Öne Çıkanlar Tüdef bursa ekonomi gündem Tudors Nedenleri SAFE rami aslan selin sayek böke trumpın vize sınırlaması kararına tepki gösterdi Toplanan İnek Sütü Miktarı Nisan Ayında Azaldı Ersun Yanal Resmen Fenerbahçede Spartak Trnava 1-0 Fenerbahçe

Marmara Ekonomi Zirvesi Başladı

Marmara Ekonomi Zirvesi, Marmara Üniversitesi Haydarpaşa Kampüsü'nde başladı. 

Marmara Ekonomi Zirvesi, Destek Menkul Değerler’in ana sponsorluğunda bugün başladı. Marmara Üniversitesi Haydarpaşa Kampüsü’nde düzenlenen zirvede finans sektörünün ve enerjinin önemli isimleri biraraya toplandı. Zirve açılışında katılımcılara seslenen Destek Menkul Değerler Genel Müdürü Tuna Yılmaz konuşmasında kurum olarak finansal okuryazarlığa verdikleri önemin altını bastırarak çizdi. 

Marmara Ekonomi Zirvesi Destek Menkul Değerler’in ana sponsorluğunda başladı. Marmara Üniversitesi Haydarpaşa Kampüsün’nün tarihi Reşat Kaynar Konferans Salonu’nda “2016 Küresel Ekonomik Görünümü: Riskler ve Çözümler” ana başlığı ile gerçekleşen zirvenin açılışında, Destek Menkul Değerler Genel Müdürü Tuna Yılmaz ve Marmara Üniversitesi Bankacılık ve Sigortacılık Yüksek Okulu Müdürü Prof. Dr. Erişah Arıcan birer konuşma yaptı.

Destek Menkul Değerler Genel Müdürü Tuna Yılmaz, konuşmasında Forex sektöründe faaliyet gösteren bir kuruluş olarak, finansal okuryazarlık projelerine özel bir önem verdiklerinin altını çizdi. En önemli ilkelerinin yatırımcıyı her ihtiyacı olduğunda bilgilendirmek ve bu sayede doğru adımlar atmalarını sağlamak olduğunu kaydeden Yılmaz , bu gaye ile her gün onlarca yatırımcıya anında piyasa bilgisi sağladıklarını ifade etti. Yılmaz “ Bu kapsamda, Destek Menkul’ün en önemli misyonu da şüphesiz finansal okuryazarlık projelerinin desteklenmesidir. Zira biliyoruz ki doğru yatırım ile doğru piyasa bilgisi arasında doğrusal bir ilişki vardır. Yine bu amaçla, Türkiye’nin en önemli ekonomistlerini “Finansal Okur Yazarlık Yayınları” projemiz için geçtiğimiz yıl bir araya getirdik. Yine önümüzdeki günlerde dünyanın yakından tanıdığı önemli bir ismin kitabını rafa çıkarma hazırlığındayız. Destek Menkul Değerler işte bu vizyonla, çeşitli projelere iştirak ederek ve destek vererek kamuya bu anlamda fayda sağlamayı sürdürecektir. İnanıyoruz ki bu sektör büyüdükçe ve halkın finansa olan ilgisi arttıkça, Türkiye’nin içinde bulunduğu tasarruf dönemine de dolaylı yoldan katkı sağlanmış olacaktır.” dedi.

“Türkiye son 10 yıldaki krizlerden etkilenmedi”

Açılışta konuşan Marmara Üniversitesi Bankacılık ve Sigortacılık Enstitü Müdürü Prof.Dr. Erişah Arıcan ise ekonomilerin güçlü olmasının finans ve reel sektörlerin bir arada işlemesine ve yatırım olanaklarının artmasıyla mümkün olduğuna dikkat çekti. Türkiye’nin son 10 yılda dünyada ortaya çıkan krizlerden etkilenmediğini hatırlatan Prof. Arıcan “Ortaya konan yeni araçlarla bu krizin etkilerini bertaraf etmeyi başardık. Bugün hala gelişmiş ülkeler içlerinde barındırdıkları büyüme sorunlarıyla ya da merkez bankalarının ortaya koyduğu faiz politikalarıyla gündemi meşgul ederken Türkiye kendi yolunda ürettiği finansal politikaları ve diğer reel ekonomiyi yönlendirecek geliştirecek politikalarla kendi adından fazlasıyla söz ettirmektedir. Finansal sistem diğer ülkelerle karşılaştırıldığında devletin daha fazla yoğun düzenlemeler yaptığı sektörlerin başında gelmekle beraber burada itici gücü alan sektör bankacılık sektörü olmaktadır. Benzer şekilde Borsa İstanbul’un da yeniden yapılanması, sermaye piyasalarına yeni ürün çeşitliliği sunuyor olması sermaye piyasalarına da canlılık getirmiş ve her iki sistemin entegre olması aynı zamanda sektörün teknolojik alt yapıları bu sektörlerin gelişiminde de önemli ölçüde katkıda bulunmaktadır” diye konuştu.

