Öne Çıkanlar ekonomi Vestel UniChallenge Tech batıkent halkevi UEFA Events SA Pazarlama Direktörü Guy-Laurent Epstein Zeynel Abidin Kaya Netiz Gross kremlin idamı nasıl değerlendirdi ak parti iç tüzüğü ne zaman değişecek ysk rebel rover yarış atı kaç km yüzdü sezaryen bu gece

Kılıçdaroğlu: "Aileyi Tehdit Etmek, Mafyanın Yöntemidir"

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “Bir belediye başkanını bıraktın, onun ailesiyle uğraşmak bizatihi zaten faşist diktatörlüğün gereğidir. Devlet mafya yöntemiyle yönetilmeye başlandı, mafya yöntemi, racon kesiyor, kimin raconunu kesiyorsun, bu yöntem kimin yöntemidir? Aileyi tehdit etmek, mafyanın yöntemidir. Devletin makamında oturan mafya yöntemine başvuramaz. Mafya yöntemine başvuracaksan, o koltuktan ayrılacaksın” dedi.

“İstifa Edeceksin Diyorlar”

Partisinin grup toplantısında konuşan CHP lideri Kılıçdaroğlu özetle şunları söyledi:

“Şimdi kanun hükmünde kararnameye de gerek yok. Seçimle gelmiş başbakan çağırıyorlar, kulağından tutuyorlar, 'istifa edeceksin' diyorlar, el pençe divan istifa ediyor.

Vatandaşın seçtiği belediye başkanları, çağırıyorlar, 'istifa edeceksin' diyorlar, 'istifa etmezsen bak ha gereğini yaparız' diyorlar. Bir süre sonra direniyor sonra lanet olsun deyip istifa ediyor.

101 belediye başkanını kanun hükmünde kararnamelerle görevlerinden aldılar ve yerlerine yeni belediye başkanlarını tayin ettiler, kayyum tayin ettiler.

Şu anda Türkiye’de nüfusun yüzde 41’i kendi seçtiği belediye başkanları tarafından yönetilmiyor. Bu ne zaman olur, darbe dönemlerinde olur. Hangi darbe döneminde gerçekleşti, 20 Temmuz darbesinden sonra…

“Tehdit Ediyorsun”

Bir Allah’ın kulu çıkıp belediye başkanlarının istifaya zorlanması hukuki bir süreçtir desin. Kendi belediye başkanlarını çağırıyorsun, istifa et diyorsun, etmezsen gereğini yapacağım diyorsun, tehdit ediyorsun, şantaj ve tehdidin kullanıldığı bir hukuk düzeni var mı dünyada? Şantaj ve tehditle halkın seçtiği belediye başkanını istifaya zorluyorsun.

En son istifa gerçekleşti. Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı. Bir basın toplantısı yaptı. Kullandığı şu cümle çok önemli, kendi adıma söyleyeyim, yolsuzluğunuz yok, usulsüzlüğünüz yok, başarısızlığınız yok, FETO bağlantınız yok ve fakat ailenize, evinize kadar ulaşan baskılar, tehdide varan müdahaleler var.

“Sarayda Oturan Zata Sesleniyorum”

Şimdi ben demokrasi, millet, milli irade lafını ağzından eksik etmeyen sarayda oturan zata sesleniyorum. Bir kişinin ailesini hangi ahlaki gerekçeyle suçlarsın ve baskı kurarsın o ailenin üzerine? Hangi ahlaktan yararlanıyorsun sen? Hangi din, hangi iman? Hangi kanun, hangi anayasa? Sen bir belediye başkanının ailesine her türlü baskıyı nasıl yapıyorsun?

“Onun Ailesiyle Uğraşmak Bizatihi Zaten Faşist Diktatörlüğün Gereğidir”

Dün parti sözcümüz konuşmuş, faşist diktatör deyince beyefendi çok alınmış. Bir belediye başkanını bıraktın onun ailesiyle uğraşmak bizatihi zaten faşist diktatörlüğün gereğidir.

“Racon Kesiyor”

Devlet mafya yöntemiyle yönetilmeye başlandı, mafya yöntemi, racon kesiyor, kimin raconunu kesiyorsun, bu yöntem kimin yöntemidir? Aileyi tehdit etmek, mafyanın yöntemidir. Devletin makamında oturan mafya yöntemine başvuramaz. Mafya yöntemine başvuracaksan, o koltuktan ayrılacaksın. Oradan ayrılacaksın. Sen o koltuğu hak etmiyorsun. O koltuktan ayrılacaksın. Böyle bir rezalet Türkiye Cumhuriyeti tarihinde görülmemiştir. Belediye başkanını bıraktın, ailesiyle çoluk çocuğuyla uğraşıyorsun. 'Hapse attıracağım' diyorsun. 'Açlığa mahkum edeceğim' diyorsun. Her türlü şantajı, her türlü tehdidi uyguluyorsun. Ya sende ahlak yok mu? Vicdan yok mu, iman yok mu, din yok mu? Ya senin hangi değer yargın var? Sen hangi değere inanıyorsun sen? Aileden ne istiyorsun sen, çoluk çocuktan ne istiyorsun sen?

