Öne Çıkanlar ekonomi Prof. Dr. Ahmet Erman Akbulut Türk Akım Gaz Boru Hattı Projesi Roma-Medipol Başakşehir 21 Temmuz 2017 Gündemi Gür Saçlara Sahip Olma Yöntemleri Oy Zarfı Erem Demircan Henrik Böhme Jenya Krivenko Sağlıklı Oruç tutmanın ipuçları TGK Başkanı Nuri Kolaylı

1200 Yıllık Jianshui Kenti

Çin'in bilinmeyenlerine yaptığımız keşif gezimizin sonlarına doğru Yunnan eyaletinde 1200 yıllık Jianshui kentindeyiz. Kentin eski adı Lin'an. Jianshui kenti eski kent ve yeni kent olmak üzere iki ayrı bölümden oluşuyor ve toplam nüfusu 650 bin. Kentin gece geç saatlerdeki canlılığı bizi hayli şaşırtıyor.

KONFÜÇYÜS TAPINAĞI

Kenti keşfetmeye ünlü Konfüçyüs tapınağından başlıyoruz. En dış kapıda çok özgün olmasa da devasa bir Konfüçyüs heykeli karşılıyor bizi. Kent halkı ise sabahın erken saatlerinden beri tapınağın önünde Tai-Chi yapıyor.

Günümüzde ülkenin en önemli Konfüçyüs tapınağı Qufu'da bulunuyor. Burada karşımıza çıkan Yuen dönemine ait, 700 yıllık tapınak ise önem açısından ikinci sırada yer alıyor, en önemli özelliği tamamen özgün olması.

Konfüçyüsçülük Çin'de hep var olmuştur. Özellikle devlet politikalarını belirlemek açısından önemini hep korumuştur.

Konfüçyüs'ün (Kong Fu Zi) ortaya çıktığı MÖ 6. yüzyıl Çin'de çok kaotik bir dönem. Düzen bozulmuş, iç kavgalar şiddetle devam ediyor. İşte böyle bir ortamda, Konfüçyüs ortaya çıkıyor ve toplumu bir arada tutacak, birlikte barış içinde yaşatacak esasları gündeme getiriyor.

Aslında bunların hiçbiri yeni görüşler değil. Özellikle Çin geleneğinin temelini oluşturan erdem, iyi ahlak, insan olma gibi konuları bir araya getirip bunlardan bir ahlak felsefesi ve buna dayanarak, kargaşa içinde olan, bozulmuş düzeni kurtarmak için bir devlet politikası ortaya atıyor ve bazı esaslar getiriyor.

Öncelikle toplum içinde çeşitli ögeler arasında bir itaat ve saygı düzeni kurmaya çalışır. Buna göre tebaa, uyruk onu yönetene, çocuk anne-babaya, kadın kocasına, genç arkadaş yaşlı arkadaşa saygılı ve daha önemlisi tabi olmak zorundadır.

Konfüçyüs bu düzeni sağlamak için de eğitiminin önemini vurgular. Bir devlet politikası olarak öne sürdüğü bu düzeni sağlamak için çeşitli sınavlarla devlet memuru yetiştirmeye çalışır. Kişiler ancak bu sınavlardan aldığı iyi neticeler karşılığında devlet memuru olabileceklerdir.

Konfüçyüsçülükten  zaman içinde bir din çıkmaya başlıyor. Kendisinden sonra çeşitli bilgin kişiler buna katkıda bulunuyorlar. Konfüçyüsçülük sabit, durağan bir görüş değil. Zaman içinde sürekli değişiyor, çeşitli dönemlerde değişik formatlara bürünüyor. Özellikle bu tapınağın kurulduğu dönemde Yeni Konfüçyüsçülük başlıyor. Ancak çok fazla yayılabilmiş değil.

Gezeceğimiz tapınak, geleneksel Konfüçyüs tapınaklarında görüldüğü gibi oldukça geniş bir arazi üzerinde, bir gölün kenarında kurulmuş. Gölün üzerinde ise 17 kemerli bir köprü bulunuyor.

Tapınağın giriş kapısından geçtiğimiz anda karşımıza çok büyük bir bahçe içinde çok güzel ahşap tapınak yapıları ile bir havuz çıkıyor. Bu havuzu bir çeşit arınma havuzu gibi düşünebiliriz. Hem olağanüstü bir tapınak mimarisi hem de muhteşem bir bahçe mimarisi ile karşı karşıyayız.

