Öne Çıkanlar mecliste terör toplantısı riyad Honda Gold Wing örgüt tavuk eti üretiminde ab üyelerini geçtik yapı kayıt belgesi bedellerinin son ödeme tarihi Zeytin Dalı Harekatında Etkisiz Hale Getirilen Terörist 3 Bin 347 Oldu türk telekom akdeniz anemisi nedir Odeabank Yönetim Kurulu Başkanı Samir Hanna 2017 yılına ait su ürünleri verileri çukurovada narenciye ağacı dikmeyene ruhsat verilmiyor

AYM'den Örnek Karar

Anayasa Mahkemesi, 7 yıl önce Şırnak’ın Cizre İlçesi’nde 18 aylıkken annesinin kucağında atılan gaz bombasının kafasına isabet etmesi sonucu hayatını kaybeten Mehmet Uytun’un ailesinin açtığı davada şüpheli olarak bulunan jandarma görevlisi hakkında soruşturma izni verilmemesini hak ihlali kabul etti. Yüksek Mahkeme, aileye 15 bin TL manevi tazminatın ödenmesine hükmetti.

Anayasa Mahkemesi’nin, 7 yıl önce Şırnak’ın Cizre İlçesi’nde 18 aylıkken annesinin kucağında atılan gaz bombasının kafasına isabet etmesi sonucu hayatını kaybeten Mehmet Uytun’un ailesinin yaptığı bireysel başvuruya ilişkin kararı Resmi Gazete’nin bugünkü sayısında yayımlandı. Buna göre, 9 Ekim 2009 tarihinde terör örgütü lehine yapılan protesto kapsamında yaklaşık 50 kişilik yüzü maskeli grup, Cizre Vergi Dairesi binasına ve burada konuşlanankolluk güçlerine taşlı saldırıda bulundu. Kevzer Uytun, henüz yeni yürümeye başlayan oğlunun balkona doğru yürümesi üzerine peşinden gittiğini ve Mehmet Uytun’u kucağınra altığını, eve tekrar girmek için döndüğü sırada atılan gaz bombasının çocuğunun kafasına isabet etmesi sonucu başından yaralandığını belirtti. Cizre Devlet Hastanesi’ne kaldırılan Mehmet Uytun için düzenlenen adli muayene raporunda sağ temporal bölgeye künt cisimle darbe aldığı, bilinç kaybı geliştiği, hayati tehlikesi olduğu, yaralanmanın basit tıbbi bir müdahale ile giderilemeyecek nitelikte olduğu belirtildi. Mehmet Uytun, olaydan 10 gün sonar tedavi gördüğü Diyarbakır Tıp Fakültesi Hastanesinde vefat etti.

-KAYMAKAMLIK SORUŞTURMA İZNİ VERMEDİ-

Cizre İl Jandarma Komutanlığı tarafından hazırlanan olay yeri tutanağında; topluluğu görecek bir açıdan, topluluğun yaklaşık 15 metre soluna doğru binanın solunda bulunan taş duvara çarpıtılarak etkisinin azaltılması amacıyla gaz mermisi ile duvara ateş edildiği belirtildi. Adli Tıp Kurumu Kimya İhtisas Dairesi raporunda, Mehmet Uytun için hazırlanan otopside çocuğun ölümünün künt kafa travmasına bağlı kafatası kemik kırığı, beyin kanaması ve sonrası gelişen komplikasyonlar sonucu meydana gelmiş olduğu, kafada tanımlanan kırığın yerleşimi ve niteliklerine göre kırığın çocuğun düşerek kafasını sert ve uygun bir zemine çarpması sonucu mu yoksa künt bir cismin direkt havalesi ya da sorulduğu üzere gaz bombasının isabeti sonucu mu meydana geldiğinin ayrımının yapılamadığı ifade edildi. Olay hakkında başlatılan soruşturmada Cizre İlçe Jandarma Komutanlığının Mehmet Uytun’un ölmesi olayında kullanıldığı iddia edilen mühimmatın jandarma envanterinde bulunmadığını bildirdi. Kriminal Polis Laboratuvarının Cumhuriyet Savcılığına sunduğu müzekkerede, olay yerinde bulunan kırmızı renkli gaz fişeğinin MKE Çankırı Silah Fabrikası Müdürlüğü tesislerinde üretildiğinin tespit edildiği bilgisine yer verildi.

Cumhuriyet Başsavcılığınca olay tarihinde görevli bulunan Uzman Jandarma H.A.’nın görevi gereği kendisine zimmetlenmiş tamburlu bomba atar silah ile dikkatsiz ve tedbirsiz şekilde ateş ederek ölüme sebebiyet verdiği gerekçesiyle Cizre Kaymakamlığından soruşturma izni talebinde bulundu. Cizre Kaymakamlığı, H.A. hakkında soruşturma izni vermedi. Başsavcılık ve aile karara itiraz etti. Diyarbakır Bölge İdare Mahkemesi itirazı reddetti.  Başvurucuların açtıkları dava üzerine Mardin İdare Mahkemesi davanın maddi tazminata yönelik bölümünün kısmen kabul ederek, 20 bin TL maddi tazminatın ödenmesine, maddi tazminata yönelik geri kalan kısmının reddine karar verdi. Bunun üzerine başvurucular bireysel başvuruda bulunarak, kolluk güçleri tarafından gaz fişeği atılarak çocuklarının ölümüne sebebiyet verildiğini, sorumlusu hakkında soruşturma izni verilmemesi nedeniyle mağdur olduklarını, olayın meydana gelişi, Adli Tıp Kurumu raporu, tanık beyanları birlikte değerlendirildiğinde sorumlunun yargılanması gerektiğini belirterek yaşam hakkının, hak arama lıürriyetinin ve ayrımcılık yasağının ihlal edildiğini ileri sürdü.