Ekonomideki riskler ve çözüm önerileri tartışıldı

Zirvenin ilk günüde gerçekleşen “Jeopolitik Riskler Gölgesinde Dünya Ekonomik Görünümü” ve “Büyüme Sorunu: Tek Çare Merkez Bankaları mı?” başlıklı panellerde dünya ekonomisini etkileyen riskler ve merkez bankalarının geliştirdiği çözümler tartışıldı.

Dünya Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hakan Güldağ’ın moderatörlüğünde gerçekleşen ilk panelde, KPMG Türkiye Başkanı Ferruh Tunç, Sabah Gazetesi Ekonomi Müdürü Dr. Şeref Oğuz, Marmara Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Burak Arzova ve Piri Reis Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Erhan Aslanoğlu konuştu.

"Terörün ekonomiyi etkileme gücü yok”

Sabah Gazetesi Ekonomi Müdürü Şeref Oğuz, Türk ekonomisindeki en büyük riskin zannedildiği gibi terör olayları olmadığını kaydetti . Türkiye’nin bu sorunla 30 yıldır mücadele ettiğini kaydeden Oğuz, “Türkiye bu mücadelede yereli enstrümana sahip. Terör zannedildiği kadar jeopolitik riskler arasında ana madde değil. Türkiye’nin içinde bulunduğu jeopolitik riski fırsata çevireceğini düşünüyoruz.” dedi. Türkiye’nin üretim kabiliyetinin giderek arttığına dikkati çeken Şeref Oğuz “Ülkemiz üretim kabiliyetiyle birlikte çok kısa sürede sıçramaya hazır bir noktada. Aynı zamanda kısa süre içinde yabancı yatırımcıları çeken bir bölge olacak. Evet, ülkemizde jeopolitik riskler var ancak jeopolitik fırsatlar da burnumuzun ucunda.” diye konuştu.

Prof. Dr. Erhan Aslanoğlu ise konuşmasında dünyanın büyüme sorununa dikkat çekti. “Dünya büyüyor ancak yeteri hızda büyüyemiyor. Şu anda küresel ekonomide enflasyonu konuşuyoruz. Negatif enflasyon olunca talebi öteleme eğilimi artıyor.” diyen Aslanoğlu talebin düşmesiyle üretimin de düştüğünü, bunun sonucunda da düşük fiyat beklentisinin oluştuğunu kaydetti. Bu durumun bir kısır döngüye neden olduğunu kaydeden Aslanoğlu, “Dünyada eksi faizle karşı karşıyayız. Bunun ne tür riskleri var: Sıfır veya eksi faiz olunca yatırımcı daha riskli yatırım araçlarına yöneliyor. Bunun sonucunda varlık balonları oluşuyor. Riskli varlıklara yönelimin altı dolu olmazsa sert düşüşler de oluyor.” şeklinde konuştu. Olası bir faiz ve enflasyon yükselişinde finansal sistemi sıkıntıya sokacak bir durum söz konusu olabileceğini kaydeden Aslanoğlu dünyada büyük bir borç krizinin yaşandığına dikkat çekerek , merkez bankalarının uyguladıkları politikaların da ekonomileri canlandıramadığını ifade etti.

“Savaşlar ve mülteci krizi büyük risk oluşturuyor”

Prof. Dr. Burak Arzova ise Çin’in başlı başına bir küresel risk olarak görüldüğünü ancak Türkiye’nin de içinde bulunduğu coğrafyanın da sunduğu risklerin çok büyük olduğunu belirtti. Tüm dünyadaki risklerin birbirini etkileme gücüne sahip olduğunu ifade eden Arzova, “Bilindiği üzere Almanya ile çok ciddi bir ticari ilişki içindeyiz. Ancak Almanya’nın bir diğer önemli ticari ilişkilerinin olduğu ülke ise Çin. Çin’de yaşanan sorunlar Almanya’yı etkilediği gibi, doğrudan ve dolaylı olarak ülkemizi de etkiliyor. Saat yönünde dönen bir süreç içerisindeyiz. Çin’in yavaşlaması tüm dünya ekonomilerini tehdit ediyor. Çin’in yanında diğer küresel riskler olarak ABD başkanlık seçimleri, Brexit ve mülteci sorunları öne çıkıyor.” dedi. Türkiye için mülteci sorununun en büyük risklerden biri olduğuna dikkat çeken Arzova, “Mülteci sorunu ile tek başımıza mücadele etmek zorundayız. Bu bugünün sorunu değil ama önümüzdeki dönemler için büyük bir risk oluşturuyor. Ülke nüfusu 3 milyon daha artacak ve içeridek jeopolitik riskler artacak. Henüz bununla mücadele edecek bir stratejimiz yok. Ülkemiz için bir diğer risk ise turizm sektörü. Turizm sektörü ciddi yara almış durumda. Bu sadece Rusya’nın bize turist göndermemesinden kaynaklanmıyor. Türkiye dışarıda savaş ortamındaymış gibi lanse ediliyor. Bu da ülkeye bakış açısını olumsuz etkiliyor. Gelecek dönemde de jeopolitik risklerin artmaya devam etmesi, ülke ekonomisinin kalkınmasında büyük öneme sahip turizm sektörünün yaralarının derinleşmesine neden olabilir.” dedi.

