Öne Çıkanlar Probiyotikler konut satış istatistikleri üsküdar istanbul chp dışişleri teog fibabanka İçişleri Bakanı Efkan Ala dışişleri bakanlığı atina Koronavirüs entube hasta sayısı

Kılıçdaroğlu: Türkiye’nin İtibarı 20 Milyon Dolara Satıldı

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İsrail Anlaşmasına işaret ederek, “Türkiye’nin itibarı 20 milyon dolara satıldı. Türkiye Cumhuriyeti tarihinde bu kadar ağır bir yenilgi hiç olmamıştır. Bir ülkenin itibarını 20 milyon dolara pazarladılar. Bunların yatacak yerleri yok” dedi.
 
CHP Parti Meclisi (PM) Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu başkanlığında genel merkezde toplandı. Toplantının açılışında konuşan Kılıçdaroğlu, öncelikle partisinin 93. Kuruluş yıl dönümünü kutladı. Kılıçdaroğlu, “Bir asra yakın bir süredir siyaset alanında görev yapan ender partilerden birisiyiz. 100 yıllık geçmişinde sürekli demokrasiyi, insan haklarını savunan bir partiyiz. Türkiye’nin gelişmesi için, demokrasiyi güçlendirmesi için elinden gelen her türlü çabayı gösteren kadrolara sahibiz” ifadelerini kullandı.

Konuşmasında 15 Temmuz darbe girişimi ve ardındaki süreci değerlendiren Kılıçdaroğlu, hükümeti eleştirdi. Cumhuriyet tarihinde ilk kez bir darbe girişimine kolektif, hep birlikte karşı çıkan bir payda oluşturulduğunu ifade eden Kılıçdaroğlu, “Bu çok önemliydi. Bu önemin farkına varılarak ondan sonraki adımların atılması gerekiyordu” dedi.
 
 
“Demokrasisi Zayıf Düşmüş Bir Bünyeye F Tipi Virüs Girdi”
 
“Sormamız gereken, hiç kimsenin unutmaması gereken bir soru var; 14 yıldır ülkeyi yönetiyorsunuz, 14. yılın ortalarında Türkiye bir darbe girişimiyle yüz yüze geliyor. Neden? Hangi gerekçeyle. Bu sorunun her ortamda sorulması lazım” diyen Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:
 
“Eğer bu ülkede güçlü bir demokrasi olsaydı, hukukun üstünlüğü olsaydı, medya özgürlüğü, adil yargılama olsaydı, yargı bağımsız ve tarafsız olsaydı, böyle bir tabloyla karşılaşmayacaktık. En önemlisi devlette liyakat olsaydı böyle bir tabloyla karşılaşmayacaktık. Bu koşulların olduğu bir bünye güçlü bir bünyedir, demokrasinin bütün unsurlarını taşıdığı için oraya virüs, darbe virüsü giremez ama bünye zayıfladıkça virüsler bünyeye egemen olur. 15 Temmuz’da yaşadığımı olay, demokrasisi zayıf düşmüş bir bünyeye F Tipi bir virüsün girmiş olmasıdır ve buna ortam hazırlanmış olmasıdır.”
 
"Suriye Konusunda Hiç Kimseye Danışmadılar"
 
Darbe girişiminin ardından, oluşan birlikteliğe karşın hükümetin parlamentoyu devre dışı bıraktığını ifade eden Kılıçdaroğlu, şu mesajları verdi:
 
“Tek başına davranmanın, yani ortak aklı siyasette egemen kılmamanın sonuçları çok ağır olur. Suriye konusunda, hiç kimseye danışmadılar, ‘dış politikayı istediğimiz gibi yönlendiririz’ dediler, 3,5 milyon Suriyeli bizim topraklarımızda, yüzbinlerce kişi hayatını kaybetti. Sözde 12 saatte Şam’a gideceklerdi, Süleyman Şah Türbesini kaçırmak zorunda kaldılar. ‘Her şeyi ben bilirim’ diye yola çıkarsanız, karşı düşünceyi en azından dinleme olgunluğunu yakalamazsanız Türkiye’yi bu tür felaketlerle karşı karşıya getirirsiniz.
 