-HERHANGİ BİR BAŞKA EYLEM SONUCU MEYDANA GELMİŞ OLABİLİR-

Olayda kullanılan bomba atar silahın evin bulunduğu yöne doğru ateşlendiği ve bu atışın yapıldığı sırada başvurucuların çocuğunun başından yaralandığının sabit olduğunun belirtildiği kararda, elde edilen delillerin, çocuğun başından aldığı darbenin doğrudan veya dolaylı olarak bomba atar silahının ateşlediği gaz fışeğinden kaynaklandığını tartışmasız bir şekilde ortaya koymadığı vurgulandı.

Çocuğun aldığı darbenin, olay sırasında taşlı saldırıda bulunan göstericilerin yaptığı bir eylem de dâhil olmak üzere herhangi bir başka eylem sonucu meydana gelmiş olabileceğinin ifade edildiği kararda, ortaya çıkan belirsizliğin, soruşturmada elde edilen bilgilerdeki çelişkilerden ve eksikliklerden kaynaklandığı vurgulandı. Kararda, “Somut olayda güvenlik güçlerinin silah kullandıklarının sabit olduğu, iddia edilen yaralanma biçiminin askerlerin kasıtlı bir eylemi sonucunda gerçekleştiği yönünde bir iddia ve bilgi bulunmaması ve yaralanma olayının meydana geldiği diğer koşullar birlikte değerlendirildiğinde yaşanan ölümde güvenlik güçlerinin sorumluluğunun bulunmadığının soruşturma makamlarınca ispatlanamaması nedeniyle Anayasa Mahkemesi tarafından doğrudan öldürmeme yükümlülüğünün ihlal edildiği sonucuna ulaşılması da mümkün değildir” denildi.

Kararda, silahı kullanan askerin bu konuda bir eğitim almış olup olmadığı, operasyonun planlama ve kontrolü kapsamında yürütülen işlemlerin ve alınan tedbirlerin ne olduğu ve silahın atış biçiminin, olası etkileri ve silahın ateşlendiği koşullar gibi konulardaki bilgi eksikliklerinin Anayasa Mahkemesinin, silah kullanımının başka bir çarenin kalmadığı ‘zorunlu bir durumda’ ve ‘ölçülü’ bir biçimde gerçekleşip gerçekleşmediğini değerlendirmesini imkânsız kıldığı vurgulandı. Kararda, yaşam hakkının öngördüğü negatif yükümlülük açısından somut olayın Anayasa Mahkemesi tarafından incelenmesinin mümkün olmadığı, sadece soruşturmanın etkili yürütülmesi yükümlülüğü açısından inceleneceği ifade edildi. Kararda, eksiklikleri veya çelişkileri giderecek bir inceleme yapılmasına imkan sağlayacak bir ceza soruşturmasına izin vermediği, Bölge İdare Mahkemesinin de iki farklı yöndeki iddiaları karşılıklı olarak değerlendirmek suretiyle bir sonuca ulaşmaksızın sadece idarenin görüşü doğrultusunda bir sonuca ulaştığına dikkat çekildi. Kararda, yürütülen soruşturmanın , elde edilen tüm bulguların kapsamlı, nesnel ve tarafsız bir analizine dayalı olması  gerekliliğini karşılamadığı, gereklilikleri karşılayabilecek bir süreci öngören soruşturma ve gerektiğinde kovuştuma aşamalarına geçilmesini engellediği belirtildi.

 ETKİLİ SORUŞTURMA YÜRÜTME YÜKÜMLÜĞÜ İHLAL EDİLDİ-

Olaya ilişkin hazırlık soruşturmasının makul bir hız ve özende yürütüldüğünden söz edilemeyeceğine işaret edilen kararda, şöyle denildi:

“Ölüm olayına karıştığı ileri sürülen kişilerin hangi suçlardan soruşturmaya ve kovuşturmaya tabi tutulacaklarını belirleyecek olanlar, olayı ilk elden inceleyen soruşturma ve yargılama makamlarıdır. Bireylere ait cezai sorumlulukların kapsamının belirlenmesine yönelik hukuki sorunların incelenmesi, kural olarak Anayasa Mahkemesinin yetkisi kapsamında olmayıp suçluların tespiti ve cezalandırılması derece mahkemelerinin görev ve yetkisindedir. Gerçekleşme koşulları tartışmalı olan başvuru konusu olayda cezai sorumluluğun bulunup bulunmadığına ilişkin kapsamlı bir inceleme ve değerlendirme yapılmaması, soruşturmanın makul bir hızla yürütülmemesi ve soruşturmanın derinleştirilmesine engel olacak şekilde soruşturma izni verilmemesi nedeniyle etkili resmi bir soruşturma yürütülmediği ve yaşam hakkının usul yönünden ihlal edildiği sonucuna ulaşılmıştır.”

Anayasada güvence altına alınan yaşam hakkının etkili soruşturma yürütme yükümlüğü yönünden ihlal edildiğine karar veren Yüksek Mahkeme, ihlalin ve sonuçların ortadan kaldırılması için kararın bir örneğini Cizre Kaymakamlığı ve Cizre Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderilmesini hükmetti. Mahkeme ayrıca aileye müştereken 15 bin TL manevi tazminat ödenmesine karar verdi.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.