Öne Çıkanlar Vikingur HTC10 rusya tbmm mülteci Bahattin Karakoç kemal zeybek yargıtay üyeleri Zuhal Yalçın haftalık bülten ölümlü dünya buzlanma ve don olayı bekleniyor

Yıldırım: Kıbrıs’ta İki Federasyonlu Dönüşümlü Başkanlık En Büyük Dileğimizdir

Başbakan Binali Yıldırım, Kıbrıs konusunda Rum kesimi ile Cenevre’de süren görüşmelere ilişkin, “Buradaki görüşmelerin adil ve kalıcı barışın, iki federasyonlu bir devletin dönüşümlü başkanlığını oluşturacak şekilde tesis edilerek sürdürülmesi en büyük dileğimizdir” dedi.

Başbakan Yıldırım, 9. Büyükelçiler Konferansı dolayısıyla verdiği öğle yemeğinde konuştu. Türkiye'nin dünyadaki tüm ülkelerle bağlarının çok güçlendiğini söyleyen Başbakan Yıldırım, “Irak’a yakın zamanda bir ziyaretimiz oldu. Orada aramızdaki yanlış anlaşılmaları ortadan kaldırmaya çalıştık. İşleri tekrar bir noktaya getirdik. İsrail’le uzun zamandan beri devam eden sıkıntılarımız vardı onu bir noktaya getirdik. Rusya ile uçak krizinde başlayan ilişkilerdeki bozulma tamamen ortadan kalktı. Bölgesel işbirliği, ekonomik işbirliği konusunda ciddi bir mesafe kat ettik. Balkanların umudu Türkiye. Biz hem bölgemizde güçlü olmaya devam edeceğiz hem ülkemizde güçlü olmaya devam edeceğiz. Böylece bölgesel ve küresel barışa da katkımızı sürdüreceğiz” diye konuştu.

“TEMİNAT TÜRK TARAFI İÇİN TÜRKİYE VE RUM TARAFI İÇİN DE YUNANİSTAN’DIR”

Kıbrıs’ta Rum kesimi ile görüşmelerin Cenevre’de devam ettiğini ve bu görüşmeler sonucu anlaşılan konular olduğunu belirten Yıldırım, görüşmelere ilişkin şunları söyledi:

“Bu işin Türkiye’yi ilgilendiren tarafı da var. Adada adil eşit bir yönetişim sistemi garanti altına alınmalıdır. Sadece toplumların birbirine güvenleri yetmez. Geçmiş dönemlerde yaşanan acı tecrübelerin ışığında her şeyin teminat altına alınması lazım. Teminat da Türk tarafı için Türkiye’dir, Rum tarafı için de Yunanistan’dır. Buradaki görüşmelerin adil ve kalıcı barışın, iki federasyonlu bir devletin dönüşümlü başkanlığını oluşturacak şekilde tesis edilerek sürdürülmesi en büyük dileğimizdir. Bunun için katkı sağladık, sağlamaya da devam edeceğiz.”

“AVRUPA BİRLİĞİ’NE GİRİŞİN BİR PROVASINI KIBRIS’TA BAŞLATABİLİRİZ”

Kıbrıs ile ilgili görüşmeler konusunda Avrupa Birliği’nin de geçen sefer olduğu gibi işin kenarında durmaması gerektiğini söyleyen Yıldırım, “2004’teki işte bize kazık attılar, daha doğrusu Türk tarafına kazık attılar. Bu sefer aynı şeyi yapmayın dedik. Burada bir çözüm olacaksa Türk tarafı, Rum tarafı Birliğin aynı anda üyesi olacaksa, bu dörtlü özgürlükten taviz verilmemesi lazım. Siz Kıbrıs Türk tarafını Avrupa Birliği’ne sokmuş oluyorsunuz. Peki, Türk tarafıyla Türkiye’nin ilişkileri nasıl olacak? Orada bir adaletsizlik olmaması lazım. İnsanların, hizmetlerin, sermayenin serbest dolaşımının mutlaka Türkiye’ye de sağlanması lazım. Yani Avrupa Birliği’ne girişin bir provasını Kıbrıs’ta başlatabiliriz. Bu yeterince güvenceyi de sağlamış olur. Tüm bunlar konuşulacak görüşülecek. Ümit ederiz ki güzel bir sonuç ortaya çıkar” dedi.