Merkez Bankaları’nın Para Politikaları Tartışıldı

Bloomberg HT Program Sunucusu Zeynep Erataman’ın moderatörlüğünde gerçekleşen ikinci panelin konukları ise Ata Portföy Genel Müdürü Mehmet Gerz, Azimut Portföy Genel Müdürü Murat Salar, İş Portföy Başekonomisti Nilüfer Sezgin ve Deniz Yatırım Başekonomisti Özlem Derici oldu. Panelistler Merkez Bankaları’nın para politikalarını masaya yatırdı.

Küresel merkez bankalarının uydukları para politikalarının başarılı olduğuna değinen Nilüfer Sezgin, uygulanan para politikalarının en büyük dezavantajının yapısal tedbirler ve mali politikalarını desteklemediği için büyümenin sürdürülebilirliği açısından yeterli olmadığı söyledi. Küresel para politikalarının Türkiye’yi de başka problemlerle baş başa bıraktığına ve Merkez Bankası’nın fiyat istikrarından ziyade bununla mücadele etmeyi önceliklendirdiğinin altını çizen Sezgin şöyle konuştu: “Küresel ekonomilerde para politikalarının gevşemesi bir yere kadar çare oluyor. 2008 den bu yana yapılan parasal gevşeme küresel büyümeyi çok yukarı itemedi. Bunun için belirsizliklerin ortadan kalkması ve talebin canlanması lazım. Küresel ekonomi çok fazla entegre olmuş durumda. Yaşanacak en ufak kırılganlık dünya ekonomilerini de etkiliyor. Biz tasarruf açığı olan bir ülkeyiz. Büyümek için yabancı sermaye girişine ihtiyacımız var. Ancak ileriki dönemde MB’lerin daha da fazla parasal genişleme uygulaması ile ülkemize olacak sermaye girişinin etkisi eskiye göre daha sınırlı olacak”.

Yaptığı konuşmada küresel merkez bankalarının uyguladıkları para politikalarına değinen Ata Portföy Genel Müdürü Mehmet Gerz ise, dünyanın dörtte birinde faizlerin negatif seviyelerde bulunduğunu hatırlattı. Türkiye’nin bu konuya yabancı olduğunu belirten Gerz, “Para negatif faizde duramaz. Bu bakımdan para düşük faizli ülkelerden yüksek faizli ülkelere yani Türkiye’nin de içinde bulunduğu gelişmekte olan ülkelere kayıyor. Biz de bundan fayda sağlıyoruz. Ancak Türkiye’nin büyüme potansiyelinin artması için hukuk ve eğitim reformu yapması gerekiyor” diye konuştu.

Merkez bankalarının faizleri düşürerek mümkün olduğu kadar yatırıma teşvik etmeye, bankacılık sistemine daha fazla fon kullandırmaya veya reel sektörü daha fazla yatırıma teşvik etmeye çalıştığını belirten Özlem Derici ise şunları kaydetti: “Geldiğimiz noktada görüyoruz ki ABD para politikası konusunda başarılı sayılabilir. Asya ve Avrupa’da ise bankacılık sistemi elde ettiği fonları piyasaya aktarmak yerine MB’larına geri koydular. Bu yüzden MB’ler de negatif faiz uygulamasına geçtiler. Baktığımızda Avrupa’da bunun reel ekonomiye aktarımında sorun olduğunu görüyoruz. ABD’de bankacılık sistemi 2008 yılı sonrası sağlıksız sorunlarından arındı. Aynı durum bizim 2001 krizinde de gerçekleşti. Ancak Avrupa’da bundan söz edemiyoruz. Hala sorunlu bankalar var. Dolayısıyla aktarım sağlıklı bir şekilde gerçekleşemiyor ve MB’ler elindeki tüm araçları kullanarak çok fazla fon yaratsa dahi o fonlar reel sektöre aktarılamıyor”.

“ECB, FED kadar hızlı kararlar alamadı”

Azimut Portföy Genel Müdürü Murat Salar ise Amerika Merkez Bankası’nın çok hızlı karar aldığı dönemlerde Avrupa Merkez Bankası’nın çok yavaş hareket ettiğinin altını çizerek, şu anki ECB toplantılarında önceki döneme göre piyasasının hassasiyet ve öncelikleri dikkate alınmaya başlandığını belirterek Avrupa’nın bol likidite politikasına devam etmesi beklendiğini, çünkü Avrupa ekonomisinin buna ihtiyacı olduğunu kaydetti.

Zirve yarın enerji ve emtia fiyatlarının masaya yatırılacağı “Emtia Fiyatları: Jeopolitik Riskler ve Talep Sorunu” ile “Ekonomiyi Doğru Okumak: Finansal Okur Yazarlık” başlıklı panellerle devam edecek.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.