Öne Çıkanlar Vikingur HTC10 yargıtay üyeleri mülteci tbmm rusya haftalık bülten kemal zeybek Zuhal Yalçın Bahattin Karakoç ölümlü dünya binali yıldırım istanbul mitingi

"O Kürsü Oraya Yıkmak İçin Konmadı"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Meclis’te görüşmeleri devam eden Anayasa değişikliği çalışmalarına değinerek, “Bu çalışmalarda yaşanan tabloyu görüyorsunuz değil mi? Eğer egemenlik kayıtsız şartsız milletinse, Meclisin çalışma şekli üslubu bellidir. Gelirsin söyleyeceklerini o kürsüde söylersin, ondan sonra da yerine oturursun. O kürsü yıkmak için oraya konmadı. O kürsü sadece söylenecek veya söyleyecek sözü olanlar için oraya konuldu” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 34. Muhtarlar Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, terörle mücadele ve  Anayasa değişikliğinin Meclis Genel Kurulu’ndaki görüşmeleri sırasında yaşananlara değindi. Allah’ın rızasını esas almayan hiçbir projenin, reformun milletin gönlünü kazanmasının mümkün olmadığını ifade Erdoğan, Türkiye’nin köklü bir devlet geleneğine, kadim bir medeniyet mirasına, geniş ve güçlü bir kültür alt yapısına sahip olduğunu belirtti. 40 yıllık siyasi hayatında gözünün hep milletinde olduğunu kaydeden Erdoğan, “Milli irade, demokrasi sözü, hak ve özgürlükler meselesi birileri için sadece laftan ibaret olabilir. Ama biz tüm hayatımızı bu kavramlara, bunların hayata geçirilmesine adadık” dedi. Türkiye’nin son yıllarda yaşadığı sıkıntıların ve oyunların yakından göründüğünü ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, birinci ve ikinci dünya savaşı sonrası yapıldığı gibi yeni bir dünya kurulmaya ve Türkiye’ye de rol biçilmeye çalışıldığını anlattı. Erdoğan, “Birinci Dünya Savaşı sonrasında, bize biçilen kefeni önce Çanakkale sonra İstiklal Harbiyle parçalayıp atmıştık. İkinci Dünya Savayı sonrasında ise ülke olarak tercihimizi batı ittifakından yana kullanarak kendimize yeni bir yol açmanın gayreti içinde olduk. Aradan geçen uzun zamana rağmen, bugün görüyoruz ki ülkemizle, milletimizle ilgili kötü niyetler hala sürüyor. Hala her fırsatta eski hesaplar önümüze konmaya çalışılıyor” dedi.

-“EĞER MAŞALARI KIRMAZSAK ARKADAKİ GÜÇ MÜCADELESİNİ KAZANAMAYIZ”-
Kimi zaman terör, kimi zaman kardeş kavgası, kimi zaman siyasi kaos, kimi zaman ekonomik kriz ve darbe görünümüyle ortaya çıkan hesaplaşmanın bugün halen sürdüğünü ifade eden Erdoğan, son üç yılda yaşanılan olayların, bu hesaplaşmanın birer tezahüründen başka bir şey olmadığını belirtti.

Terörle mücadeleye değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Terör örgütlerinin sadece birer maşadan ibaret olduğunu, asıl mücadeleyi onların arkasındaki güçlerle verdiğimizi gayet iyi biliyoruz. Şu gerçeğin de farkındayız; eğer maşaları kırmazsak arkadaki güç mücadelesini kazanamayız. Bunun için bölücü örgütü kıpırdayamaz hale getirmek için tüm tedbirleri aldık” ifadelerini kullandı.

