Öne Çıkanlar Esra Aytaç Altın Kelebek Ramon Laguarta internetten alışveriş oranı arttı Herbalife Haberleri Türkiye Esnaf ve Sanatkârları Konfederasyonu (TESK) NATO Sığınmacı Krizinde Yardım Kararı Aldı Renkli Film Takma Cezası İptal Edildi Dua Lipa konseri nerde Pera Galip Erdal Yunanistan basını

Bozdağ: Türkiye’de Tek Faşist Parti Cumhuriyet Halk Partisi’dir

Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bekir Bozdağ, “Rahmetli Adnan Menderes’e diktatör dediler, idamını bir kısmı alenen, bir kısmı sessizce alkışladı. Halkın adamı rahmetli Özal’a da aynı şekilde saldırdılar. Onu da itibarsızlaştırmak için aynı şeyleri yaptılar. Şimdi de Türkiye Cumhuriyeti halkının tarih boyunca ilk defa doğrudan doğruya seçtiği Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a aynı şekilde saldırmaktadırlar. Buradan şunu açıklıkla ifade etmek isterim ki, Türkiye’de tek faşist parti Cumhuriyet Halk Partisi’dir” dedi.

Bakanlar Kurulu, Başbakan Binali Yıldırım başkanlığında Çankaya Köşkü’nde toplandı. Toplantı sonrası açıklama yapan Hükümet Sözcüsü Bozdağ, konuşmasına Bakü- Tiflis- Kars demiryollarından bahsederek başladı. Türkiye, Azerbaycan ve Gürcistan Cumhurbaşkanlarının katılımıyla açılan demiryolunun ilk seferine başladığını belirten Bozdağ şunları söyledi:

“Türkiye Cumhuriyeti devleti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlhan Aliyev ve Gürcistan Cumhurbaşkanı Giorgi Margvelaşvili büyük bir tarih yapmışlar ve tarihe bu büyük eserle damgalarını vurmuşlardır. Bu demiryolu projesi stratejik öneme haiz bir projedir. Çin’den Londra’ya kadar pek çok ülkeyi pek çok şehri birbirine bağlayacak daha hızlı, daha güvenli, daha kaliteli ve daha konforlu insanlar seyahat imkanı bulabilecekleri gibi pek çok malda bu tren yolu hattıyla ülkelerden ülkelere transfer edilme imkanı bulacaktır. Büyük bir ekonomik güç ortaya çıkacaktır. Hem Türkiyemiz hem Azerbaycan hem Gürcistan bundan kazanacağı gibi bölge ülkeler de bundan kazanacaktır. Hayırlı uğurlu olsun diliyorum. Çok büyük bir tarihi projenin bugün birlikte hayata geçişine şahit oldum.”

Kamu Görevlilerinin Yurtdışına Çıkarken Kurumlarında Aldıkları Belge 15 Kasım’dan Geçerli Olmak Üzere Yürürlükten Kaldırıldı

15 Temmuz sonrası alınan tedbirlerden birinin 15 Kasım itibariyle yürürlükten kaldırıldığını söyleyen Bozdağ şu şekilde konuştu:

“Bugün bakanlar kurulumuzda ayrıca FETÖ/PDY terör örgütünün 15 Temmuz 2016 tarihinde darbeye kalkışması sonrasında alınan tedbirlerden bir tanesinin 15 Kasım’dan geçerli olmak üzere yürürlükten kaldırılması hususu da karara bağlanmıştır. Bilindiği gibi bu tedbirlerden bir tanesi kamu görevlilerinin yurtdışına çıkarken çalıştıkları kurumdan yurtdışına çıkmalarına sakınca yoktur şeklinde bir belge aranıyordu ayrıca yakınları da hakeza böyle bir uygulamaya muhatap oluyordu. Bunun yanında Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Ukrayna ve Gürcistan’a gitmek isteyen vatandaşlarımızda nüfus cüzdanı ile yurt dışına çıkıyorlar. Ancak bunlarla ilgili de SGK sorgulaması yapılıyor. Eğer kamu görevlisi ise kurumlarında bu belge isteniyordu. Bu bir takım zorluklara da yol açıyordu. Ancak o günün şartlarında ülkemiz için böyle bir tedbirin alınma zorunluluğu olduğundan bu karar alınmıştı. Gelinen noktada bu tedbire 15 Kasım’dan itibaren artık ihtiyaç kalmamıştır. Bundan sonra kamu görevlileri böyle bir belge bulundurmak zorunda kalmadan izin aldıkları takdirde yurtdışı seyahati yapabileceklerdir. Ayrıca başkaca bir sorgulama bu açıdan yapılmayacaktır. Zira teknik imkanlar çerçevesinde adli olarak yurt dışına çıkma yasağı konulanlar ve ya pasaportunda tahdit olanlar dışında vatandaşlarımız rahatlıkla yurtdışına çıkabileceklerdir. “