Tapınak yapıları arasında ilerlerken çok sayıda bronz tütsü kapları görüyoruz. Her birinin üzerindeki bronz işçilik farklı ve olağanüstü. Tütsü kaplarını süsleyen heykellere dokunmak yasak. Ancak bu heykellerin kopyaları yapmışlar ve dokunmak isteyenler bu kopyalara dokunuyorlar. Tapınağın ahşap yapıları, tapınağa asıl yapısal önemini kazandıran, 700 yıllık olağanüstü bir ahşap işçiliği sergiliyor. Bu ahşap işçiliğinde çok sayıda çiçek ve hayvan figürleri görüyoruz. Bunların her birinin ayrı anlamı var. Konfüçyüs inancında müzik, eğitimin çok önemli bir parçası olduğundan çok sayıda müzik aleti görüyoruz.

Ana tapınağın içine girdiğimizde, benzer tüm tapınak yapılarında gördüğümüz gibi Konfüçyüsçü ulu kişilerin heykelleri karşılıyor bizi. Bu düzen Budist tapınakların bir uzantısı gibi.

JIANSHUI ESKİ KENT

Eski kent kapısından geçip kente girdiğimizde zaman tünelinden geçmiş gibi hissediyoruz. 20. yüzyılın başında geçirdiği büyük bir yangından sonra yenilenmiş olmasına rağmen eski kenti hissedebiliyoruz. Geleneksel Çin mimarisinin tipik özelliklerini taşıyan iki katlı evlerin arasında yürürken, geleneksel motiflere bürünmüş, çok sayıda mavi beyaz seramik bezemeler sizi ele geçiriyor.

Hemen gözümüze çarpan bir başka özellik ise sayıları çok fazla olan kuyular. Tekli, ikili ya da üçlü gruplar halinde kuyular kentin her yerinde göze çarpıyor. Bu kuyuların etrafında ufak meydanlar oluşturulmuş ve buralarda kaçınılmaz olarak kent halkı kendi geleneksel "kuyu başı" kültürünü geliştirmiş.

ZHU AİLE BAHÇESİ

Çok geniş bir bahçe içine yerleştirilmiş 218 pavyon, köşk, köprü, boyalı ahşap yapılar ve 42 avludan oluşan bir yaşam alanında söz edeceğiz.

Zhu ailesi yaklaşık 1927'ye kadar varlığını koruyan çok büyük bir aile. Zenginliğini kalay ticaretine borçlu. 1903 yılında bölgedeki kalay üreticileri ayaklanması üzerine merkezi hükümet buraya bir ordu gönderiyor ve Zhu Ailesi Japonya'ya kaçıyor. Döndüklerinde de bu olağanüstü bahçe ve evler topluluğunu yapıyorlar.

20 dönümlük bir arazi içinde öyle bir yaşama alanı yaratıyorlar ki içinde dolaşırken şaşkınlığınız her köşeyi döndükçe artıyor. Çok sayıda bina, binaların her birinin kendi bahçesi ve aralarda avlular… Avluların arasındaki bahçelerin her biri değişik bir tarzı yansıtıyor. Her bahçe öyle düzenlenmiş ki hemen diğer bahçelerden farkını anlıyorsunuz. Ancak genelde Yunnan bölgesindeki bütün azınlık halkların kültürü yansıtılmış bu bahçelere. Yuvarlak bahçe kapıları, avlu geçişleri tipik Çin mimarisini çok güzel örneklerini sergiliyor.

Binalar Çin geleneğine uygun olarak şiirsel bir tarzda adlandırılmış; örneğin "düşen yağmuru dinleme pavyonu". Ayrıca bu yaşam birimleri burada yaşayan kişilerin ilgi alanlarını da gösteriyor, örneğin nakış bölümü ya da kaligrafi odası.

Yapıların ahşap işleme kapılarında değişik söylenceler, çok sayıda sembol resmedilmiş. İç mekanları ise Çinli sanatçıların yaptığı, o dönemin tarzını yansıtan orijinal Çin tanrı ve tanrıçaların resimleri süslüyor. Ancak bu resimlerin bazılarında batı etkileri de göze çarpıyor.