FETÖ ile mücadelenin bürokrasiden iş dünyasına, uluslararası alana kadar tüm cephelerde sürdürüldüğünü kaydeden Erdoğan, DEAŞ’ın hem Türkiye topraklarında, hem de bölgede bitirilmesinde kararlı olunduğunu vurguladı. Meşrep farklılıklarını kaşıyarak kendilerine zemin bulmaya çalışan örgütlere aman verilmediğini belirten Erdoğan, “Düne kadar DEAŞ çatısı altında kan dökenler, bakıyoruz bugün PYD/YPG kimliğiyle karşımıza çıkıyor. 'FETÖ' derseniz, ülkemize ve milletimize düşman kim varsa, tüm imkanlarını onun emrine veren kişiliksiz, kirli, satılık bir örgüt haline geldi. Yıllarca bize bu örgütleri, birlikte çalıştıkları, işbirliği yaptıkları meşru yapı olarak göstermeye çalışanların bile, ortaya dökülen hakikatler artık söyleyecek sözleri kalmadı. Artık hiç değilse kartların açık oynanmasını umuyoruz” diye konuştu.

-“BİZE KENDİ KENDİMİZİ İMHA ETTİRECEKLERİNDEN HİÇ ŞÜPHENİZ OLMASIN”-
Kimsenin PYD için “Bunların PKK ile ilgisi yok” diyecek halinin kalmadığını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, NATO destekli yayınlarda bu ilişki tüm delilleriyle ortaya çıktığını anımsattı. Artık kimsenin FETÖ’yü savunacak, bu örgütün mensuplarını masum STK temsilcileri olarak, gösterecek imkanının da kalmadığına dikkat çeken Erdoğan,

“Bu örgütün (FETÖ) Türkiye'de yaşanan darbe girişimindeki rolüne tereddütle yaklaşanlar, Rusya Federasyonu Büyükelçisi'ne yapılan suikastın ardından herhalde ikna olmuşlardır diye düşünüyorum” dedi. Bunları birer iyi niyet ifadesi olarak söylediğini, en başından beri kimin derdinin ne olduğunu gayet iyi bildiklerini anlatan Erdoğan, “Bu acımasız bir güç meselesidir. Bu mücadelenin birinci şarttı ayağa kalkmaktır. Düştüğümüz veya düştüğünüz anda iç çatışmalarla, kardeş kavgasıyla bize kendi kendimizi imha ettireceklerinden hiç şüpheniz olmasın” dedi. Terörle mücadelenin yaz-kış demeden devem edeceğini, Türkiye’de ülkeye ihanet edenlerin yerinin olmadığını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:

“Eğer bu ülkenin evladıysan, vatandaşlık görevinin, bilincinin içerisinde huzurumuzu bozmadan bu ülkede yersin, içersin, yatarsın, eyvallah. Her türlü hakkın da var. Bu ülkede cumhurbaşkanlığı makamına varıncaya kadar bu payeye ulaşmadılar mı? Ulaştılar. Ama illa terörist olmak gerekmiyor ki… Kürt olup cumhurbaşkanı olan büyüklerimiz oldu bu ülkede. En üst devlet makamlarında yer alan değişik etnik unsurlardan vatandaşlarım var benim. Silahlı Kuvvetlerimiz içinde en üst makamlarda olanları gördük, bildik, yaşadık. Kimseye bu yollar kapalı değil, kimseye bu yollar açık değil.”

-“O KÜRSÜ YIKMAK İÇİN ORAYA KONMADI”-
Kavgalı Anayasa değişiklik teklifi görüşmelerine de değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ama bakıyorsunuz şurada Meclis’te bir anayasa değişikliği çalışması olacak. Bu çalışmalarda yaşanan tabloyu görüyorsunuz değil mi? Eğer egemenlik kayıtsız şartsız milletinse, Meclisin çalışma şekli üslubu bellidir. Gelirsin söyleyeceklerini o kürsüde söylersin, ondan sonra da yerine oturursun. O kürsü yıkmak için oraya konmadı. O kürsü sadece söylenecek veya söyleyecek sözü olanlar için oraya konuldu” dedi.
Meclis önünde gerçekleştirilen protestoyu da eleştiren Erdoğan, şunları kaydetti:

