Öne Çıkanlar pendik çomü Bilim bosch Yenimahalle Zabıta ekipleri satılık keçiören HASVAK Türkiye Devlet Hastaneleri ve Hastalara Yardım Vakfı ankara tabip odası türk çelik ihracatçıları hakkari nevruz haberleri 18 Kasım 2018 Gündemi

Bozdağ: Bu Rakamlar Kirli Algı Operasyonlarını Yalanlamıştır

Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bekir Bozdağ büyüme rakamlarının önemine işaret ederek, “Türk ekonomisi bozulsun, iktidarla halk arasına ekonomik sıkıntılar girsin diye beklenti içerisinde olan çevreler var hepimiz çok iyi biliyoruz hem içeride hem dışarıda Türk ekonomisi hakkında kirli algı operasyonları yapanlar var bu açıklanan rakamlar, bu kirli algı operasyonlarını da bir nevi yalanlamıştır” dedi.

Hükümet Sözcüsü Bozdağ, Çankaya Köşkü’nde gerçekleştirilen Bakanlar Kurulu toplantısının ardından basın toplantısı düzenledi. Toplantıda ekonomik reformları içeren taslakların ele aldığını söyleyen Bozdağ, bugün açıklanan büyüme rakamlarına ilişkin, “Türkiye bölgemizde yaşanan sorunlara ve dünyada meydana gelen her türlü olumsuzluğa rağmen ekonomisi güçlü bir şekilde yoluna devam edecektir. Türk ekonomisi bozulsun, iktidarla halk arasına ekonomik sıkıntılar girsin diye beklenti içerisinde olan çevreler var hepimiz çok iyi biliyoruz hem içeride hem dışarıda Türk ekonomisi hakkında kirli algı operasyonları yapanlar var bu açıklanan rakamlar, bu kirli algı operasyonlarını da bir nevi yalanlamıştır” diye konuştu.

“VATANDAŞLARIMIZI YARDIM KAMPANYASINA DAVET EDİYORUM”
Arakan’daki insani krizi anımsatan Hükümet Sözcüsü Bozdağ, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun ve hükümetin bu krizin dünyaya duyurulması yolunda ciddi girişimlerde bulunduğunun altını çizdi. Bangladeş’te 300 bin civarında Arakanlının  bulunduğunu aktaran Bozdağ, Türkiye’nin bölgeye bin ton civarında yardım gönderdiğini ve yardımların gönderilmeye devam edileceğini kaydetti. Başbakan Yardımcısı Recep Akdağ’ın bugün duyurduğu Arakan’a yardım kampanyasına atıfta bulunan Bozdağ, “Bu kampanya Kızılay önderliğinde, AFAD, TİKA, Diyanet İşleri Başkanlığı ve sivil toplum örgütleri ile beraber yürüyecektir ben de buradan bütün vatandaşlarımızı bu yardım kampanyasına yardımda bulunmaya davet ediyorum” şeklinde konuştu

Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bekir Bozdağ, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na, “Eğer terörü dört yıl içinde bitirecekse önce koluna takıp yürüdüğü kişilerden başlaması lazım. Ben tavsiye ediyorum, koluna giren kişilere, ‘Artık benden uzak dur’ demesi lazım. Hepinizin bildiği gibi HDP, PKK terör örgütünün siyasal bir uzantısı. Hep beraber biliyoruz ve Adalet Yürüyüşü’nde, diğer pek çok konuda nasıl bir dayanışma içinde olduğunu görüyoruz önce bir oradan başlasın” diye seslendi.

