Öne Çıkanlar abd beşiktaş başbakan yıldırım MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ABD Başkanı Donald Trump marmaris belediyesi türk silahlı kuvvetleri Kuşadası Belediye Başkan Yardımcısı Oğuzhan Turan gümrük Mohamed Maarouf Mandalina Kurudu AİLE

Cumhurbaşkanı Erdoğan: F-35’leri Orası Vermezse Bir Başka Yerden Temin Ederiz

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Biz ortaklığımızın gereği 900 milyon Dolar ödeme yaptık. Taksitler geldikçe ödüyoruz. 120 F-35 anlaşmamızda bize verilmesi gerekiyor. Verilir veya verilmez artık dünya tek ülkeden ibaret değil, bunların çok alternatifleri var. Orası vermezse bir başka yerden biz bunları temin ederiz veya üretiriz” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kara Astsubay Meslek Yüksekokulu’nun mezuniyet törenine katıldı. Programda bir konuşma yapan Erdoğan, Mehmet Akif Ersoy’un “Çanakkale Şehitlerine” şiirinden, “Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş asker! Gökten ecdâd inerek öpse o pâk alnı değer. Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor Tevhid’i... Bedr’in arslanları ancak, bu kadar şanlı idi. Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın? ‘Gömelim gel seni tarihe’ desem, sığmazsın” alıntısını yaparak, “Bu ordu tarihe sığmayacak kahramanlıların sahibi bir ordudur. Sizler bugün milletimizin peygamber ocağı diyerek gönlündeki yerini ifade ettiği işte böylesine şerefli bir kurumun kapısından ilk adımınızı atıyorsunuz. Unutmayınız, giydiğiniz üniformanın onuru sizin en büyük mükafatınızdır. Vatan Savunması yolunda geçirdiğiniz her an altın kıymetindedir. Hele bu yolda nasibinizde varsa sahip olacağınız gazilik veya şehitlik unvanlarının anlamını hiçbir maddi değerle tarif edebilmek mümkün değildir” açıklamasında bulundu.

“Türkiye’nin Kriz Görüntüsünü Hak Edecek Sorunu Yok”

Milletlerin tarihlerinde olduğu gibi, Türkiye’nin de tarihinde bazılarını sevinçle bazılarını üzüntüyle karşıladıkları dönüm noktaları olduğuna dikkat çeken Erdoğan, şunları kaydetti:

“Son yıllarda yaşadığımız hadiseleri milletimiz bakımından işte böyle bir dönüm noktası olduğunu görüyorum. Bölgemizle birlikte ülkemizi de kendi senaryolarına göre biçimlendirmeye çalışanların karşısına kendi hedeflerimizle çıkma kararını verdiğimiz andan itibaren zorlu bir mücadelenin içine düştük. Ülke ve millet olarak tercihimizden asla pişman değiliz. Tam tersine bugün hep birlikte başı dik, alnı açık bir şekilde geleceğimize umutla bakabiliyor olmamızı işte bu durumumuza borçluyuz. Her tercih gibi bunun da bir bedeli var bu bedeli kimi zaman terör örgütlerine karşı yürüttüğümüz mücadelede vermiş olduğumuz şehitlerle, gazilerle ödüyoruz, kimi zaman uluslararası alanda eşi benzeri görülmemiş çifte standartlara maruz kalarak, ayrımcılığa uğrayarak ödüyoruz. Kimi zaman son günlerde olduğu gibi ekonomik faturalarla ödüyoruz. Elini vicdanına koyan herkes şu gerçeği kabul edecektir, Türkiye’nin ne sınırları içinde ve dışında maruz kaldığı terör saldırılarını, ne uluslararası alanda karşılaştığı riyakarlığı, ne de ekonomide oturtulmaya çalışıldığı kriz görüntüsünü hak edecek bir sorunu bulunmuyor.

“Kuzey Irak’tan Suriye’den Yapılan Saldırılar Karşısında Yalnız Bırakılmış Bir Ülkeyiz”

Mesela terörle mücadele konusunda bizden istenen nedir? Suriye ve Irak’tan DEAŞ’ından PKK’sına kadar tüm terör öğütleri ülkemizi taciz etsin, ama biz elimiz kolumuz bağlı oturalım öyle mi? Üstelik bu pek çoğunun yalan yanlış… daha sonra ortaya çıkan istihbarat bilgilerine dayanarak kendi topraklarından binlerce kilometre ötede devasa operasyonlar yapanların talebi. Kaldı ki bunlarla stratejik ortaklığımız da var. Terörle mücadele herkese hak görülüyor ama konu Türkiye olunca birden işin rengi değişiyor. Halbuki biz uzun yıllardır Kuzey Irak’tan, bir süredir Suriye’den ülkemize yapılan saldırılar karşısında adeta yalnız bırakılmış bir ülkeyiz.