"Rusya Konusunda Yanlış Yapıldı"
 
Rusya konusunda yanlış yapıldı, ‘uçağı ben düşürdüm, talimat ben verdim’ yarışına girdiler. Sonra özür üzerine özür. Türkiye Cumhuriyeti devletinin itibarıyla oynadılar. Devlet bu tür kırılmalara alışkın bir yapıda değildir. Söylediğimizin bir süre sonra 180 derece tersini söyleyerek devleti yönetemezsiniz.
 
“Bugün Türkiye Tam Bir Terör Batağının Ortasındadır”
Çözüm süreci, ‘terörü biz önleyeceğiz’ dediler. ‘Yanlış yapıyorsunuz’ dedik, ‘Siz anlamazsınız, biz bunu çözeceğiz’ dediler. Bugün Türkiye tam bir terör batağının ortasındadır. Çukurca ile ilgili yapılan açıklamalar dehşet açıklamalar. Bir anlamda hayat savaşı veriliyor orada. Türkiye’yi bu hale kim getirdi? 2002’de terörsüz bir Türkiye devraldılar. 14 yılda Türkiye bu noktaya nasıl geldi?
 
İsrail Anlaşması
 
Mavi Marmara konusu, ‘biz yapacağız, Gazze’ye ablukayı kaldıracağız’ dediler. Abluka kalktı mı, kalkmadı, İsrail yazılı bir özür dilemedi, ‘Tazminat ödemem, Türkiye’de bir vakıf gösterin ben o vakfa 20 milyon dolar para yatırırım ne yaparsanız yapın’ dedi.  9 vatandaşımız öldürüldü, ‘biz davalarımızdan vaz geçiyoruz’ dediler. Türkiye’nin itibarı 20 milyon dolara satıldı. Türkiye Cumhuriyeti tarihinde bu kadar ağır bir yenilgi hiç olmamıştır. Bir ülkenin itibarını 20 milyon dolara pazarladılar. Bunların yatacak yerleri yok.”
 
"Cadı Avı Başlatıldı"
 
Kılıçdaroğlu, OHAL kapsamında çıkarılan KHK’lara tepki gösterirken, “’Bunu yapmayın’ dedim. Parlamentonun aktif rol üstlenmesi gerektiğine dikkat çektim. ‘Cadı avı başlatırsanız bunun sonu felaket olur’ dedim. Her konuşmada bunun altını çizmişiz” dedi. Devletin kinle ve öfkeyle değil, akılla, bilgiyle, liyakatle, sağduyuyla yönetileceğini ifade eden Kılıçdaroğlu, konuşmasına şöyle devam etti:
 
“Kinle, öfkeyle devleti yönetmeye kalkarsanız, pek çok masum insanın canını yakarsınız. Bugün geldiğimiz nokta budur. Tam bir cadı avı başlatılmıştır. Bir alanda da değil, birden fazla alanda cadı avı başlatılmıştır. ‘At izi it izine karıştı’ diyorlar ya. İyi de bunu yapan kim? Hükümet kim? Kim suçlu? İktidar hiç suçlu değil. İyi de bu uygulamaları yapan kim? Başbakanı, bakanı, cumhurbaşkanı kim bu ülkenin, hem şikayet edeceksin, hem de uygulayacaksın, böyle bir devlet anlayışı, hükümet anlayışı yoktur dünyada. Sorumluluk dediğimiz bir şey vardı. Bir şey yapıyorsanız sorumluluğu üstleneceksiniz. Hem yapıyorsunuz, insanların canını yakıyorsunuz, sonra geriye dönüp ‘bunu kim yaptı’ diyorsunuz. Sen yaptın kardeşim? Hükümet sensin. Sorumluluğunun bilincinde olan, vicdan sahibi olan o görevden ayrılır. Türkiye, yönetimde bu kültürü, bu olgunluğu henüz yakalayabilmiş değil.
 
"Cadı Avının Birinci Ayağı Medya"
 
Cadı avının birinci ayağı medya. 113 gazetecimiz tutuklu. Bu süreçte 2 bin 308 gazeteci işsiz kaldı. Televizyonlar, gazeteler kapatıldı. Önceki gün Yeniçağ gazetesi yazarları gözaltına alındı, saatlerce sorgulandı. Üstelik bu yazarlar F tipi örgütlenmenin karşısında olmuşlar ama siz bunlara operasyon yapıyorsunuz. Niçin, yargı eliyle bir siyasal anlayışa darbe yapmak istiyorsunuz yani darbe fırsatçılığı yapıyorsunuz. ‘OHAL yetkisi aldım, istediğimi yaparım, istediğimi gözaltına alırım’,  böyle bir anlayış olamaz.
 