ZAFER ÇAĞLAYAN TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİNİN ÇIKARLARINI KORUMUŞTUR
Bekir Bozdağ, “Rıza Sarraf üzerinden FETÖ’nün görmek istediği hesaba bugün ABD yargısı alet edilmiştir. FETÖ’nün Türkiye’de ağırladığı, moderatörlük yaptırdığı ve Türk Hükümeti aleyhine FETÖ’nün 17-25 Aralık sürecindeki argümanlarını dillendirttiği kişi, Rıza Sarraf dosyası dolayısıyla Sayın Bakanımızla ilgili ve Halk Bankası Genel Müdür Yardımcısı ile ilgili dosyada yargılama yapıp karar verecek hakim. Sayın Zafer Çağlayan, Türkiye Devleti’nin ekonomi Bakanı olarak, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin çıkarlarını korumakla görevlidir. Türkiye Cumhuriyeti Devleti çıkarlarının gereğini yapmakla da görevlidir. Sayın Bakan Bu dönemde Türkiye Cumhuriyeti Devletinin çıkarlarını korumuştur” dedi.
Hükümet Sözcüsü Bozdağ, Çankaya Köşkü’nde gerçekleştirilen Bakanlar Kurulu’nun gündemine ilişkin açıklamalarda bulunduktan sonra gazetecilerin sorularını yanıtladı. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun, iktidar olduğunda terörü dört yılda bitiremezse istifa edeceğine ilişkin açıklaması hakkında sorulan soruya yanıt veren Bozdağ şunları kaydetti:
“Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz diye bizim güzel bir atasözümüz var. Önce işe bakmak lazım. Lafa bakmamak lazım ben Sayın Kılıçdaroğlu’na eğer terörü dört yıl içinde bitirecekse önce koluna takıp yürüdüğü kişilerden başlaması lazım. Ben tavsiye ediyorum, koluna giren kişilere, ‘Artık benden uzak dur’ demesi lazım. Hepinizin bildiği gibi HDP, PKK terör örgütünün siyasal bir uzantısı. Hep beraber biliyoruz ve Adalet Yürüyüşü’nde, diğer pek çok konuda nasıl bir dayanışma içinde olduğunu görüyoruz önce bir oradan başlasın. ‘Ben teröre destek çıkanlarla, terör örgütüne terör örgütü, teröriste terörist demeyenlerle hiçbir ortak paydada bir araya gelmem’ demesi lazım. Önce bir oraya mesafe koyması lazım. Daha önce hendek terörü vardı, şehirleri ele geçirme projesi kapsamında PKK değişik yerleşim yerlerinde hendekler kazdı, barikatlar kurdu, Sayın Kılıçdaroğlu da Diyarbakır’a ziyaretinde hendeğin ötesindeki teröristlere arkadaşlar diye hitap etti. Önce bu teröristlere arkadaşlar diyen dili değiştirmesi lazım. Oradan başlaması lazım.

“TANRIKULU’NA YAPTIKLARININ HESABINI SORMASI LAZIM”
En son Sezgin Tanrıkulu bir açıklama yaptı. Terörle mücadele eden güvenlik güçlerimizin bu mücadelesini ve bu mücadelede SİHA’ların kullanılmasını alçaklık olarak nitelendiren değerlendirmede bulundu. Bence önce dönüp bir ona demesi lazım, ‘Sen bu sözünle neyi kast ediyorsun? Terör örgütünden, teröristlerden yana mısın? Yoksa Türk milletinden, Türkiye Cumhuriyeti Devletinden yana mısın?’ deyip ona bu yaptıklarının hesabını sorması lazım. Onun için Sayın Kılıçdaroğlu böyle bir şey düşünüyorsa önce yanında, sağında, solunda, önünde, arkasında olanlara mutlaka bakması lazım. Oradan bir temizlik yaparak hareket edebilir. Ayrıca elinde eğer Türkiye’de terörü bitirecek bir projesi, planı varsa onu da Sayın Kılıçdaroğlu’nun açıklamasında fayda var. Türkiye’de bugün işbaşında olan bir hükümet var, şehitlerimiz, gazilerimiz var, bu mücadele nedeniyle ortaya çıkan fatura ortada. Eğer terörü bitirecek elinde bir formül varsa ben buradan Sayın Kılıçdaroğlu’na laftan öte o formülleri milletin önüne koymaya davet ediyorum. Buyursunlar milletin önüne bu formülleri koysunlar.

