Öne Çıkanlar ısm sarılık rusya kar Flamenko Derya Alabora tbmm afad turizmi canlandırmak için neler yapılmalı janet yellen boru hattı silah ve patlayıcı

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Dostluk, Müttefiklik, Ancak Siz Güçlüyseniz Bir Karşılık Buluyor

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Türkiye, terörle mücadelesini ve bunun için bölgesinde tüm operasyonları tek başına, kendi imkanlarıyla ve kendi evlatlarıyla yürütmek mecburiyetindedir. Bu durumu anlamayan veya buna karşı çıkan, hakikatlere gözünü kapatıyor demektir. Dostluk, müttefiklik, iyi ilişkiler, dayanışma, işbirliği gibi hususlar ancak siz güçlüyseniz bir karşılık buluyor, yoksa inanın sözden ibaret kalıyor” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde kaymakamlarla bir araya geldi. Kaymakamlara seslenen Erdoğan, tüm idarecilerin 10 Ocak İdareciler Gününü tebrik etti.

İdarecinin sadece devletin gücünü değil aynı zamanda şefkatini de temsil ettiğini ifade eden Erdoğan, idarecilerin devlet ile millet arasındaki köprüler olarak gördüklerini belirtti. Özellikle kaymakam unvanı taşıyan idarecilerin doğrudan sorumluluk üstelenen, görev yaptıkları yere damga vurma imkanına sahip kişiler olduğunu kaydeden Erdoğan, kaymakamlar için mesai saati olmadığını, olmaması gerektiğini, sabah 9.00’da işe başlayan, akşam 17.00’de de kapısını çekip çıkan kişiden idareci olamayacağını anlattı. Kaymakamlığın çalışma koşularına değirerek, fedakarlıkları göze alamayan kişilerin yanlış meslek seçtiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yeni Türkiye’yi biz sizlerle inşa ediyoruz, sizlerle inşa edeceğiz. Ülkemizin ve milletimizin içinden geçtiği şu kritik dönemde idarecilerin basireti ve çabası belirleyici öneme sahiptir. Bu süreci hep birlikte alnımızın akıyla yönetecek ve ülkemizin önünü açacağız” dedi.
 
İÇİŞLERİ BAKANLIĞI VATANDAŞLIK VERİLMESİ İÇİN ÇALIŞMA YÜRÜTÜYOR
 
Türkiye’nin içeride ve dışarıda çok büyük bir saldırı altında olduğunu, bunun zayıf bir ülke olunduğundan kaynaklanmadığını, güçlenen bir ülke konumunda bulunulduğu için gerçekleştiğini anlatan Erdoğan, Suriye ve Irak'ta yaşanan her gelişmenin Türkiye’yi doğrudan ilgilendirdiğini kaydetti. Bu ülkelerde yaşanan insani krizlere duyarsız kalınmasının söz konusu olmayacağını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti:
“Bugün ülkemiz sınırları içinde yaklaşık 270 bini kamplarda, kalanı şehirlerimizde olmak üzere 3 milyonun üzerinde Suriyeli ve Iraklıyı misafir ediyoruz. Biz devlet olarak elimizden geleni yaparken, milletimiz de bu kardeşlerine sahip çıkıyor. Elbette sıkıntılar yaşanıyor ama bunlar yıllardır barındırdığımız kitlenin büyüklüğü karşısında üstesinden gelinemeyecek meseleler değildir. Başlangıçta kısa süreli bir misafirlik olarak gördüğümüz bu durum zaman uzadıkça yeni ve daha köklü tedbirleri gerekli kılmıştır. Sınırlarımız içinde yaşan milyonlarca kişi arasında eğitimi, birikimi, imkanları ve diğer şartları o kadar üst seviyede olanlar var ki bu insanları bir kenara koymak inanın insani değerler açısından bir ihanet olur. Bu insanlar arasında ülkemize de ciddi katkı sağlayabilecek olanlar var. İçişleri Bakanlığımız bu tür kişilere aileleriyle vatandaşlık vermeye yönelik şu anda bir çalışma yürütüyor.”
 
