Öne Çıkanlar finans trump ekonomi KİT kalp krizi suriyeli akbank haberleri 49 terörist etkisiz mgk hangi kararlar 30 mayıs gündemi albay ali yazıcı gözaltına alındımı merhamet ve adalet

-MHP GENEL BAŞKANI BAHÇELİ: TÜRK DEVLETİ İŞLETME, ŞİRKET, HOLDİNG DEĞİLDİR

-Bahçeli, Erdoğan'ın 'Kürt sorunu yoktur' açıklamasını "Erdoğan Balıkesir'de sıkıyı görüp yeni bir yalan ve riya atmosferi tesis etmek amacıyla; bizzat mucidi olduğu sözde Kürt sorununu inkar etmiştir. Diyarbakır'a gidince Kürt sorunu diyen, Balıkesir'i görünce bunu inkar eden Recep Tayyip Erdoğan'ın artık yalan makinesi, çark ustası, kıvırma uzmanı olduğu net olarak bellidir" ifadeleri ile değerlendirdi.

ANKARA (ANKA) - MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın 'Bir anonim şirket nasıl yönetiliyorsa Türkiye de öyle yönetilmelidir" değerlendirmesini, "Türk devleti işletme, şirket, holding değildir. Türk devlet geleneğinde kâra odaklanan, kârı önceliğine alan, sermayesi belirli ve paylara bölünmüş, borçlarından dolayı yalnızca malvarlığıyla sorumlu bulunan anonim şirket özelliği yoktur, olmamıştır. Devlet şirket gibi yönetilemeyecektir. Recep Tayyip Erdoğan eğer ille de şirket yönetmek istiyorsa, derhal ve hemen aile fertlerinin üzerine geçirdiği bol kazançlı bir şirketin başına geçmeli, ahlaken boş olan Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı makamını hukuken de terk etmelidir" ifadeleri ile değerlendirdi.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli parti genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında, gündemdeki konuları değerlendirdi. Türkiye'nin, belirsizliklerin kol gezdiği, yüksek risk ve tehlikelerin hakim olduğu kabus dolu bir süreci yaşadığını belirten Bahçeli, hükümetin miadının dolduğunu, son kullanım süresinin geçtiğini savundu. Bahçeli, "AKP-PKK işbirliğiyle tecelli eden ihanet ittifakı Türkiye'nin mezarını kazmakta, tarihsel haklarını kazımaktadır. Demem odur ki, bölücülük furyası, bölünme kampanyası, fitne-fesat kalkışması vatan coğrafyasını baştan ayağa tesiri altına almıştır" dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın açıklamalarının Türkiye ekonomisini tahminlerin ötesinde zora soktuğunu ifade eden Bahçeli, enflasyon-faiz-kur arasındaki ilişkilere cahilce bakışın ekonomik maliyetleri katladığını, durduk yere dövizin yükselmesine yol açtığını savundu. Erdoğan'ın açıklamalarıyla Merkez Bankası'na öfke saçtığını eleştirilerini vatana ihanet noktasına kadar taşıdığını anımsatan Bahçeli, şunları kaydetti:

"Erdoğan'ın ateşlediği döviz en başta reel sektöre zarar vermiş, vatandaşlarımızın bütçesini sarsmış, dış borcu çoğaltmış ve makroekonomik parametrelere irtifa kaybettirmiştir. Dizginlenemeyen kur artışları neticesinde; bilhassa Adana, Gaziantep, Kocaeli ve Kayseri gibi sanayi üretiminde öncü olan illerden iflas ve işten çıkarma haberleri gelmeye başlamıştır. Piyasalar deyim yerindeyse felç geçirmiştir. Tarım ve tekstil sektörleri dövizdeki depremden olumsuz şekilde etkilenmiştir. Sanayi üretimi iyice zayıflamış, durgunluk ve daralma ekonomiyi sırtından vurmuştur. Siparişler bıçak gibi kesilmiştir. Borsa yalpalamıştır."