“SİHA’LAR ÖNEMLİ BİR ENSTRÜMANDIR”
PKK’nın büyük kayıplar verdiğini belirten Bozdağ, “SİHA’lar da terörle mücadelede güvenlik güçlerimizin kullandığı önemli bir enstrümandır. Terörün belini kıran önemli adımlar atmasında SİHA’ların büyük rolü vardır. Onun için de bu SİHA’lara karşı tavır koyan, terörün belini kıran SİHA’ların teröre karşı kullanılmasını eleştiren milletvekili Sayın Kılıçdaroğlu’nun partisindeki bir milletvekilidir, eminim ki ona karşı da gereken sözü söyleyecektir” açıklamasında bulundu.

“EĞER ÖYLE OLSAYDI PKK ÇOKTAN İKTİDAR OLURDU”
Demokrasilerde iktidar olmak isteyenlerin kavgayla değil seçim ile belirlendiğinin altını çizen Bozdağ, CHP lideri Kılıçdaroğlu’na yönelik eleştirilerine, “Halkın gönlünü alarak iktidar olunur. ‘Kavgaysa kavga edecek’ kimle kavga edeceksin sen? Kavga eden birileri mi var? Eline silah, değnek veya başka yöntemlerle siyaset yapan birileri mi var Türkiye’de. Siyasette mücadelenin yolu bellidir. O da planla, programla, fikirle halka meselelerini nasıl çözeceğini anlatarak olur. İktidara alternatif politikalar üreterek olur. Maalesef CHP alternatif politikalar üretmiyor. Bakarsanız kullandıkları pek çok dil meşru değil, hep şiddet çağrıştıran dil. ‘Eylem, kavga yapacağız’ bu millet eylem yapanları, kavga edenleri sevmez. Eylemcilere de kavgacılara da iktidar yetkisini vermez. Aklıselime, sağduyu sahibi olanlara iktidar imkanı verir. Kavga edene bu halk bugüne kadar iktidar yüzü göstermedi, eylem yapanlara da göstermedi. Eğer öyle olsaydı PKK terör örgütü çoktan iktidar olurdu Türkiye’de, eğer öyle olsaydı DHKP-C iktidar olurdu” şeklinde devam etti.

“HUKUKA AYKIRI BİR İŞ YOK”
Amerika’daki İran’a yönelik ambargonun delinmesi soruşturmasında Ekonomi eski Bakanı Zafer Çağlayan hakkında tutuklama kararı verilmesini değerlendiren Hükümet Sözcüsü Bozdağ şöyle konuştu:
“Türkiye ile İran arasındaki ticari ilişkilerin hepsi hem ülkemizin ulusal hukukuna hem de uluslararası hukuka uygundur. Ulusal ve uluslararası hukuka aykırı hiçbir ticari işlem yapılmamıştır, yoktur böyle bir işlem. Konusu suç olan bir işlem yapılması ise asla mümkün değildir. Türkiye’nin bankalarının ve Türkiye’nin yaptığı bütün ticari işlemler uluslararası hukuk çerçevesinde yapılmaktadır. O nedenle hukuka aykırı bir iş yok, suç olan bir iş de kesinlikle yoktur.

