Cihangir elitine peşkeş çekenlerden olmadık. Biz Muş’u sadece seçim dönemlerinde hatırlayanlardan olmadık. Tüm Türkiye gibi Muş’a da gece gündüz hizmet götürdük” ifadelerini kullandı.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.