-KAZANIN HIRSIZ ÇETESİDİR-

Ekonomik gelişmelere ilişkin bilgi veren MHP Lideri, Erdoğan'ın açıklamaları nedeniyle reel sektörün 82 milyar TL'lik ek bir finansman giderine mahkum edildiğini iddia etti. Erdoğan'ın gözünün başkanlıktan başka bir şey görmediğini iddia eden Bahçeli, ekonomide yaşanan son gelişmelerin büyüme hedeflerinin gerisinde kalacağının göstergesi olduğunu ve ekonominin paldır küldür depresyona gireceğini, adı konulmamış bir krizle karşı karşıya kalınacağını savundu.

Orta Vadeli Programda 2015 yılı için ortalama dolar kurun 2,29 TL olarak belirlendiğini anımsatan Bahçeli, "Erdoğan'ın kimin namına, kimin yararına, kimlerin çıkarına hizmet ettiği az çok belli olan dengesiz ve densiz açıklamaları Türkiye ekonomisini yoğun bakıma sokmuştur. Kazanan döviz lobisi, karlı çıkan para baronları, servetine servet ilave eden sıcak para tacirleri, karanlık çevrelerdir. Kazanan rantiyeciler, sevinen faizciler, gülen küresel simsarlar, palazlanan döviz stokçularıdır. Kazanan dolar milyarderi Erdoğan, cebini dolduran hırsız çetesidir. Dövizi omuzlayan, sırtında gezdiren, elinden tutan Recep Tayyip Erdoğan'dır. Döviz artışına çanak tutan, doların ateşini yükselten AKP'nin ilkesiz, düşüncesiz ve donanımsız hamle ve adımlarıdır" dedi.

-BAŞBAKAN BEYHUDE YERE ÇIRPINMAKTADIR, İNANDIRICILIĞI SIFIRIN ALTINDADIR-

Erdoğan'ın ekonomi yönetimine ve Merkez Bankası Başkanı ile bağlı olduğu Başbakan Yardımcısı'nayönelik söylemlerinin, yanında yöresinde tuttuğu menfaat lobisinin tavsiye ve tazyikiyle gerçekleştiği iddiasında bulunan Bahçeli, Cumhurbaşkanını, faiz oranları konusunda yeterli bilgi sahili olmamakla suçladı. Erdoğan'ın açıklamaları ile Merkez Bankası'nın bağımsızlığının gölgelendiğini öne süren Bahçeli, Başbakan Ahmet Davutoğlu'nu sert bir dille eleştirdi. Bahçeli, şunları kaydetti:

"Çelimsiz ve çeyrek Başbakan, siyasi ve ekonomik göstergeleri tersine çevirmek için muazzam bir Türkiye karşıtı kampanyanın varlığına dikkat çekmektedir. Davutoğlu'na göre kara propaganda ustaları işbaşındadır. Bizim bildiğimiz bir tek kara propaganda ustası, bir tek de çırağı vardır. Bunlar da Recep Tayyip Erdoğan ile Ahmet Davutoğlu'dur. Madem Türkiye karşıtı kampanya var idiyse, Davutoğlu apar topar, üstelik ABD yönetimine bile haber vermeden New York'a niye gitmiştir? Sermaye çekmek, işadamlarını davet etmek için el açmasını, etek öpmesini, yardım dilenmesini nasıl izah edecektir? Başbakan beyhude yere çırpınmaktadır, zira inandırıcılığı sıfırın altındadır. Erdoğan'dan yediği çalımlarla defalarca ters köşeye yatan, saraydan kumanda edilen Davutoğlu iflas etmiş bir siyasetçi olup Başbakanlık makamından fiilen ve ahlaken düşmüştür."