“Referandumun İptali Şarttır”

Kuzey Irak Bölgesel Yönetiminin yaptığı referandum üzerine sorulan soruya “Kuzey Irak Bölgesel Yönetimi’nin aldığı referandum kararı gayr-ı meşru bir karardı” diyerek cevap veren Bozdağ, Türkiye, Irak ve Uluslararası toplumun ikazlarına rağmen Kuzey Irak Bölgesel Yönetimi’nin kararından geri dönmediğini belirtti. Bozdağ’ın konuşması şu şekilde:

“Tabii bu karar bölgeyi daha büyük sıkıntılara sokacak bir karardı. İstikrarsızlığı, huzursuzluğu, güvensizliği artıracak, ekonomik çöküntülere yol açacak. Bölgede beklenmedik yangınlara yol açabilecek bir karardı ve Türkiye bu konuda haklı uyarılarını en üst düzeyde yaptı. Muhataplarıyla çok net bir şekilde görüşerek kanaatlerini ifade etti. Ancak referandum yapıldı. Gelinen noktada ortaya çıkan sonuçlar gösteriyor ki bu büyük bir yanlıştı. Yanlış hesap Ankara’dan, Bağdat’tan, Tahran’dan döndü. Barzani belki büyük hesaplar yaptı, büyük rüyaların peşinden koştu. Dimyat’a pirince gideceğini hesap ederken, öyle görünüyor ki evdeki bulgurdan oldu. Barzani yaptığı hatalarla yüzleşmesi şarttır. Sadece referandumu dondurdum demesi bu meseleyi çözmez. Referandumun iptali şarttır. Irak Anayasası çerçevesinde yaşanan soruna çözüm bulunması doğru olandır.”

“İki Taraf Bu Anayasanın Koyduğu İlkelere Göre Bir Çözüm Bulmalıdır”

Bozdağ, Barzani’nin 1 Kasım’dan geçerli olarak Kuzey Irak Bölgesel Yönetimi Başkanlığı yetkilerini kullanmayacak olmasına ilişkin ise “Elbette bölgede yeni bir dönemi başlatacaktır. Barzani, parti başkanlığından bildiğimiz kadarıyla ayrılmıyor. Yönetim başkanlığı yetkileri devrini talep etti ve parlamento da bu talebi kabul etti. Bundan sonra yönetimin başına kim gelecek, parti başkanı ne olacak tabi bunlar bizim karar vereceğimiz konular değildir. Orada ki yaşayanlar bunun kararını verecektir. Ama yaşanan sorunla yüzleşmesi son derece önemlidir. Çünkü Barzani, ortaya çıkan fotoğraf karşısında önce referandumu dondurmak sonra da yetkilerini devretmeyi açıklamak zorunda kalmıştır. Daha başka zorluklarda yaşadığını biz elbette biliyoruz. Diyoruz ki Türkiye olarak buradaki sorunu Irak Anayasası çerçevesinde taraflar çözüme kavuşturmalı. İki taraf bu anayasanın koyduğu ilkelere göre bir çözüm bulmalıdır” dedi.