“Bize Parasıyla Satmadıkları Silahları Terör Örgütlerine Bedava Verdiler”

Suriye’den Kilis, Gaziantep, Reyhanlı ve Kırıkhan’a 127 roket-top ve havan saldırısı yapılır, 7 vatandaşımız hayatını kaybedip 125 vatandaşımız yaralanırken bunlar ne yapıyordu biliyor musunuz? Ülkemize daha önce konuşlandırılmış hava savunma sistemlerini hemen geri çekiyorlardı. Sadece bununla kalmıyorlardı, kendimizi korumayabilmemiz için ihtiyacımız olan füze savunma sistemleri ve diğer yüksek teknolojik silahlar, ekipmanlar olmadık bahanelerle bize verilmedi. Hatta bize parasıyla satmadıkları silahları götürüp terör örgütlerine bedava verdiler. Topraklarımızı korumak ve milletimizin can-mal güvenliğini sağlamak için alternatif arayışına girdiğimizde de hemen karşımıza dikilip ‘sakın ha’ diyorlar. Bizim bu tür dayatmaları kabul etmemiz mümkün değildir.

“Türkiye’nin F-35’lere İhtiyacı Var”

Türkiye’nin S-400’lere ihtiyacı var ve bunun da anlaşması bitmiştir, inşallah en kısa zamanda alacağız. Türkiye’nin proje ortağı olduğu F-35’lere de ihtiyacı var. Kendi milli uçaklarına veya bir başka ülkeyle geliştireceği uçaklara da ihtiyacı bulunuyor. Verirler vermezler onu bilemem, verdikleri takdirde anlaşmaya uyduklarının bir ispatıdır. Şu ana kadar biz ortaklığımızın gereği 900 milyon Dolar ödeme yaptık. Taksitler geldikçe ödüyoruz. 120 F-35 anlaşmamızda bize verilmesi gerekiyor. Verilir veya verilmez artık dünya tek ülkeden ibaret değil, bunların çok alternatifleri var. Orası vermezse bir başka yerden biz bunları temin ederiz veya üretiriz. İnsansız hava araçlarını vermediler şimdi biz üretiyoruz. Silahlı insansız hava araçlarını vermediler şimdi biz üretiyoruz. İşte bu teröristleri bunlarla vuruyoruz.”

‘Döviz Kuru Ne Olacak’ Diyenlere Cevabımız, Geçer Ya Hu Olacaktır

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Terör örgütleri eliyle, içimizdeki ihanet çeteleri vasıtasıyla yapamadıklarını döviz kurunu, döviz kurşunu haline getirdikleri ekonomi silahıyla gerçekleştirmek istiyorlar. Peki, ‘Döviz kuru ne olacak’ diyenler varsa onlara da cevabımız şudur. Bu da geçer ya hu olacaktır” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ekonomideki ve dövizdeki dalgalanma hakkında şu değerlendirmelerde bulundu:

“İzmir’de tamamen hukuk içinde yürüyen bir davayı bahane ederek Türkiye’yi askeri ve ekonomik alanda çökertmeye yönelik gayretler içerisine girilmesini hiçbir mantıkla izah etmek mümkün değildir. Aynı şekilde Avrupa Birliği’nin tam üyelik müzakerelerinde sıra bize geldiğinde o çok övündüğü kriterlerini nasıl fırıldak gibi döndürdüğünü en iyi kendileri biliyor. Ülkemizin ne ekonomisiyle ne de demokrasisiyle mukayese dahi edilemeyecek düzeydeki devletleri çok kısa süre içinde tam üye yapanlar Türkiye’yi dışlamak için adeta kendilerini inkar etmekten çekinmiyorlar. Ekonomi konusunda yaşananları bunlardan bağımsız görmüyoruz.

"Döviz Kurundaki İstikrarsızlık Ülkemize Yönelik Operasyondur"

Türkiye’de döviz kurunun böylesine yüksek rakamlara çıkartılmasının gerisindeki saikleri görmek için allame olmaya gerek yok. Her şey apaçık ortadadır. Biz ekonomideki artılarımızın da eksilerimizin de farkındayız. Buradan bir kez daha söylüyorum, döviz kurundaki istikrarsızlık ülkemize yönelik bir operasyondur. Terör örgütleri eliyle, içimizdeki ihanet çeteleri vasıtasıyla yapamadıklarını döviz kurunu, döviz kurşunu haline getirdikleri ekonomi silahıyla gerçekleştirmek istiyorlar. Allah’ın izni ve milletimizin dirayetiyle nice oyunları bozan, nice ihanetleri tepeleyen Türkiye bu saldırının da üstesinden gelecektir. İhracatımız, istihdamınız artışı sürdürüyor. Üretim çarkları dönüyor. Bayram tatilinde turizmimiz, ticaretimiz tarihi rekorlar kırdı. Peki, ‘Döviz kuru ne olacak’ diyenler varsa onlara da cevabımız şudur. Bu da geçer ya hu olacaktır. Biz bir yandan bu da geçer ya hu derken diğer taraftan da teknik olarak üzerimize düşenleri yapıyoruz, yapmaya da devam edeceğiz. Ekonomi yönetimimiz ülke içinde ve dışında gereken tüm tedbirleri alıyor, temasları kuruyor. Yavaş yavaş bunların somut neticelerini almaya da başladık.”

“Yedi Düveli Cehenneme Kadar Kovalarız”

Mezun olan subay ve astsubayların kararlılığının gelecek için güven verdiğini kaydeden Erdoğan, “Biz bu orduyla değil terör örgütlerini Allah’ın izniyle tıpkı ecdadımız gibi yedi düveli önümüze katar Cehenneme kadar kovalarız” dedi.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.