“17-25 ARALIK’IN FETÖ VE ORTAKLARININ TÜRKİYE İÇİNDEKİ BİR KUMPASI OLDUĞUNU GÜN GİBİ ORTAYA ÇIKARMIŞTIR”
Peki ABD’de Rıza Sarraf üzerinden yapılmak istenen şimdi de Sayın Bakanımızın isminin karıştırıldığı hadise nedir derseniz, işin özü şudur; bu 17-25 Aralık sürecinde FETÖ’nün yargı yoluyla yapmak istediği ama başaramadığı darbe teşebbüsünün aynen Amerika’da Amerikan yargısını kullanmak suretiyle tekrarından başka hiçbir şey değildir. Bildiğiniz gibi FETÖ 17-25 Aralık’ta büyük bir kumpas kurmuş, sahte delillerle Türkiye’nin iktidarına karşı yargı ve emniyet içinde yuvalanmış örgüt mensupları ile bir hukuk darbesine teşebbüs etmiştir. Daha sonra savcılık soruşturmasını yapmış ve değerlendirerek hukuka aykırı olan bütün bu işlemleri değerlendirmiş ve sonunda takipsizlik kararı vermiştir ve bu kesinleşmiştir. TBMM Araştırma Komisyonu kurmuş, konuyu enine boyuna değerlendirmiş, Yüce Divan’a sevk etmeme kararı vermiş, Genel Kurul da bu kararı onaylamıştır. Türkiye bu iftiraları-kumpasları, iftira-kumpas olmasına rağmen es geçmemiş, bunları hem Türk yargısı hem de TBMM değerlendirmiştir. Aradan geçen zaman bu 17-25 Aralık’ın FETÖ ve ortaklarının Türkiye içindeki bir kumpası olduğunu gün gibi ortaya çıkarmıştır. Bugün hiç kimsede 17-25 Aralık’ın bir kumpas ve bir terör örgütünün meşru iktidarı devirme planının bir parçası olduğu konusunda tereddüt sahibi değildir.

“FETÖ’NÜN GÖRMEK İSTEDİĞİ HESABA BUGÜN ABD YARGISI ALET EDİLMİŞTİR”
New York Bölge Eyalet Başsavcısı, daha önceki savcı Bharara elinde olan bütün o belgeler, belde değil de kağıt parçaları, o kumpasın şeyleri FETÖ üyeleri tarafından kendilerine iletilmiştir. Onlar, ‘Biz FBI’a sorduk da oradan aldık’ peki ben soruyorum, ‘Türkiye’deki FBI yetkilisi doğruladı onu’ FBI yetkilisi bu bilgileri kimden aldı? Nasıl doğruladı? Yok. Onun için burada çok net bir şekilde Rıza Sarraf üzerinden FETÖ’nün görmek istediği hesaba bugün ABD yargısı alet edilmiştir.

“FETÖ’NÜN 17-25 ARALIK SÜRECİNDEKİ ARGÜMANLARINI DİLLENDİRTTİĞİ KİŞİ”
Bu davanın hakimliğini yapacak olan Richard Bernan FETÖ’nün 17-25 Aralık hukuk darbesi kumpasından sonraki süreçte kendi haklılığını uluslararası topluma anlatmak için Türkiye’de düzenlediği bir uluslararası konferansa katılmış, burada moderatörlük yapmış ve FETÖ’nün argümanlarıyla Türkiye’yi ve Türk hükümetini eleştirmiştir. Şimdi işin garibi FETÖ’nün Türkiye’de ağırladığı, moderatörlük yaptırdığı ve Türk Hükümeti aleyhine FETÖ’nün 17-25 Aralık sürecindeki argümanlarını dillendirttiği kişi, Rıza Sarraf dosyası dolayısıyla Sayın Bakanımızla ilgili ve Halk Bankası Genel Müdür Yardımcısı ile ilgili dosyada yargılama yapıp karar verecek hakim. Buyurun bunun kararını siz verin.