KAĞIT ÜZERİNDEKİ PLANLAMALARLA YÜRÜTÜLEN PROJELER ÇÖKÜYOR
 
Asıl çözümün Suriye ve Irak’ın yeniden güvene, huzura, istikrara kavuşması olduğunun açık olduğunun altını çizen Erdoğan, bu ülkelerin güvenliğinin ve huzurunun Türkiye’nin güvenliği ve huzuru anlamına geldiğinin farkında olunduğunu belirtti. Türkiye'nin, DEAŞ ile mücadelesinin sürdüğünün altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Düne kadar DEAŞ'la mücadeleyi ilk sıraya koyan ülkelerin bugün neredeyse DEAŞ'ı himayeleri altına alacak hale geldiklerini ibretle takip ediyoruz. Bölgenin tarihi, dini, etnik, kültürel yapısını dikkate almadan, tamamen kağıt üzerindeki planlamalarla yürütülen projeler, birer birer çöküyor. Türkiye, işte tüm bu kaos içerisinde hem kendisi hem de kardeşleri için en iyisini yapmanın çabasını veriyor” dedi.
Uluslararası alanda ve sınırlar dışında verilen mücadelenin başarısının birinci şartının, Türkiye'nin içinin sağlam tutmaktan geçtiğine dikkat çeken Erdoğan, “Eğer, biz kendi topraklarımızın içinde huzuru, güveni, refahı temin edemezsek, dışarıda ne sözümüzün bir kıymeti kalır ne de tek bir adım atacak zemin bulabiliriz. Terör örgütlerini, adeta vardiya usulü ülkemizde eylem yapmaya teşvik edenler, işte bunu istiyor” ifadelerini kullandı. 2013 yılından beri ardı ardına yaşanan sıkıntıların, dışarıda etkisiz hale getirme amacı taşıdığını vurgulayan Erdoğan, farkında olmadan veya bilinçli bir şekilde bu oyuna dahil olan, figüranlık yapan bir kesimin var olduğunu, ancak milletin bu oyunu çözdüğünü ve çökerttiğini ifade etti.
 
 ÇAĞIMIZIN BARBARLARI
 
Zahirde birbirine düşman gibi görünen örgütlerin bir araya getirip işbirliği halinde çalıştırıldığına dikkat çeken Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:

“Açık konuşmak yazım. Türkiye’nin karşısında isimleri farklı harflerden oluşuyor ve söylemleri garklı görüyor olsa da aslında aynı örgüt var. Biz bunların topuna birden terör örgütü diyoruz. Mensuplarına da terörist diyoruz. Maruz kaldığımız saldırılar gösteriyor ki bölücü örgütte, DEAŞ, FETÖ, DHKP/C ile arasında bizim açımızdan herhangi bir fark yoktur. Hepsi de ülkemizin ve milletimizin düşmanıdır. Hepsi de gözlerini kan bürümüş ellerine fırsat geçtiğinde devletimizi yok etmeye ant içmiş, zihinlerini ve bedenlerini kiraya vermiş bir katiller güruhudur. Bu örgütler yıllardır kullananları sosyolojik tabanlarını oluşturan tabanlarını dahi dehşete düşüren kan dökücülükleri ile çağımızın barbarları durumundadır. Bu tür kanlı yapılar en büyük gücü, terör konusundaki hassasiyetleri sadece kendi sınırlarından ibaret olan devletlerden alıyor. Bir terör örgütü Ortadoğu’da Güney Asya’da Kuzey Afrika’da ne kadar insan öldürürse öldürsün, aynı örgütün batıda bir tek kişiye zarar vermesi karşında gösterilen tepki ortaya konmaz. Bunun en basit örneğini, Paris’te, Brüksel’de, Berlin’de yaşanan terör saldırıları ile İstanbul, Ankara ve İzmir’de gerçekleştirilen terör saldırıların verilen tepkilerde görebiliriz. Daha 15 Temmuz’u saymıyorum bile, mültecilere gösterilen insanlık dışı davranışları saymıyorum bile. Dünyada pek çok ülkenin sergilediği bu iki yüzlü tavırdan dolayı üzüntü duyuyoruz. O insanları nasıl acımasızca meydanlarda coplarla döverek öldürdüklerini saymıyorum bile. Ama bu durum aynı zamanda bize kendi göbeğimizi kendimiz kesmemiz gerektiğini de gösteriyor ”  
 
