Öne Çıkanlar Gözlerine Teslimim ekonomi Köy korucuları Ecem Uzun mhk magazin haberleri emekli promosyonları 5 temmuz gündemi Diyabetlilerin Yazda Dikkat Etmesi Gerekenler bengü konser takvimi Merkel Referandumu Bekliyor Eren Derdiyok

Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan Boğaziçi Üniversitesi Eleştirisi

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Boğaziçi Üniversitesi’nin Türkiye’nin en prestijli kurumlarından biri olduğunu belirterek, “Bu milletin değerlerine yaslanamadığı için hedeflerine tam manasıyla ulaşamamıştır. Üniversitemizin temeli yabancı bir eğitim kurumuna dayanıyor olması bu zemine oturtulmasına asla mani değildir. Çok seslilik ile kendi ülkesine yabancılık arasındaki çizgiyi doğru bilmeden de bunu yaşatamayız” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Boğaziçi Üniversitesi Mezuniyet Programına katıldı. Erdoğan, Boğaziçi Üniversitesi’nin büyük iddiaların sahibi olduğunu, ancak hedeflerine tam manasıyla ulaşamadığına dikkat çekti. Erdoğan konuşmasına şöyle devam etti:

“Pek çok yakın çalışma arkadaşımın mezun olduğu bu üniversitemizle ilgili her konuyu uzun zamandır yakından takip ediyor ve kendilerine de destek veriyorum. İş dünyasında da güçlü yeri olduğu bildiğim üniversitemizin güçlenmesi için mezunlara da görev düşüyor. Büyük birlikteliğin ve işbirliğinin sağlayacağı güç, kamunun tüm imkanlarının üzerinde bir sinerji ortaya çıkaracaktır. Büyük iddiaların sahibi Boğaziçi’ne de böyle örnek bir yaklaşıma liderlik etmek yakışır. Dünyanın köklü üniversitelerine baktığımızda gördüğümüz bir diğer özellik de kendi toplumu ile güçlü bağlarının olmasıdır. Bir ayağını kendi ülkelerine ve toplumlarına sıkı sıkıya basıyor, diğer ayakları ile de tüm dünyaya, hatta tüm evrene sesleniyorlar. Esasen bu yaklaşım bizim yabancımız değildir.”

BİZİM ÇOK GÜÇLÜ BİR MÜKTESEBATIMIZ VAR

Türkiye’nin çok güçlü bir müktesebatı olduğunu belirten Erdoğan, şunları kaydetti:

“Bundan birkaç asır öncesine kadar dünyanın bilim ve sanat merkezi bizim coğrafyamızdı. Matematik ve sosyal bilimlerine kadar her alanda yenilikler bu coğrafyadan çıkıyordu. İddia ediyorum; İbni Sina tıp doktorluğuyla, Mimar Sinan mimari dehasıyla, Ali Kuşçu astronotluğuyla, Piri Reis coğrafyacılığıyla daha sonraki bilim insanlarına adeta bir kutup yıldızı olarak yol göstermişlerdir. Güçlü bir müktesebatımız var. Cumhuriyet döneminde de ülkemize hem kendi birikimimize sahip çıkacak, hem de küresel düzeyde  sahip çıkacak pek çok bilim yuvaları kurulmuştur. Boğaziçi Üniversitesi, Galatasaray bunlardan biridir. Boğaziçi ülkemizin en prestijli yükseköğretim kurumlarından biridir.”

“BOĞAZİÇİ ÜNİVERSİTESİ BİZİM GÖNLÜMÜZDEN GEÇEN KONUMA ULAŞAMAMIŞTIR”

Erdoğan,  Boğaziçi Üniversitesi’nin  Türkiye’nin en büyük prestijli kurumlarından olduğunu belirterek, “Bu milletin değerlerine yaslanamadığı için hedeflerine tam manasıyla ulaşamamıştır. Üniversitemizin temeli yabancı bir eğitim kurumuna dayanıyor olması bu zemine oturtulmasına asla mani değildir. Çok seslilik ile kendi ülkesine yabancılık arasındaki çizgiyi doğru bilmeden de bunu yaşatamayız” dedi.