“ORTADA DELİL YOK UYDURMA ŞEYLER VAR”
Sayın Zafer Çağlayan, Türkiye Devleti’nin ekonomi Bakanı olarak, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin çıkarlarını korumakla görevlidir. Türkiye Cumhuriyeti Devleti çıkarlarının gereğini yapmakla da görevlidir. Sayın Bakan Bu dönemde Türkiye Cumhuriyeti Devletinin çıkarlarını korumuştur. Bunu yaparken de hem Türkiye’mizin hem de uluslararası hukukun yaslarına uygun bir şekilde görevini yapmıştır. Burada çok farklı bir şey var. Bunu hep beraber görüyoruz, takip ediyoruz. Kirli bir oyunun bir parçası bu. Ortada delil yok, uydurma şeyler var onun üzerinden giden bir hadise var. İddianamede de çok ilginç bir ifade geçiyor, bunu iddianameyi hazırlayan savcının eline verilen bilgiler üzerinden gittiğini gösteriyor. Bilgisayarda oynarken bazı kısımları unutmuş belli ki. Orada ne diyor, ‘2011’den Aralık 2013’e kadar Türkiye Ekonomi Bakanlığı yapmıştır diyor Zafer Çağlayan ve halihazırda Türk parlamentosunda görev yapmaktadır. Zafer Çağlayan Türk parlamentosunda görev mi yapıyor? Onun için çok net bir şekilde bilgisayar üzerinde kendilerine sunulan bilgiler üzerinden oynama yapıldığı açıkça gözüküyor. Normalde Amerika’daki bir mahkemenin oradaki o ayrıntıları bilebilme şansı yok. FETÖ konusunda uzman olan birebir takip eden kişilerin dahi bilemeyeceği bilgiler var onların ellerinde. Kim verdi bunları? FETÖ’cüler verdi, onlar da kullanıyor. Bu hukuk devleti bakımından kabul edilemez bir durumdur.”

BUNLARIN TERÖR ÖRGÜTÜ ÜYESİ OLDUKLARI HUSUSUNDA YETERİ KADAR BİLGİ VAR
Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bekir Bozdağ ABD’deki koruma krizine ilişkin, “mesnetsiz yanlı ve haksız bir iddianame var ortada. Bu iddianame PKK-PYD terör örgütünün, destekçilerinin o gün orada yaptıkları eylem sonrası yaşanan olaylardan sonra verdikleri ifadeler esas alınmak suretiyle hazırlanmış bir iddianamedir. Maalesef Türkiye ABD ilişkilerine bu iddianameler yoluyla büyük zararlar verilmektedir” dedi.

Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bekir Bozdağ, “SİHA’lardan alınan görüntüler çok net görüntüler. Detaylar, ayrıntılar SİHA’lardan açık bir şekilde gözükebiliyor o nedenle SİHA’lardaki bu görüntülerde bir yanılma imkanının olmadığını buradan özellikle ifade etmek isterim. O kişilerden birisi olay yerinde hayatını kaybediyor. Şu anda üç tanesi elde ikisi taburcu ediliyor, taburcu olduktan sonra Hakkari Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen bir soruşturma kapsamında tutuklu durumda. Diğeri de şu anda hastanede tedavisi devam ediyor. Bunların terör örgütü üyesi oldukları hususunda yeteri kadar bilgi var” dedi.
Hükümet Sözcüsü Bozdağ, Çankaya Köşkü’nde gerçekleştirilen Bakanlar Kurulu’nun gündemine ilişkin açıklamalarda bulunduktan sonra gazetecilerin sorularını yanıtladı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın korumalarının Mayıs ayında ABD’deki göstericilere saldırarak darp etmeleri üzerine ABD’de açılan soruşturmaya değinen Bozdağ şöyle konuştu:
“Washington Savcılığı bir iddianame düzenledi, 19 kişiyi kapsıyor iddianame. Bunlardan dördü sivil Türk vatandaşı, 15’i ise Sayın Cumhurbaşkanımızın korumaları. Ama işin garibi bu 15 korumadan dördü olay yerinde orada değil. Sayın Muhsin Köse Cumhurbaşkanımızın yakın koruması, olayın başından sonuna kadar Cumhurbaşkanımızın yanı başında ama o da işin içerisine dahil ediliyor. Olay yerinde olmayan dört kişiyi dahil ediyorlar. Hiç heyette olmayan bir kişiyi de davaya dahil ediyorlar. Çok ilginçtir, mesnetsiz yanlı ve haksız bir iddianame var ortada. Bu iddianame PKK-PYD terör örgütünün, destekçilerinin o gün orada yaptıkları eylem sonrası yaşanan olaylardan sonra verdikleri ifadeler esas alınmak suretiyle hazırlanmış bir iddianamedir. Peki diğer koruma görevlilerinin ifadeleri nerede? Onlar yok. Onlara hiç itibar edilmemiş ve çalakalem bir iddianame hazırlanmıştır. Bunu kabul etmemiz mümkün değildir.