Burası günümüzde, gelen turist sayısı çok az olsa da, kentin içindeki diğer bazı binalar gibi, butik otele çevriliyor. Şu anda 30 odası hazır. Bu dönüşüm sırasında hem o dönemin geleneksel eşyaları hem de yeni eşyalar kullanılmış. Eşyaların bazıları ailenin kullandığı eşyalar.

Zhu Aile Bahçesi sadece 100 yıllık bir geçmişe sahip. Tamamlanması ise 30 yıl sürmüş. Ancak Çin bahçe sivil mimarisinin çok hoş, özgün örneklerinden biri.

MOĞOL KÖYÜ CHIN MON

Yunnan eyaleti içinde yaptığımız yolculuk sırasında bazı yerlerde Moğol izlerine rastlamıştık. Yol üzerinde Moğolların Çin'e yaptığı seferlerden geriye kalanların yerleştiği Chin Mon adlı bir köye denk geliyoruz. Köyün nüfusunu Müslüman Huylar ile Budist Moğollar oluşturuyor. Ancak her ikisi de Çince konuşuyor.

Kubilay'ın buraya gelişi anısına köyün meydanına Kubilay'ı temsil eden devasa bir atlı heykel yerleştirilmiş. Kubilay Yuan hanedanının (12791368) kurucusu olarak hâlâ saygı görüyor.

Köyde Moğollar adına yapılan bir tapınakta üç Moğol büyüğü Çingis Han, Kubilay Han ve kardeşi Mengü Han'ın çok büyük boyutta heykelleri bulunuyor. Tapınağın en tepesinde iki ejderha arasında bir yaba görüyoruz. Muhtemelen iki geyik boynuzu arasında bir çarkı içeren Budist tapınaklara benzetilmiş bir "atalara tapma" tapınağı. Anlıyoruz ki köylüler Budizmi kabul etmiş olsalar da atalara tapma inancını sürdürüyorlar.

ZHANGJIAJIE (CANĞCİACİE)

Hunan eyaletindeki 1,5 milyon nüfuslu kentin tarihi MÖ 220'ye uzanıyor. Zhangjiajie (Canğciacie) bölgesinin tanıtımıyla ilgili ilginç bir hikâye var. Çin'in ünlü bir ressamına Beijing belediye binasına asılmak üzere Yunnan eyaletinin resmini yapması isteniyor. Aynı dönemde ünlü bir yazar da bu bölgeye ait bir kitap yazıyor: Sınır Kasabası (bu kitabın sahneye konulmuş eseri canlı olarak izleme şansını elde ettik). Bu iki eser sayesinde yabancıların bölgeye ilgisi daha da artıyor.

Bunun üzerine Zhangjiajie belediye başkanı aynı ressamdan Zhangjiajie'nin bir resmini yapmasını ister. Ressam eserini tamamlar ve yazdığı bir makalede bir metafor yaparak kenti genç bir kıza benzetir. Zira eski dönemlerde genç kızlar evlerinin dışına çıkamazlardı. Bu nedenle de güzelliklerini kimse göremezdi. Bu iki olay kente tarihini değiştirecek ün kazandırır.

ZHANGJIAJIE ULUSAL ORMAN PARKI

Ancak kent bugünkü ününü dünya çapında ilgi çeken, hayranlık uyandıran 25 yıl önce UNESCO Dünya Mirası Listesi'ne alınan Wulingyuan Manzara ve Tarih Alanları'na borçlu. 

1982 yılında Çin'in ilk ulusal parkı olarak kurulan Zhangjiajie Ulusal Orman Parkı 396 km2'lik bir alanı kaplıyor. Tamamen bazalt taşından oluşmuş bu bölgeyi doğa zaman içinde adeta bir taş ustası maharetiyle oymuş ve ortaya sıra sıra nefes kesen vadiler çıkmış.

Parkın içindeki gezimize başlamak için öncelikle 326 metreye çıkan tamamen camdan bir asansör kullanmak durumundayız. İçine girip de yukarı doğru süzülürken karşılaştığımız manzara ise muhteşem, nefes kesiyor. Bu dünyadan çok uzaklarda başka bir dünyaya ışınlanmış gibi hissediyoruz; doğanın hazırlayıp bize sunduğu çağlar ötesi, fantastik, sanatsal bir dünya.