“‘DARBECİLERİ FAZLA HIRPALAMAYIN’ DEMELERİ KANIMIZA DOKUNUYOR”

Türkiye’nin Avrupa Birliği ile ilişkilerinin inişli çıkışlı olduğunu, 2016’nın başında hızlı bir gelişme olduğunu fakat bunun arkasının gelmediğini ifade eden Yıldırım, şöyle anlattı:

“Hadi vizeleri kaldıralım, geri kabul anlaşması yapalım, mülteci akınını önleyelim, mültecilere yardım yapalım, kesenin ağzını açalım falan güzel bir başlangıç yaptık ama arkası gelmedi. Şimdi tekrar AB Bakanımız, Dışişleri Bakanımız temaslarını sürdürüyorlar. Bizden istedikleri bazı şeyler var. Bunların yapılabilecek olanları var ama hiç konuşamayacağımız bir şey daha var. Terörle mücadele yasasının değiştirilmesi. Siz bizimle dalga mı geçiyorsunuz? Amansız bir mücadeleye girmişiz, terörle mücadele yasasını değiştir.
Avrupa ülkelerine alınganlığımız şudur. FETÖ darbe girişiminden sonra yüksek sesle kınamak yerine ‘Darbecileri fazla hırpalamayın’ demeleri, bizim kanımıza dokunuyor. Önce darbeyi hiç tereddüde mahal bırakmadan kınayacaksınız sonra da Türkiye’nin bir hukuk devleti olduğuna sonuna kadar inanacaksınız. Türkiye’nin hukuk dersine ihtiyacı yok. İşinize geldiği zaman şuna dokunmayın, bunu yapmayın. Biz söylediğimiz zaman ‘Efendim bu hukukun işi, biz karışamıyoruz’. Ortada tam bir çifte standart var. Ver şu teröristleri kardeşim. Hemen yargı. Bize gelince, yahu siz isteseniz verirsiniz. Hiç kimse kendi hukukunu başka ülkenin hukukundan daha üstün görmesin.”

“AVRUPA BİRLİĞİ’NDE BÜROKRASİ ÇOK FAZLA HANTALLAŞTI”

Avrupa Birliği’nin Türkiye’ye olan ihtiyacının Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne girme ihtiyacından fazla olduğunu söyleyen Yıldırım, “AB Türkiye ile içinde bulunduğu krizleri daha kolay aşacak. Ama Avrupa gelecek vizyonunun yeniden gözden geçirilmesi lazım. İngiltere niye çıkmaya çalışıyor, niye AB’de yaşayan insanların yüzde 59’u Birliğin işlerinden, işleyişinden memnun değil? Bunu gözden geçirmesi lazım çünkü Avrupa Birliği’nde süreçler yavaşladı, işler hızlı yapılmıyor, bürokrasi çok fazla hantallaştı. Bu da birliğin gelecek vizyonunu etkiliyor.

YILDIRIM BÜYÜKELÇİLERDEN EKONOMİK İLİŞKİLERE KAFA YORMALARINI İSTEDİ

Büyükelçilere seslenen Yıldırım, FETÖ ile mücadelenin birinci konu olduğunu, elçilerin her ülkede yılmadan, yorulmadan mücadele etmeleri gerektiğini söyledi. Başbakan Yıldırım, büyükelçilerden, Türkiye ile bulundukları ülkeler arasındaki ilişkileri nasıl çeşitlendireceklerine, diplomatik ve siyasi ilişkilerin ötesinde ekonomik anlamda ilişkilere nasıl bir boyut katılacağına, özellikle kafa yormalarını istedi.

“YÜRÜTMEDE ERKİN TEK OLMASI LAZIM”

Konuşmasında Anayasa değişiklik çalışmalarına da değinen Yıldırım, bu çalışmanın, daha önceki anayasa değişikliğinden biraz farklı olduğunu belirterek şöyle konuştu:

“Burada biz hükümet sistemini değiştiriyoruz. Yani Parlamenter sistemden Cumhurbaşkanlığı sistemine geçiyoruz. Bir başka deyişle artık Bakanlar Kurulu, Başbakanlık pozisyonları kalkıyor. Cumhurbaşkanları, yardımcıları ve kendi kabinesi oluyor. Yürütme seçimle iş başına gelecek. Meclis de yine seçimle oluşacak. Meclis’in içinden hükümet çıkma dönemi bu değişiklik gerçekleşirse bitmiş olacak. Bu Cumhuriyetin kuruluşundan beri yapılan en köklü değişiklik.
Aslında bunun temelini 2007’de attık. 2007’de Cumhurbaşkanı seçilemeyince, bu mesele halka gitmek mecburiyetinde kaldı ve vatandaş da Cumhurbaşkanın halk tarafından doğrudan seçilmesine karar verdi. Bu yapı artık bu şekilde sürdürülemez. Yürütmede erkin tek olması lazım. Bu değişiklikle beraber yürütme ile yasamayı aynı anda seçiyoruz. Yürütme millete ayrıca hesap veriyor, yasama da yasaları çıkarıyor ve yürütmeyi denetliyor.”
 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.