- SONUNDA HER ŞEY TATLIYA BAĞLANACAK İDİYSE...-

Demokrasi olmadan ekonomik kalkınmanın olmayacağını, huzur ve emniyet sağlanmadan, yasal ve Anayasal güvenceler herkese eşit uygulanmadan ekonomik iyileşme ve kalkınma yalnızca hayallerde mümkün olacağını vurgulayan Bahçeli, Türkiye'de hukuku tanıyan, anayasaya uyan, etik ve ahlaki yükümlülüklerini mesele yapanın bulunmadığını savundu. Yapılan açıklamalarla örselenenin yalnızca Merkez Bankası olmadığının altını çizen Bahçeli, "11 Mart günü, Merkez Bankası Başkanı tarafından verilen brifingden sonra her şeyin tatlıya bağlandığını açıklayan Erdoğan, döviz saldırısına mihmandarlık yapmaktan dolayı milli vicdanlarda mimlenmiştir. Sonunda her şey tatlıya bağlanacak idiyse, bu kadar karmaşaya, alt üst oluşa ve krize ne gerek vardır? Zarar-ziyan, feryat-figan eden milyonların vebalini kim taşıyacaktır? Suçlu kimdir, dolara dayanak olan, döviz lobisine uşaklık yapan kimlerdir? Erdoğan, bu sorularımıza eğip bükmeden cevap verecek yürekliliği gösterebilecek midir?" sorularını yöneltti.

- DEVLET ŞİRKET GİBİ YÖNETİLEMEYECEKTİR-

Ekonominin düzelmesine ilişkin reçetelerinin, tekliflerinin ve tedavi yöntemlerinin bulunduğunu anlatan Bahçeli, mali ve ekonomik bağımsızlığın kendileri için vazgeçilmez bir amaç olduğunu vurguladı. Türk firmalarının yerkürenin her köşesinde çok uluslu şirketlerle rekabet edebilecek, yatırım sahaları kurabilecek yeterlilik, cesaret, özgüven ve kuvvete sahip olabilmesi gerektiğini ifade eden Bahçeli, devlet olmakla şirket kurmanın bambaşka bir şey olduğunu belirterek, Erdoğan'ın 'Bir anonim şirket nasıl yönetiliyorsa Türkiye'de öyle yönetilmelidir" ifadesini şu ifadelerle eleştirdi:

"Türkiye Cumhuriyeti eşsiz fedakarlıkların eseri, göz kamaştıran ve hayranlık uyandıran mücadelelerin emanetidir. Ve Türk devleti işletme, şirket, holding değildir. Türk devlet geleneğinde kâra odaklanan, kârı önceliğine alan, sermayesi belirli ve paylara bölünmüş, borçlarından dolayı yalnızca malvarlığıyla sorumlu bulunan anonim şirket özelliği yoktur, olmamıştır. Devlet şirket gibi yönetilemeyecektir. Erdoğan Cumhurbaşkanı olduğunu tamamen unuttuğundan, aklına ne eserse, dilinin acuna ne gelirse fütursuzca söylemektedir. Erdoğan ya ruhen iflah olmaz bir hastalığın pençesindedir ya da aklını ve mantığını yemiş bitirmiştir. Binlerce yıllık Türk devlet felsefesini inkar edercesine konuşan Erdoğan artık çok olmuş, çizmeyi aşmıştır. Türkiye Cumhuriyeti devletinin şirket gibi yönetilme hedefi aslında adı konmamış bir yıkımı, itiraf edilmemiş bir rejim değişikliği hazırlığını deşifre etmektedir. Erdoğan aziz şehitlerimizin mirasını, ecdat yadigarı bu kutlu vatanı paylara ayırıp kimler arasında bölüştürmeyi düşünmektedir? Ve kimin emellerine sözcülük etmekte, kimlere taşeronluk yapmaktadır? Türkiye'nin tarih, millet, toprak ve kültür varlığını; Kandil ve İmralı canisinin gözetim, denetim ve tembihiyle kurulan ihanet borsasında Türk düşmanlarına arz etme hevesi tarifi olmayan bir ahlaksızlıktır. Erdoğan'ın derdi varsa deva aramalıdır. Recep Tayyip Erdoğan eğer ille de şirket yönetmek istiyorsa, derhal ve hemen aile fertlerinin üzerine geçirdiği bol kazançlı bir şirketin başına geçmeli, ahlaken boş olan Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı makamını hukuken de terk etmelidir."