“BU BÜYÜK BİR HUKUKSUZLUKTUR”
Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı’nın yurtdışı seyahatlerinde güvenliğini sağlamak, seyahatte bulunduğu ülkenin de en önemli görevidir. Hem, diplomatik teamüller gereği hem nezaket gereği hem de uluslararası hukuk gereği bunun yapılması lazım. Cumhurbaşkanına karşı orada bir eylem yapıldığında bunu engellemesi gereken ABD’nin güvenlik görevlileridir. Hem Cumhurbaşkanımıza karşı, Türkiye Cumhuriyeti’ne karşı bir eylem yapılıyor, bu eylemi engellemesi gerekenler engellemiyorlar ve onların Cumhurbaşkanımıza ve Türk koruma görevlilerinin yanı başına kadar gelmesine kadar izin veriyorlar ondan sonra da olan hadiselerden kendilerini hiç sorumlu tutmadan Türk güvenlik görevlilerini sorumlu tutuyorlar. Bu büyük bir hukuksuzluktur, yanlı bir iddianamedir. Maalesef Türkiye ABD ilişkilerine bu iddianameler yoluyla büyük zararlar verilmektedir. Buradan ABD yetkililerine seslenmek isterim, Türkiye-ABD iki dost ve müttefik ülkedir. İlişkilerin uyumlu, olması iki ülkenin de çıkarlarınadır. Türkiye-ABD ilişkilerini bozmak isteyen çevrelerin pek çok yönden bu ilişkilere zarar vermek için önemli gayretler içinde olduğunu biliyoruz. Daha fazla bu ilişkilerin bozulmasına, bu ilişkileri bozmak isteyen çevrelerin hesaplarına izin vermemek gerekir.

“SİHA’LARDAN ALINAN GÖRÜNTÜLER ÇOK NET GÖRÜNTÜLER”
CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu’nun gündeme getirdiği Hakkari’de SİHA’ların (Silahlı İnsansız Hava Aracı) vatandaşları bombalaması olayı hakkında sorulan soruyu cevaplayan Hükümet Sözcüsü Bozdağ şunları kaydetti:
“SİHA’larla ilgili Sayın Sezgin Tanrıkulu’nun yaptığı açıklama haksız, yanlış bir açıklama. Saygısız bir açıklama. Türkiye Devleti'ne, güvenlik güçlerine bana göre bu açıklamasıyla hakaret etmiştir. Çünkü bunu alçaklık olarak nitelendirmiştir, bir defa bu kabul edilemez bir durumdur. Bu büyük bir densizliktir. İkincisi, SİHA’ların nasıl bir savunma aleti olduğunu Türkiye kamuoyunun bilmesi lazım. SİHA’lardan alınan görüntüler çok net görüntüler. Detaylar, ayrıntılar SİHA’lardan açık bir şekilde gözükebiliyor. O nedenle SİHA’lardaki bu görüntülerde bir yanılma imkanının olmadığını buradan özellikle ifade etmek isterim.