“Erdoğan, AK Parti’nin Genel Başkanı Sana Açıkça Milletin Önünde Hodri Meydan Diyorum”

Bu rezaletleri bitirelim diye, demokrasinin namusunu koruyalım diye, gel arkadaş 17 ay beklemeyelim erken yerel seçimleri yapalım, sen istemediğin belediye başkanlarını aday göstermezsin dedik.

Sen de bu rezaletten kurtulursun. Demokrasinin namusunu kurtaracağız. Böyle bir rezalet de olmayacak. Hodri meydan dedik. Bir daha söylüyorum Erdoğan, AK Parti’nin Genel Başkanı sana açıkça milletin önünde hodri meydan diyorum.

Beyefendi Konya’da konuşmuş. Benim dışımda ona doğruları hiç kimse cesaret edip söyleyemiyor. Saraydan talimatla karar verilmez. Diyor ki Erdoğan, ne zamandan beri erken seçim demokrasinin namusu oldu. Önce sen namus kavramını öğren de meydana çık diyor.

“Önce Şu Diplomanı Bir Göster”

Sevgili Erdoğan, tarafsızlığın üzerine tarafsız davranacağım diye namusun ve şerefin üzerine yemin ettin. Nerede ettin, TBMM’nin çatısı altında ettin. Tarafsız davranıyor musun, davranmıyorsun. Peki ben sana 50 sefer sordum, sen namustan ve şereften ne anlıyorsun, namus ve şeref senin için nedir diye? Bana soruyorsun, güzel, ben sana cevap vereyim. Önce şu diplomanı bir göster…

Ben bu grup toplantılarında arada bir vantilatör fıkrası var, bilirsiniz, onu anlatırım. Adamın birisi ölmüş, öbür dünyaya gitmiş, bir duvar üzerinde milyarlarca saat. Dünyada herkesin bir saati var. Bir saat tam akrep ile yelkovan 12’nin üstünde, bu saat kimin saati diyor, bu diyor Gazi Mustafa Kemal Atatürk, bu saat onun saati. Biz de bir başbakan vardı diyor, adı Recep Tayyip Erdoğan, onun saati nerede? Onun saati cehennemde diyor, niçin, zebaniler vantilatör olarak kullanıyor.”

Sen Asgari Ücreti Niye Dolara Endekslemiyorsun Onu Da Endeksle

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, benzine ve mazota gelen zamma değinerek, “Asgari ücret dolara mı endeksli, hayır.  Ama mazot ama benzin dolara endeksli. Sen asgari ücreti niye dolara endekslemiyorsun? Onu da endeksle” dedi.

Haksızlıklar Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır”

Partisinin grup toplantısında konuşan CHP lideri Kılıçdaroğlu özetle şunları söyledi:

“Haksızlıklar karşısında susan dilsiz şeytandır. Bir haksızlığı anlatacağım size. Türkiye Harp Malulü Şehit Dul ve Yetimleri Derneğinin Kastamonu Dernek Başkan Yardımcısı Gazi İrfan Bayar. Bu kardeşimiz geçen cumartesi günü intihar etti. Gazi çocukları özel okula gidebilir. Kastamonu Milli Eğitim Müdürüne gidiyor. İki özel okul var. Milli Eğitim Müdürü alıyor çocuğunu okullardan birisine kaydediyor. Sonra o okulun FETÖ’ye ait olduğu gerçeği ortaya çıkıyor. Sen neden çocuğunu FETÖ okullarına gönderdin? FETÖ’cü diye suçlarlar. Ağrına gider.

“Şimdi Roller Değişti Saraydan Talimat Amıyorlar"

Düne kadar Pensilvanya’dan talimat alan hakimler şimdi roller değişti, saraydan talimat alıyorlar. 20 Temmuz darbesi oldu. Darbede roller değişti. Kim saraya muhalifse, kim iktidara muhalifse, onlar hesap verecek deniyor, FETÖ falan unutuldu. Sözcü gazetesinin başına gelenlere bakın. Cumhuriyet gazetesine başına gelenlere bakın.

“Sözcü Gazetesinin FETÖ ile ne ilgisi var?”

Sözcü gazetesinin sahibiyle ilgili suçlamalar yapıldı. Sözcü gazetesinin FETÖ ile ne ilgisi var? Aklını saraya ipotek eden savcı bu gerçeği göremez zaten. Yeni bir suç icat ediyorlar.

“Asıl Baş FETÖ’cü Sen Değil Misin?”

Cumhurbaşkanının yerini haber yapma suçu Allah aşkına ben Ceza Kanununda görmedim. İçinizde gören var mı? Dönüp FETÖ’ye sen demedin mi ya, ne istediniz de vermedik diyen sen değil misin, asıl baş FETÖ’cü sen değil misin? Devletin namusunu FETÖ örgütüne teslim eden adam sen değil misin?