Erdoğan konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Üniversitemizin temelinin yabancı bir eğitim kurumuna dayanıyor olması bu zemine oturulmasına asla mani değildir. Çok seslilik ile kendi ülkesine yabancılık arasındaki çizgiyi doğru bilmeden de bunu yaşatamayız. Asıl mesele fiziken nerede olduğunuzdan ziyade zihin olarak nerede durduğunuz meselesidir. Açık konuşmayı severim. Çünkü kesinlikle gizli hafıza kaydım yoktur. İster yerli ister yabancı. Ne olursa olsun. İster içeride ister dışarıda.  Hep söylenir, ‘eğitim-öğretim özgürlüğü’, ‘düşünce özgürlüğü’ hep konuşulur. Acaba uygulamaya gelindiği zaman; diyelim ki Boğaziçi Üniversitesi, buradaki hocalarımız bu işe nereye kadar acaba nereye kadar pergellerini açıyorlar? Burası çok önemli. Çünkü, belli bir fikrin savunucusu olanlara kapıyı aç, belli fikrin eğer savunucusu değilse ona kapıyı kapat, bu mu özgürlük? Çünkü eğitim öğretim kurumlarının bu noktada bir defa kefenleri yırtması lazım. Ehliyet-liyakat kimdeyse o girmesi lazım. Önünün de kapatılmaması lazım.”

“ZİHNİNİ AMERİKA'DAKİ ŞARLATANA ADAYAN MANKURTLARDAN BİLİM ADAMI OLMAZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, FETÖ terör örgütünden bahsederken, Fethullah Gülen’i, “şarlatan” O’na hizmet edenleri  ise “mankurtlar”  olarak niteledi.

Erdoğan konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Bilimin olmadığı yerde sadece cehalet değil, onunla vahşet de kök salmaya başlar. Terör niye üniversitelere yerleşmiştir? Bizim yıllarımızda anarşiydi, daha sonra bu teröre dönüştü. Üniversitelerimizin  bizim huzur mekanlarımız olması lazım. Oralarda kalemlerin, bilgisayarların, laptopların konuşması lazım. Onlarla yarışmak lazım. Ama zaman zaman bunlar çok farklı bir konuma doğru yerleşti veya yürüdü. Selçuklu’yu yıkılışa götüren Haşhaşi dalgası, bir yanı ile cehalet bir yanı ile vahşet kokuyordu. Bugün de Türkiye benzer saldırılarla karşı karşıyadır. FETÖ dediğimiz ihanet çetesi etkisi altına aldığı insanların zihinlerini örgüte karşı kayıtsız şartsız itaat duygusu ile çökertirken, 15 Temmuz’daki gibi en acımasız vahşetlere de yöneltmiştir. Ülkesine milletine ve insanlığa hizmet etmek yerine zihnini ve yüreğini Amerika’da yaşayan şarlatana adayan mankurtlardan bilim adamı da Müslüman da olmaz. Alim olmak başka bir şeydir, arif olmak başka bir şeydir. Alim olabilirsin ama arif olamazsın. Arif irtifa makamıdır. İkisi olmak başka bir şey. Hep duamız şu olsun; ‘Ya Rab, bizi bilgi ve hikmetle birleştir.’ Çünkü hikmetsiz bilgi adeta yok mesabesindedir. Karşısına İslam’ın terakkiyi emrettiğini ifade eden ne kadar ayet, hadis, örnek koyarsak koyalım bunların fikri değişmez. Bunların derdi selamlama değil, tek gayesi kurdukları tuzaklara çekebildikleri kadar insanı çekmektir. Ne olduğunu, kim olduğunu, nereden geldiğini, nereye gittiğini bilmeyen insanlar bu tuzaklara düşebilir. Biz düşmedik, düşmeyeceğiz. Hele hele bir Boğaziçilinin bu tuzağa düşmesine asla gönlüm razı gelmez.”

“PROFESÖR MÜSVEDDESİ VAR”

Erdoğan, FETÖ için, “O bize şah damarından daha yakındır” diyen profesörün sözlerini hatırlatarak şöyle dedi:

“Kim ki ‘sen düşünme, akletme diyorsa’ bilin ki orada bir şeytanlık vardır. Şu anda Pennsylvania olayı böyle değil mi?  Orada bir murakabe, değerlendirme, sorgulama var mı? Ne diyorlar oraya tabi olanlar? ‘O dediyse doğrudur. Profesör müsveddesi var. Pennsylvania için; ‘O bize şah damarından yakındır’ diyor. Allah'ın ayetinde bize şah damarından yakın sadece Allah'tır. Bu ifade şirktir, şirk. Allah’ı ortak koşmaktır. Sen bunu nasıl söylersin. O kim ya? Şarlatanın teki. Bu İslami bir yöntem değildir. Bu İslami bir kavrayış değildir. Bilimsel bir yöntem de hiç değildir. İnancımıza, ilmimize ters bir dayatmayla karşı karşıyayız. Milletimiz bu çarpıklığın farkına varmıştır.”

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.