MÜTTEFİKLİK GİBİ HUSUSLAR ANCAK SİZ GÜÇLÜYSENİZ BİR KARŞILIK BULUYOR
 
Türkiye'nin, terörle mücadelesinin kendi imkanlarıyla yürütmek mecburiyetinde bulunduğuna dikkati çeken Erdoğan, Türkiye’nin, bu kaos içerisinde hem kendisi hem de kardeşleri için en iyisini yapmanın çabasını verdiğini kaydetti.
Erdoğan, “Türkiye, terörle mücadelesini ve bunun için bölgesinde tüm operasyonları tek başına, kendi imkanlarıyla ve kendi evlatlarıyla yürütmek mecburiyetindedir. Bu durumu anlamayan veya buna karşı çıkan, hakikatlere gözünü kapatıyor demektir. Dostluk, müttefiklik, iyi ilişkiler, dayanışma, işbirliği gibi hususlar ancak siz güçlüyseniz bir karşılık buluyor, yoksa inanın sözden ibaret kalıyor. Bunun için Türkiye olarak güçlü olmak zorundayız, ülke olarak güçlü olmalıyız, hükümet olarak güçlü olmalıyız” diye konuştu.
 
 MUHTARLARI ASLA İHMAL ETMEYİNİZ
 
Hiçbir terör örgütüne karşı en küçük bir müsamaha gösterilmeyeceğini kaydeden Erdoğan, kaymakamlardan muhtarları ihmal etmemeleri çağrısında bulundu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, mülki idare amirlerinin her ilçede isim isim, ev ev, bina bina her şeye hakim olması gerektiğini belirterek, “Bir defa emriniz altındaki muhtarlarımızla çok iyi diyalog kurup onlarla bu çalışmaları çok hassas yürütmelisiniz. Muhtarları asla ihmal etmeyiniz, muhtarlar sizin için uç beyi gibidir. Sizler, oraları onlar kadar tanımayabilirsiniz. Ama onları yanınıza çektiğiniz çok şey değişebilir” dedi.
Güvenlik güçlerinin teröristleri yakalama konusundaki çabaları ve elde ettiği neticeleri çok iyi bildiğini ancak aradan kaçan bir teröristin bile amacına ulaştığında çok acı sonuçları olduğunu ifade eden Erdoğan, mülki idare amirlerinin meseleye çok daha sıkı sarılması gerektiğini kaydetti.
 
REHAVETE KAPILMAYIN
 
FETÖ'ye karşı sürdürülen çabalara değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Gerek FETÖ gerekse bölücü örgütlerin devlete sızmış elemanları sebebiyle yaşanın sıkıntılara karşı da dikkatli olmalıyız. Terör örgütleriyle iltisaklı kişilerin devletten temizlenmesi en az silah kullanan teröristlerin etkisiz hale getirilmesi kadar önemlidir. Çünkü, birinin desteği olmadan ötekinin hareket alanı elde edebilmesi mümkün değildir” dedi.
Örgütleri gerçek anlamda etkisiz hale getirmenin yolunun topyekûn mücadeleden geçtiğine dikkat çeken Erdoğan, “Eğer görev yaptığınız yörelerde terör örgütleri taban buluyorsa, öyle veya böyle oradan bir teröristin çıkıp silahını size ve bu ülkedeki herhangi bir masuma doğrultması, unutmayın, kaçınılmazdır. Bu bakımdan işimizi savsaklama, hata yapma, gaflete düşme, rehavete kapılma hakkımız olmadığını çok iyi bilmemiz lazım. Hani 'milli seferberlik' diyorum ya, işte bu çağrımın en başta gelen muhatapları sizlersiniz. Sizler, bu milli seferberliğin en önemli planlayıcısı ve uygulayıcısı olarak arazidesiniz” diye konuştu.
 
 TAYYİP ERDOĞAN İÇİN EL, GÖZ, KULAK, AYAK SİZSİNİZ
 
Yaşanılan tecrübelerin hem terörle mücadele etmeyi hem yatırım yapmayı hem de hedeflerden kopmamayı öğrettiğini anlatan Erdoğan, vali yardımcılardan ve kaymakamlar kömür veya gıda ihtiyacı olanlara bizzat müdahale etmeleri tavsiyesinde bulundu.
Erdoğan, “Vatandaşlarımızın kendilerini sahipsiz hissetmemeleri çok önemlidir. Tayyip Erdoğan için el, göz, kulak, ayak sizsiniz. Başbakanımız için sizsiniz, bakanımız için sizsiniz. siz varsanız elimiz ayağımız gözümüz var. Siz yoksanız orada biz olmayız. Yurtdışındaki insanlarımızı da sayarsak  83 milyonluk Türkiye’yiz. İlçesindeki, şehrindeki, tek bir insanı tek bir aileyi dahi mağdur durumda bırakın idareci diğer konularda ağzıyla kuş tutsa benim nezdimde başarısızdır” dedi.
 
 
 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.