“Öbür taraftan terör örgütleriyle, parlamentonun önüne gelip orada bir siyasi partinin mensuplarıyla orada eylem yapmaları o da çok farklı bir şey. Bunlar iyi niyet göstergesi değildir. Biz, ‘Ne yapacağımızı göreceksiniz’ diye demokrasi mücadelesi verenlere tehdit savurmak bu anlayışta olanları bir yere ulaştıramaz. Ve parlamentoda çalışmaları engellemek, çalışmaların sürecini uzatmak, bunlar hiçbir şey kazandırmıyor. Ne yaparsanız yapın, ne ederseniz edin, 15 gün değil de bir ay ama parlamentodan bu ben inanıyorum ki çıkıp milletin önüne gidecektir. Eğer millete saygınız varsa, eğer milletin iradesine inanıyorsanız, eğer Gazi Mustafa Kemal’in ‘Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir’ ilkesine inanıyorsanız, o zaman bir an önce bırakın müzakereler bitsin ve milletin önüne gitsin, millet ne karar veriyorsa bu karara hep birlikte biz de eyvallah diyelim. Görüyorum ki bunlar milletten rahatsız. İkide bir tek adamcılık, tek adamcılık... Ne tek adamcılığı ya? Eğer olayı buraya getirmek istiyorsan bunun kaynağında siz varsınız, sizin iradeniz var. Bu ülkede CHP’nin il başkanlarının valilik yaptığı dönemleri biliriz, belediye başkanlığı yaptığı biliriz biz. Tek adamcılıksa bu. Eğer daha da gerilere giderseniz ha asıl tek adamcılığı orada görürsünüz. Ben o kadar defterleri açmak istemiyorum ama zamanı gelirse o defterleri de açarız. Bu ülke neler gördü, neler gördü. Bunlar tereciye tere satmaya çalışıyorlar. Artık bu ülkede öyle bu tür aldatmacaları yutacak bir millet yok. Herkes yerini,  haddini bilecek ve sandığa, milletin iradesine saygı duyacak. Millet ne derse o olacak, bunu bilin.”

-“TRUMP DA ONU ORADA BENZETTİ”-
ABD Başkanı seçilen Donald Trump’ın , CNN muhabirine soru sordurmadığı basın toplantısını anımsatan Erdoğan, “Gezi olaylarında ve çukur eylemlerinde milletin birliğine saldırıldı. Türkiye’de dün bu oyunu oynayanlar, dün ABD’de Trump’ın basın toplantısında orada bir yanlışlık yapıldı ve Sayın Trump da aynı o grubun muhabiri veya köşe yazarı neyse onu orada benzetti. Demek ki böyle değil” dedi.  

Bölücü terör örgütünün, milli birlikle, bayrağı, vatanı, devleti de hedef altığını anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “FETÖ’nün 17-25 Aralık darbe girişimindeki öncelikli hedefi, devletimizi ele geçirmekti. 15 Temmuz’da ise çıtayı yükseltip tıpkı PKK gibi bu dört sütunun hepsine birden saldırdılar. DEAŞ derseniz, istismar ettiği kavramlar kimseyi aldatmasın. En başından beri bu toprakların, bu milletin, İslam’ın ruhuna, özüne, varlığına düşmanlık üzerine kurulu bir örgüttür bu örgüt. DEAŞ bize İslam’ı anlatmasın, bu millet İslam ile yoğrularak ayağa kalkmıştır. DEAŞ’tan İslam’ı öğrenmek gibi bir amacımız yok bizim. Bizim inancımızda bizim dinimizde DEAŞ gibi bir örgütün yeri de yoktur” dedi.

-“KİMSE BİZİ ENAYİ YERİNE KOYMASIN”-
Reina katliamının ardından başlayan yaşam tarzı tartışmalarına da tepki gösteren Erdoğan, “Biz dertliyiz, bizim acımız var. Ama onlar hala ‘yaşam tarzı’ diyor. Ne yaşam tarzı ya? Neye bir yasak getirildi? 14 yıl oldu. 2,5 yıldır Cumhurbaşkanıyım ondan önce Başbakandım. Biz nerede, kime ne yasak getirdik, söylesinler bakalım. Bu devletin anayasasına, yasalarına ters düşen bir şey olmadıktan sonra bu ülkede herkes inandığını inandığı gibi yaşamıştır, düşündüğünü düşündüğü gibi yazmıştır, çizmiştir, konuşmuştur ve her türlü özgürlük Batı’da olmadığı kadarıyla burada vardır. Kimse kusura bakmasın, bizleri enayi yerine koymasın. Biz kimin ne olduğunu gayet iyi biliyoruz” diye konuştu.