 
“Türkiye, Gittikçe Otoriterleşen Bir Yapıya Kayıyor”
 
Türkiye, gittikçe otoriterleşen bir yapıya, sürece kayıyor. Bu konuda herkesin dikkatli olması lazım. Sözcü gazetesine de fezlekeler düzenleniyor, ihbarlar dikkate alınıyor. ‘Hem demokrasiyi, medya özgürlüğünü savunuyoruz’ diyeceksiniz ama köşeyi döndükten sonra gazeteleri kapatıp, gazetecileri gözaltına alıp, hapse atacaksınız. Hiçbir gazetenin, hiçbir yazarın hapse atılmasını asla istemiyoruz. Bunu uygar dünyaya anlatamazsınız. Elinde sadece kalemi olan ve düşüncesini yazan, eleştiren hiçbir gazetecinin hapse girmesini istemeyiz. Şu andan gözaltında olan, tutuklanan hiçbir gazeteci CHP’yi savunmuş değil ama biz onların haklarını savunuyoruz. Çünkü biz demokrasiyi savunuyoruz. Elbette yargılanabilirler, pasaportlarına zaten el koymuşsunuz, günü gelir mahkemeye gider hesabını verir. Buna itirazı olan olmaz. Dolayısıyla bu alanda gazetecilere uygulanan cadı avı, birinci ayaktır.
 
“İkinci Ayak Akademisyenler”
 
İkinci ayağı akademisyenler. Kalkıyorsunuz, üniversite hocalarını hapse atıyorsunuz, bildiriye imza atmışlar. Birinci soru, bildiriye imzayı 15 Temmuz öncesi attılar. 15 Temmuz öncesi bunlara soruşturma açıldı, yargılanıyorlar peki 15 Temmuz’dan sonra darbeyle hiç ilgisi olmayan bu olayla neden bunları hapse atıyorsunuz, üniversiteyle neden ilişkisini kesiyorsunuz? Bunun ahlaki, hukuki yönü nedir? İkisi de burada yok.
 
“Tek Tip Üniversite Nazi Kafasıdır”
 
Aslı Erdoğan; yazdığı eserler onlarca dile çevrilmiş bir bilim insanı, yazar, gazeteci. Niye hapse atarsınız? Kaçacak yeri yok, ülkesini seviyor. Eğer siz böyle devam ederseniz, Türkiye’nin aydınlığa çıkma şansı yoktur. Bunu dillendirmek namus borcumuzdur, buna arşı mücadele etmek bizim temel görevimizdir. Demokrasiyi savunan partinin temel görevi olmak zorundadır. Tek tip üniversite olsun diyorlar, tek tip üniversite Nazi kafasıdır. ‘Herkes benim gibi düşünecek, bana destek verecek’, iyi de demokrasi nerede o zaman?
 
“Üçüncü Ayak Öğretmenler”
 
Cadı avının üçüncü ayağı öğretmenler. 11 bin 285 öğretmenin açığa alınması tablosuyla karşı karşıyayız, neymiş bunlar terör örgütleriyle ilişkiliymiş. Bu kadar öğretmen terör örgütüyle ilişkiliyse 14 yıldır neredeydiniz, hesap soracaksanız niye sormadınız? Bunları siz tayin etmediniz mi, siz atamadınız mı? Sizin hiç mi günahınız yok? Tek nedeni var, 11 bin 285 öğretmen sendikalı. Sendikalı olmak ne zamandan beri suç oldu bu ülkede, anayasal bir hak. Ama sendika kuracaksın ‘beni destekleyeceksin, beni desteklemiyorsan OHAL’i fırsat bilip seni açığa alacağım’, bunlar doğru değil. Bunları engellememiz gerekiyor. Türkiye bir çadır devleti gibi yönetilemez. Türkiye’nin birikimi, kültürü, ahlakı, siyasi yapısı buna uygun değildir ama üzülerek ifade edeyim çadır devleti gibi Türkiye yönetiliyor şu anda.
 