Durağan bir manzara da değil bu. Her bir köşede ayrı bir heyecan karşılıyor bizi. Çin'in geleneksel şiirsel adlandırmalarına burada da rastlıyoruz: çiçek toplayan kadın, imparator için hat sanatı gösteren sanatçı... Daha sonra Büyük Kanyon'a gidiyoruz. Muazzam bir sis tabakası altında dolaşıyoruz. Belki birçok şeyi kaçırıyoruz ama bu sis gezimize ayrı bir gizem katıyor. Eminim buraları dolaşan herkesin bu sis altında kendine ait hikayesi oluşuyordu bu gezi sırasında.

Kanyonu en yukarıdan başlayıp aşağı doğru yaklaşık 2,5 saatlik bir yürüyüşle tamamlıyoruz. Bu sırada Avatar filminin çekildiği ormanda olduğumuzu anladığımızda heyecan zirveye çıkıyor. Her ne kadar James Cameron bu filmi Tianjin Dağları'nda çekmediğini iddia etse de Çinliler çektikleri fotoğraflarla filmin her bir karesini karşılaştırıyorlar.

ZHANGJIAJIE CAM KÖPRÜ

Büyük kanyonda ilerlerken yamaçlarda 60 cm'lik camdan yapılmış yollar görmüştük. Anlaşılıyor ki Çinliler doğada teknolojiyi kullanarak sürekli karşımıza bir başka yenilik çıkaracak. Bu kez dünyada henüz bir benzeri olmayan cam köprüyle çıkıyorlar karşımıza. 420 m uzunluğunda, 6 m genişliğinde ve zeminden 300 m yukarıda 2016'da kurulmuş İsrailli mimar Haim Dotan tarafından tasarlanan bir köprü bu.

Açıldığında insanlar bilet almak için günlerce sırada beklemiş, yollar tamamen bloke olmuş. Günümüzde ise her sabah gişe açıldığında sınırlı sayıda bilet satılıyor ve biletler 2-3 dakikada bitiyor.

Köprüye çıkabilmek için bir seri katı güvenlik kurallarından geçmek zorundasınız. Yanınıza cep telefonu ve para cüzdanından başka hiçbir şey alamıyorsunuz. Fotoğraf makinesi ise kesinlikle yasak. Cam köprüye çıkmak için ayağınıza özel ayakkabılar giymek zorundasınız.

Son kapıdan geçtikten sonra karşınızda cam köprüyü gördüğünüzde, daha köprünün üzerine çıkmadan bile Büyük Kanyon'un manzarası karşısında nefesiniz kesiliyor. Tamamen camdan yapılmış olan köprünün üzerinde yürürken havada yürüyor gibi hissediyorsunuz. Aşağıda sanki sonsuz bir boşluk, etrafınızda Büyük Kanyon'un ürkütücü yamaçları. Camın üzerinde yürümenin verdiği heyecan ve muhteşem manzaranın büyüsünün birlikteliği unutulmaz bir deneyim.

CHANGSHA

Yunnan eyaletinin başkenti Changsha Çin'in en dinamik kentlerinden birisi. Çin'in ulaşımında büyük bir atlama yapan hızlı tren ilk kez 2009 yılında Changsha yakınında başlatılmış. Chansha bugün Çin'de belirlenen 10 mutlu kent arasına girmeyi başarmış.

Changsha su ve ada kenti olarak tanınıyor. Doğu ve batı yakasının arasındaki nehrin üzerinde dünyanın en büyük nehir içi ada olma sıfatını taşıyan Portakal Adası bulunuyor. 2009 yılında bu adanın güney ucuna büyük bir park yapılıyor ve çok büyük bir Mao heykeli yerleştiriliyor. Bu heykel günümüzde tüm Çin'de bulunan Mao heykelleri arasında tek Genç Mao heykeli. Ülkedeki tüm Mao heykeller yetişkin ya da yaşlı Mao'yu betimlerken buradaki heykel 32 yaşındaki Mao'ya ait.

Mao, Changsha'ya geldiğinde Portakal Adası'na yerleşir. Burada bir süre öğretmenlik yapar. O sırada önemli bir insanla tanışır ve onun kızıyla evlenir. Bu kişi bir anlamda Mao'yu komünizme kazandıran kişidir. Bu heykelin buraya yerleştirilmesinin bir nedeni de budur. Heykeli yüksekliği 83.41 m'dir. Bu da Mao'nun askerlik numarasıdır.