-“BENİM ŞAHSIMLA BU İŞİN ALAKASI YOK, KİM ÖLE, KİM KALA”-
Son dönemde yapılan anayasa değişikliği çalışmalarının hiçbirinde Türkiye’nin demokratik, laik ve sosyal hukuk devleti olduğu vurgusuna dokunulmadığını belirten Erdoğan, “Şu anda da ayını şekilde durmaktadır ama bakıyorsunuz, çıkıyor biri Meclis’te bir konuşma yapıyor, ‘o 4 madde değiştirilecek’ diyor. Çıkıyorsun kürsüye, konuşma yapacaksın, dersini çalış. Böyle bir şey olmadığı hale konuşuyor” dedi.

Erdoğan, “Bu ülkede en başta şahsım olmak üzere ve dikkat edin tartışmalara, tartışmalar hep bu kardeşinizin üzerinden götürülüyor. Benim şahsımla bu işin alakası yok ki. Türkiye’de bir anayasa değişikliği yapılıyor, olay bu. Yani yapılacak ilerideki bir cumhurbaşkanlığı seçiminde kim seçime girer, kim kazanır, kim öle, kim kala” ifadelerini kullandı.

-“SORUNUMUZ DEMOKRASİ DİYEREK MİLLETİN İRADESİNİ HİÇE SAYANLARLA”-
Bu tartışmaların kendisi üzerinden yapılmasının “manidar” olduğunu söyleyen Erdoğan, şöyle devam etti:

“Millete kendini sevdir, milleti sev, millet belki sizin göstereceğiniz adayı seçebilir, belli olmaz. Ama bunlar millete inanmıyorlar ve samimi söylüyorum milleti sevmiyorlar, millete saygıları yok, millete hizmetleri yok. Bunların demokrasiyle, laiklikle, hukuk devletiyle bana göre hiçbir ilgileri, alakaları yok.

Bizim sorunumuz demokrasi kavramının arkasına sığınıp milletin iradesini hiçe sayanlarladır. Sorunumuz laiklik diyerek, milletin din ve inanç özgürlüğünü sınırlamaya, hatta yok etmeye kalkanlarladır.

Sorunumuz hukuku millet adına kullanmak yerine, şu ve ya bu güç odağının emrine vermeye çalışanlarladır. Cumhurbaşkanı oldum diye bu mücadeleden vazgeçeceğimi sananları hayal kırıklığına uğratmaya devam edeceğim. Bugüne kadar meydanı hiç terk etmedik, bundan sonra da terk etmeyeceğiz.”

-“SIRTIMDA YUMURTA KÜFESİYLE YÜRÜDÜM”-
Başbakanlığı ve cumhurbaşkanlığı süreçlerine işaret eden Erdoğan, “Eğer bu kadar zamandır demokrasiyle, laiklikle, hayat biçimleriyle bir sorunumuz olmamışsa bundan sonra niye olsun? Üstelik bu makamda oturan eski cumhurbaşkanları gibi sırtında yumurta küfesi taşımayan birisi de değilim. Hep o yumurta küfesiyle yürüdüm ki bir tane yumurtayı kırmayayım. Çok dikkat ettim. Doğrudan milletin oylarıyla seçildiğim için, attığım her adımın, söylediğim her sözün, yaptığım her eylemin hesabını kamuoyuna vermek mecburiyetindeyim. Geçmişte yol açtıkları tartışmalarla ülkemizi cumhuriyet tarihimizin en ağır krizlerine sokan cumhurbaşkanları kimseye hesap vermeden görev sürelerini tamamlayıp köşelerine çekilirlerdi. Benim böyle bir şansım da, niyetim de yok” diye konuştu.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.