Bozdağ’dan CHP’li Tezcan’a: “Bu Büyük Bir Edepsizliktir, Ahlaksızlıktır, Terbiyesizliktir”

CHP Genel Başkan Yardımcısı Bülent Tezcan’ın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan hakkında söylediği sözler üzerine sorulan soruya Bozdağ şöyle cevap verdi:

“Söylediği sözleri kabul etmek mümkün değildir. Bu büyük bir edepsizliktir, büyük bir ahlaksızlıktır, büyük bir terbiyesizliktir, büyük bir seviyesizliktir. Cumhuriyet Halk Partisi geleneğinde halkın seçtiklerine karşın büyük bir tahammülsüzlük, büyük bir düşmanlık hissi var. Bunu görüyoruz. Rahmetli Adnan Menderes’e diktatör dediler, idamını bir kısmı alenen, bir kısmı sessizce alkışladı. Halkın adamı rahmetli Özal’a da aynı şekilde saldırdılar. Onu da itibarsızlaştırmak için aynı şeyleri yaptılar. Şimdi de Türkiye Cumhuriyeti halkının tarih boyunca ilk defa doğrudan doğruya seçtiği Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a aynı şekilde saldırmaktadırlar. Buradan şunu açıklıkla ifade etmek isterim ki, Türkiye’de tek faşist parti Cumhuriyet Halk Partisi’dir.

“Nasyonal Sosyalist Parti’nin Marşı CHP’nin Yemekhanesinde Çalarmış”

Parti’nin geçmişine baktığınızda geçmişi bunun tanığıdır. Parti’nin dünyada bilinen faşist partilerle ilişkilerine baktığınız zamanda da bu açık ve net ortadadır. Nazi Almanya’sı ile Hitler’in Almanya’sı ile Nazi Partisi ile Mussolini’nin İtalya’sı ile çok yakın ilişkiler içerisinde olduğunu hepimiz biliyoruz. Hatta anlatırlar 1940’lı yıllarda Nasyonal Sosyalist Parti’nin marşı Cumhuriyet Halk Partisi’nin yemekhanesinde müzik olarak vaktinde çalarmış. Onlarda bu marşı dinleye dinleye yemek yerlermiş. Şimdi kalkmışlar, bu gelenekten gelenler hep faşizan uygulamaların şakşakçısı, öncüsü olanlar Türkiye Cumhuriyeti’ndeki yasakları kaldıran, demokratikleşmeyi sağlayan ve büyük reformların altına imza atan Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı’nı aynı üslupla saldırmaktadırlar. Bunu şiddetle kınadığımızı buradan bir kez daha ifade etmek isterim.

“Eğer Türkiye’de Bir Diktatör Olsaydı Tezcan Böyle Göğsünü Gere Gere Efelenip, Böyle Bir Cümle Sarf Edemezdi”-

Türkiye’de, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin faşist bir devlet olmadığını, Türkiye’de de herhangi bir faşistin ve diktatörün bulunmadığının en büyük ispati Sayın Tezcan gibi birisinin çıkıp bugün bu terbiyesizliği, bu edepsizliği yapmaya cüret etmesi ve yapmasıdır. Eğer Türkiye’de bir faşist ve ya bir diktatör olsaydı Bülent Tezcan böyle göğsünü gere gere oradan efelenip, gürleyip böyle bir cümle sarf edemezdi. Bırakın sarf etmeyi, böyle bir cümleyi hiç kimsenin olduğu yerde aklının ucundan dahi geçiremezdi. Bu bile Türkiye’de faşizmin, diktatörlüğün olmadığının en büyük ispatıdır. Kendi yaptığı eylem, kendi yaptığı ahlaksızlık, edepsizlik, terbiyesizlik kendisini tekzip etmektedir. Esasında bu bir akıl ve ruh sağlığı sorunu olan insanların yapabileceği bir iştir. Çünkü edep büyük bir taç, onu taşıyanı yükseltir. Devletin başı, milletin birliğini temsil eden cumhurbaşkanı hakkında herkesin bir nezaket ve bir edep ölçüsü içerisinde konuşması, eleştirisini bu çerçevede yapması asgari bir anlayışın, asgari bir ahlakın, asgari bir edebin gereğidir. Ama maalesef bunu biz burada göremiyoruz.”  

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.