XIAMEN VE ZHANGZHOU

Çin'in bilinmeyenlerine yaptığımız yolculuğun son eyaleti olan Fujien'e geliyoruz. Tayvan Adasının kuzeybatısında yer alan bu eyalet, Milliyetçi Çin'e yakınlığı nedeniyle oldukça fazla göç veren bir bölgedir. Çoğunluğunun Han Çinlilerinin oluşturduğu bölgede yaşam sıcak iklim şartları nedeniyle dağlık bölgelerde yoğunlaşıyor. Oldukça uzun bir köprüyle bölgenin en işlek limanı olan ve birçok adadan oluşan Xiamen'e geçiyoruz.

Zaman içinde Xiamen ticari önemini Zhangzhou'ya kaptırdı. Orası büyük bir yangın geçirince tekrar ticaretteki öncülüğü üstlendi. Günümüzde uluslararası ticaretin gelişmesiyle birlikte kent de uluslararası kimliğe bürünmüş konumda. Fujien eyaletinin ikinci büyük kenti Zhangzhou aslında Xiamen'den çok daha büyük bir kent. Nüfusunun büyük bir çoğunluğunu çiftçiler oluşturuyor. Tarım ürünlerinin başında sebzeler (mantar ve kuşkonmaz) ile meyveler (pomelo ve muz) geliyor.

TULOU EVLERİ

Zhanhzhu kentinin bir başka zenginliği ise günümüze kadar ayakta kalmayı başarmış geleneksel Tulou evleri. Bu evler göçebe Hakka halkına ait. Hakka adı ise misafir anlamına geliyor. Bu insanları Çin çingeneleri olarak adlandıranlar da var.

Hakkalar köken olarak Han grubuna aitler. Bunlar 1270'li yıllarda Güney Song hanedanının çöküş döneminde Güney Çin eyaletlerine göç eden topluluklardır. Etnik kökenleri hakkında fazla bilgi olmamakla birlikte Hakkaların eskiden Huang ırmağı (Sarı Irmak) vadisindeki Henan ve Shanxi eyaletlerinde yaşadıkları sanılmaktadır. Güney Çin'de kendi topluluklarını kuran ve hiçbir zaman yerli halkla tam olarak karışmayan Hakkalar bu şekilde kültürel ve etnik özelliklerini korumayı başarmıştır.

Hakkaların geleneksel kültürlerinden günümüze kalan en muhteşem eserleri kendilerine özgü tekniklerle yaptıkları Tulou evleridir. Bu evler 2008 yılında UNESCO Dünya Mirası Listesi'ne alınmıştır. En eski olanı 66 m çapındaki Jigin evi 600 yaşındayken, en yenisi 31 m çapındaki Shanqin evi ise yalnızca 30 yıllık tarihe sahiptir.

Hem büyük bir aileyi bir arada tutacak, hem de savunma işlevine sahip bu evlerin çoğu arazisi dik, nüfusu az, eski dönemlerde vahşi hayvanların ve haydutların sık sık görüldüğü Fujian dağlık bölgesinde bulunuyor. Zhangzhou çevresinde yaklaşık 15,000 Hakka evi bulunuyor.

Kare ya da yuvarlak planlı yapılan bu evlerin dış duvarları çok kalın. Taş ya da ahşap olabiliyor ancak uzun bir geçmişe sahip kerpiç sıkıştırma tekniği ve Yapışkan pirinç olarak tanımlayabileceğimiz bir ara malzeme ile iç mekânlar için ahşap, özellikle de çam ağacı, kullanılıyor.

Toprak evlerin üç türü bulunuyor; kare planlı, yuvarlak planlı ya da uçan kuş tarzı. Tüm evlerin ortalarında bir avlu bulunuyor. En küçük ev bile 3 katlı oluyor. İlk katta mutfak, ikinci katta kiler ya da depo, en üstte ise yatak odaları bulunuyor. Evlerde sadece en üst kattaki odalarda pencere bulunuyor. Bu pencereler aynı zamanda düşmanı gelmesi durumda gözlem amaçlı da kullanılıyor. Güvenlik için evin mutlaka bir kapısı oluyor. Her evin avlusunda altı ay yetecek kadar erzak deposu bulunuyor.

Çin'in bilinmeyenlerine yaptığımız yolculuk burada son buluyor. Gördüklerimiz, yaşadıklarımız dünyanın en gizli hazinelerine ait birer örnektiler. Her ülkenin olduğu gibi Çin'in de algılanması için mutlaka görülmesi gereken yerler.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.