"Kollektif Suç Yarattılar"
 
Cadı avının bir de vatandaş ayağı var. Suçların şahsiliği diye bir kavram var. Kolektif suç yarattılar, birisi suç mu işledi, bütün ailesi, akrabaları hep beraber aynı suçtan mahkum olacak algısını yerleştirmeye çalışıyorlar topluma.
Tarihin en önemli insan hakları beyannamelerinden birisi Sevgili Peygamberimizin veda hutbesidir. Hutbede, ‘Herkes kendi işlediği suçtan sorumludur, bir kimsenin işlediği suç asla babasına, annesine, evladına yüklenemez’ deniyor. İnsan hakları evrensel beyannamesinde de böyledir.
Suç işledi sanık, memuriyetten atıyorsunuz, eşi memursa onu da atıyorsunuz. Bir devlet kendi vatandaşını açlığa mahkum eder mi? O zaman hapislerini kaldırın, açlığa mahkum edecekseniz ekmek de vermeyin onlara. Sosyal devlet öyle bir devlet ki suçlu olsun olmasın her vatandaşının hakkını koruyan devlettir. Siz kalkıyorsunuz masum insanları cezalandırıyorsunuz.
 
“Ağlayarak Anlatıyorlar”
 
Şanlıurfa’da lojmandan atılan ailelerin kadınları basın toplantısı yapıyorlar, ‘bizi lojmandan attılar, eşimizi de tutukladılar, biz nerede yaşayacağız’, ağlayarak anlatıyorlar. Bu tabloyu görüp de vicdanı sızlamayan biri var mı, o masum çocukların, o kadınların ne günahı var. Bu cadı avı nereye kadar gidecek?
Kişiyi yargılıyorsunuz, ama eşinin pasaportuna el koyuyorsunuz. Sevgili Can Dündar’ın eşini rehin tutuyorlar. Devlet masum insanı rehin alır mı? Hukuk devletinde böyle bir kural var mı? Hangi OHAL düzeninde böyle bir uygulama var? Fransa diyorlar, Fransa ile bizim uyguladığımız OHAL’in yakından uzak hiçbir ilgisi yok. ‘Yetki aldım, istediğimi yaparım’ diyor. OHAL’in de kendi hukuku vardır ama o kararlara uyulmuyor. Oğlunu arıyorsun, tekerlekli sandalyedeki annesini ya da babasını rehin alıyorsun. Buna da hukuk, adalet, kamu vicdanı deniyor. Böyle bir anlayış olamaz.
 
“Bu Tabloyu Yaratan Ortama Lanet Olsun Dememiz Lazım”
 
Cadı avı bunlarla da sınırlı değil, iş dünyası var. 500’ün üzerinde şirkete kayyım atandı. Isparta’da çok ortaklı bir şirket, birisinin binde 7 payı var, FETÖ’den tutuklanmış. Sen misin o şirkete ortak olan, bütün kredilerini kesmişler. Bu kişi hiçbir genel kurul toplantısına katılamamış, yönetici de değil.
Devlet şirketleri yaşatır, batırmaz. Bütün iş dünyası diken üstünde. Kapı çalınınca acaba, ‘tutuklamaya mı geldiler, kayyım mı, TMSF’ye mi devredileceğiz?’  Biz kendi ülkemizde barış içinde, huzur içinde yaşamak istiyoruz. Suçlular, sanıklar olabilir ama hukukun üstünlüğü, adil yargılama vardır. O çerçevede içinde insanlar yargılanır, varsa cezasını çeker ama çoluk çocuğu... Eğer Sakarya’da bir ailenin çocuğu gece yatağından fırlayıp ‘benim babam vatan haini değil anne’ deyip annesine sarılıyorsa bu tabloyu yaratan ortama lanet olsun dememiz lazım, o çocuğun hakkını savunmak için.
 
"'At İzi İt İzine Karıştı’ Demek Sorumluluktan Kurtulmak Değildir”
 
Bu ülkeyi yönetenlerin verilecek hesabı vardır, bu hesabı soracak olan da bu ülkenin insanlarıdır. Herkesi birden alıp aynı çuvala koyup ‘hepiniz suçlusunuz’ deyip işin içinden sıyrılmak mümkün değil. Bundan şikayet etmek de sizin sorumluluğunuzu ortadan kaldırmaz, ‘at izi it izine karıştı’ diye konuşmak sorumluluktan kurtulmak anlamına gelmez. Tam tersine olayı biliyorsunuz, görüyorsunuz, ne hatalar yaptığınızın da farkındasınız ama hala aynı işi yapmaya devam ediyorsunuz, anlamı çıkar.” 
 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.