-TÜRKİYE CUMHURİYETİ'Nİ 'TEK TARAFLI FESHETTİM' DESE...-

Erdoğan'ı ettiği yeminleri çiğnemek, tarafsızlığını bozmak, muhalefetle siyasi mücadeleye girmek ve anayasada yazılı görev ve sorumluluklarını kasten göz artı etmekle suçlayan MHP Lideri, Cumhurbaşkanının Anayasa'ya taammüden karşı gelmekten, taşıdığı vazifenin saygınlığını yok etmekten, görevini kötüye kullanmaktan sorumlu ve suçlu olduğunu savundu. Erdoğan'ın AK Partinin yan kolu gibi çalışmak, paralel başbakan, eş genel başkan gibi siyasi faaliyet göstermekle suçlayan Bahçeli, başkanlık sistemi için meydanlarda iftira ve yalan rekoru kırıldığını savundu. Bahçeli, "Yeni Anayasa ve 400 milletvekili için gece gündüz demeden zehir kusmakta, milletimizi aldatmaya, aklını çelmeye, tertemiz duyguları sömürmeye teşebbüs etmektedir. Erdoğan haddini aşmış, kırmızıçizgiyi geçmiştir. Çok tehlikeli bir kumar oynamaktadır. Türkiye'yi uçuruma sürüklemektedir. Öyle kontrolden çıkmış, öyle gözünü hırs bürümüştür ki, artık her şeyi kendisi için hak ve meşru görmektedir. Deyim yerindeyse, Türkiye Cumhuriyeti'ni 'Tek taraflı feshettim' dese neredeyse kimseden ses çıkmayacaktır. 'Anayasa'yı kaldırdım' dese sanıyorum kimseden etkili ve caydırıcı tepki gelmeyecektir. Böyle giderse Erdoğan'ın Tunus'un devrik lideri Zeynel Abidin Bin Ali gibi ülkeden kaçması, yurtdışına çoktan kaçırdığı servetiyle kalan ömrünü tamamlaması hiç kimse adına sürpriz olmayacaktır. Çünkü gidişat bunu işaret etmektedir" diye konuştu.

-DİYARBAKIR'A GİDİNCE KÜRT SORUNU, BALIKESİR'İ GÖRÜNCE İNKAR-

Paralel yalanlarıyla emniyet teşkilatının çökertildiğini, adalet mekanizmasının darbelendiğini, BülentArınç'a suikast yalanlarıyla kozmik odalara girildiğini, devletin mahremindeki en gizli belge ve bilgilerin kopyalanarak Türkiye düşmanlarına servis edildiğini söyleyen Bahçeli, MİT'in, sarayın örtülü operasyon aracı, kapalı devre çalışan, siyasi ayak oyunları kurgulayan basit ve mahzurlu bir hafiye teşkilatı haline getirildiği iddiasında bulundu. Bahçeli, Erdoğan'ın 'Kürt sorunu yoktur' açıklamasını da "Erdoğan Balıkesir'de sıkıyı görüp yeni bir yalan ve riya atmosferi tesis etmek amacıyla, bizzat mucidi olduğu sözde Kürt sorununu inkar etmiştir. Diyarbakır'a gidince Kürt sorunu diyen, Balıkesir'i görünce bunu inkar eden Recep Tayyip Erdoğan'ın artık yalan makinesi, çark ustası, kıvırma uzmanı olduğu net olarak bellidir" ifadeleri ile değerlendirdi.Türkiye'nin Erdoğan'ın tapulu ve kupon arazisi olmadığını ifade eden MHP Lideri, "Uyarıyorum, herkes ayağını denk alsın. Hiç kimse sabrımızı yanlışa yormasın. Bir kez daha diyorum, hainlere karşı 'Bizimle Yürü Türkiye.' Çözülmeye ve yıkıma karşı 'Bizimle Yürü Türkiye.' Haksızlığa, adaletsizliğe, yolsuzluğa, yoksulluğa ve yasaklara karşı 'Bizimle Yürü Türkiye'" dedi. (ANKA)

(YE/ÖZK)

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.