“SAYIN KILIÇDAROĞLU AÇIKLARSA TERÖRİSTİN KİMLİĞİ NASIL OLUYOR ÖĞRENMİŞ OLURUZ”
Tabii Sayın Kılıçdaroğlu kimlik, belge soruyor ama teröristin belgesi olur mu? Teröristin kimliği olur mu? Şimdi güvenlik güçleri teröristlerle mücadele ederken onlarla çatışmaya girmeden önce, ‘Dur bakalım ey terörist, senin Kandil’den aldığın terörist belgen elinde var mı? Getir bakayım belgen varsa seninle ben mücadele edeceğim veya silahlı çatışmaya gireceğim, belgen yoksa ben seninle çatışmayacağım’ diyebilir mi? Böyle bir mantık olabilir mi? Dünyanın neresinde teröristle, terörle mücadele edilirken teröriste kimlik soruluyor? Böyle bir şey olamaz. Şimdi diyor ki, ‘kimlik soracaksın’ Sayın Kılıçdaroğlu açıklarsa teröristin kimliği nasıl oluyor, onlara kimliği kim veriyor, o kimlik nasıl sorulacak biz oradan kendisinden öğrenmiş oluruz. Benim bildiğim teröristin kimliği ve belgesi olmaz. Terörist bellidir, onunla mücadelenin usulü bellidir.

“PKK TBMM’DE DE PEK ÇOK YALANI İFADE ETMİŞTİR”
Türkiye bugüne kadar terörle yaptığı mücadeleyi hukuk çerçevesinde yapmıştır ve 40 yıllık büyük bir tecrübesi vardır. Bu mücadeleyi yaparken teröristle sivil halkı ayırma konusunda çok büyük bir itina göstermiştir. Bu itinayı gösterirken de pek çok şehit-gazi vermiştir. En son bildiğiniz gibi hendek terörü yaşanırken, mahalle aralarında yapılan büyük bir terör mücadelesi vardır. Bu mücadele sırasında güvenlik güçlerimiz tek bir sivil vatandaşımızın burnu kanamasın diye büyük bir özveri, fedakarlık ve itina ile mücadeleyi sürdürmüştür. Ve sivillerin burnunu da kanatmamıştır. Ama PKK terör örgütü Türk güvenlik güçleri sivilleri katlediyor diye hem uluslararası alanda hem de pek çok ülkede propaganda yaptığı gibi TBMM’de de pek çok yalanı ifade etmiştir. Şimdi aynı propaganda görevi öyle anlaşılıyor ki CHP’li milletvekili Sezgin Tanrıkulu tarafından üstlenilmiştir, o yapıyor. Böyle bir şey söz konusu değildir o kişilerden birisi olay yerinde hayatını kaybediyor. Şu anda üç tanesi elde ikisi taburcu ediliyor, taburcu olduktan sonra Hakkari Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen bir soruşturma kapsamında tutuklu durumda. Diğeri de şu anda hastanede tedavisi devam ediyor. Bunların terör örgütü üyesi oldukları hususunda yeteri kadar bilgi var. Bunlarla ilgili soruşturma bütün boyutlarıyla devam ediyor.

“BU MANTIKLA TERÖRÜ DÖRT YILDA NASIL BİTİRECEK ONU DA ANLAMIYORUM”
Ben buradan Sayın Kılıçdaroğlu’ndan şunu beklerdim, kendi milletvekiline terörle canı pahasına mücadele eden ve pek çok şehit veren güvenlik ordusuna karşı bu saygısızlığı yapan Sezgin Tanrıkulu’na, ‘Senin yaptığın asıl densizliktir’ deyip onu disipline sevk etmesini ve partisinden uzaklaştırmasını beklerdim. Maalesef onu yapmadı belli ki Sayın Kılıçdaroğlu da kendi milletvekili görüşüne katılıyor, Türk güvenlik güçlerini bu konuda suçluyor, aynı kanaati paylaşıyor. Bu onun ifadesidir eğer paylaşmıyorsa ona dönüp bunun cevabını vermesi lazım. Bu mantıkla dört yılda nasıl bitirecek onu da anlamıyorum. Teröre en büyük desteği veren bir açıklamayı yapan milletvekiline sesini yükseltemeyen bir lider terörle mücadeleyi nasıl yapacak onu da Türk halkının engin sağduyusuna ve vicdanına bırakıyorum.” (
 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.