“Devletin Çivisi Çıkmış”

Devletin çivisi çıkmış. Kimin ne yaptığı belli değil. Kapanın elinde kalıyor. Torba Kanun denen bir uygulama var.

“Birilerine Peşkeş Çekecekler”

Torba kanunların şöyle bir özelliği var. Topluma duyurmadan acaba nasıl bir yolunu bulup toplumun aleyhine ya da belli çalışanların aleyhine düzenlemeleri kanunun içine nasıl yerleştiririz, son torba kanunlardan birisi. Zonguldak’ta 170 yıldır maden çıkarılır. Türkiye Taşkömürü Kurumu var. Torba Kanunun içine bir 58. Madde yerleştirdiler. Bölecekler, parçalayacaklar, ayrıca ruhsatlandıracaklar her bir ocak itibarıyla, sonra bunları birilerine peşkeş çekecekler. Sırf o ocakları kapatmak için 50 numara çekiyorlar.

“Bu Hükümet Size İş Bulmaz”

Bütün işsizlere sesleniyorum. Bu hükümet size iş bulmaz. Bugün gazetelerde okumuşsunuzdur, benzine ve mazota yeniden zam geldi diye. Benzin 6 liraya yaklaşıyor, mazot 4 lirayı aşmıştır, nereye gideceği de belli değil. Hala hükümet akaryakıta yapılan zammı nerelere ve nasıl yansıyacağını bilmiyor. En yetkili makamda oturan kişi, oturup, vatandaşla dalga geçiyor. Bu Maliye Bakanı Naci Ağbal. Asıl biz sana şaşıyoruz. O koltukta bu lafları nasıl ediyorsun diye? Benzine zam yapıldı. Mazota da zam yapıldı. Asgari ücret dolara mı endeksli, hayır. Ama mazot, ama benzin dolara endeksli. Çiftçinin gübresi dolara endeksli. Köprüden geçiş ücretleri dolara endeksli. Otoyoldan geçişler dolara endeksli. Peki, memurun maaşı dolara endeksli değil, işçinin aylığı, dolarak endeksli değil. Kim yerli, kim milli çok açık, bu rakamlar çok açık. Neden dolar üzerinden ihale yaparsın, sen Türk Lirasına güvenmiyorsun da onun için. Doların yeşiline tapıyorlar. Sen asgari ücreti niye dolara endekslemiyorsun? Onu da endeksle.

“Hiç Kimsenin Görevine Son Verilmeyecek"

Şimdi bir şey çıkartmışlar. ‘CHP gelir, AK Partili belediyeleri alırsa oradaki işçilerin işine son verir’. Hangi belediye olursa olsun CHP’li bir belediye başkanı o belediyeyi aldığında hiç kimsenin ekmeğiyle oynanmayacak. Hiç kimsenin görevine son verilmeyecek.

“Zenginden Alacağız Fakire Vereceğiz”

Bunların bir özelliği daha var, fakirden alıp zengine vermek. Köprü geçişlerini dolar üzerinden yapıyorlar. Bu parayı kim ödüyor. Sizin cebinizden ödüyorlar. Peki biz ne yapacağız? Sözüm söz, aslanlar gibi, sözüm söz, zenginden alacağız fakire vereceğiz. Zenginden alacağız derken böyle zorla değil adaletle alacağız. Asgari ücretten vergi almayacağız. Önümüzdeki günlerde domates ihracatı olacakmış Rusya’ya. Ama bir şey var. Sadece 4 firmadan alacaksın diyorlar. İsmi vermiyorlar.

Cumhuriyetimizin 94. Yılını kutladık. Şimdi hep beraber 80 milyon dördüncü devrimi gerçekleştirmek zorundayız. Cumhuriyetimizi eksiksiz tam demokrasiyle taçlandırmak zorundayız.

“Tek Adam Rijemi Değil Özgürlükçü Parlamenter Sistemi İstiyoruz"

Tek adam rejimi değil, özgürlükçü parlamenter sistem istiyoruz. Siyasilerin vatandaşlara hesap sorduğu değil, siyasilerin vatandaşa hesap verdiği bir cumhuriyet istiyoruz. Eğer siyasi vatandaşa hesap soruyorsa, orada faşist bir yönetim vardır. Bir diktatörlük vardır. Ama eğer siyasiler halka hesap veriyorsa, orada tam anlamıyla demokrasi vardır.

Bazıları demokrasiyi sadece sandıktan ibaret görüyor. Ve bazıları ‘sandıktan çıktık, bundan sonra ne istersem yaparım. İstediğimi asarım istediğimi keserim’. Cumhuriyeti nasıl kurduk, tek adam rejimini yıkarak kurduk. Egemenlik sarayların değil, sarayda oturanların değil, egemenlik milletindir. Hiç kimse 'ben milli iradeyim' diye ortaya çıkamaz. Kendi dayatmacı kültürünü milli irade diye millete sunamaz."

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.