Öne Çıkanlar bir asker şehit 6 Aralık 2016 Gündemi nitratlı gübre kemer sınavı iran neden suriyede dokunulmazlık kaldırılacak mı Beyşehir ilçesi kılıçdaroğlundan kan açıklaması

Bu haber kez okundu.

MHP'li Çetin: Türkiye Yeni Nesil Bir Savaşın İçindedir

Milliyetçi Hareket Partisi Teşkilat İşlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Şefkat Çetin, Terör örgütünün beyni olan siyasi kadrolar ortaya çıkarılmadıkça mücadelenin başarıya ulaştığı söylenmemelidir." dedi.

MHP Genel Başkan Yardımcısı Şefkat Çetin, terörle mücadele ve başkanlık tartışmaları hakkında yazılı basın açıklamasını yayımladı.

MHP Genel Başkan Yardımcısı Çetin yaptığı yazılı açıklamada, İçeride ve dışarıda terör örgütleri ve destekçilerine karşı büyük bir mücadele verilirken, Türkiye’nin en büyük ihtiyacı milli birlik ve beraberlik ruhudur. Nitekim 7 Ağustos tarihinde Yenikapı’da üç büyük siyasi parti liderinin şahsında milletimizin tamamını aynı zeminde buluşturan bu milli ruhtur. Türkiye başka ülkelerin altından kalkmakta zorlanacağı çok büyük belaları, milletimizin tek vücut olmasıyla savuşturmasını bilmiştir.
Devlet mekanizmasını işleten başta siyasi erk olmak üzere güvenlik ve istihbarat kurumlarının bugüne gelişteki kusur, ihmal ve eksiklerine rağmen, Türk milletinin engin feraseti ve cesareti milli varlığımıza yönelik tehlikeyi savuşturmuştur. Ancak Türkiye’nin bütünlüğüne yönelik tehdit henüz tam olarak bertaraf edilmiş değildir. Ülkemizin beka sorunu inatla sürdürülen hatalar yüzünden devam etmektedir.
Türkiye çok cepheli doğrusal olmayan bir savaşın resmen içindedir. Yeni nesil bu savaş son derece karmaşık ve uzun döneme yayılma karakteristiği taşımaktadır. Şer ittifakı yapan terör örgütleri eliyle ülkemizde kaos ortamı hazırlanmaktadır. Terörizmi ve asimetrik savaşın bütün unsurlarını terör örgütlerine tatbik ettiren emperyal devletler, vekâlet savaşının ilerleyen aşamalarında daha net bir şekilde açığa çıkmaya başlamıştır.
Müttefikimiz sandığımız ülkelerin kontrolündeki sınır bölgelerimiz ülkemize terör ihraç eder hale gelmiştir. Terör örgütlerini besleyen bataklığı kaynağında kurutmak için kahraman ordumuzun yaptığı sınır ötesi hareket sonuna kadar haklıdır. Geç bile kalınan sınır ötesi harekâta desteğimiz tamdır. Türkiye’yi tehdide cüret eden hangi örgüt ya da devlet olursa olsun, mutlaka bedeli ödetilmelidir. Türkiye Cumhuriyeti, sınırları cetvelle değil kanla çizilmiş bir büyük millet eseridir. Türk milleti tarihi boyunca bağımsızlığına hiçbir zaman gölge düşürmemiştir, bugün de buna müsaade etmeyecektir.
Devletimizi geçtiğimiz yıllar içerisinde bir örümcek ağı gibi kuşatan ihanet şebekelerinin ve bunları maşa olarak kullanan emperyalist güçlerin hesapları, Türkiye için bugün artık bir beka meselesidir. Türkiye bir başka devletin yardımı ya da müsaadesine muhtaç olmadan kendi varlığını devam ettirebilecek güce sahiptir. Türkiye’nin güvenlik gerekçesiyle yaptığı sınır ötesi harekâtını sorgulayan ABD, evvela kendi sınırlarından binlerce kilometre uzaktaki varlığının hesabını vermelidir. Hele de Irak merkezi hükümeti işgal altındaki şehirlerini temizleyerek kendilerini zilletten kurtardığı için Türkiye’ye teşekkür etmelidir.
Türkiye’nin Irak ve Suriye’de yapacağı her türlü askeri operasyon meşru ve yerindedir. Bir takım müptezeller milli mücadelenin kazanılmasından duydukları acıyı kusmaya devam ederek “keşke Yunan galip gelseydi” deseler de, devletimizin tapu senedi Lozan’ı tartışma konusu yapsalar da, Türk milleti tarihi hak ve kazanımlarından asla vazgeçmeyecektir. Osmanlı Mebusan Meclisi’nin aldığı son, TBMM’nin ise ilk kararlarından olan misakı milli, bizim milli yeminimizdir. Milliyetçi Hareket Partisi sadakatle bağlı olduğu misakı millinin emrettiği Türkiye’nin siyasi, adli ve mali tam bağımsızlığının korunmasını kendisine düstur edinmiştir. Vatandaşının can ve mal güvenliğini, kendi sınırlarını ve iç huzurunu sağlayamayan bir devletin bağımsızlıktan bahsetmeye hakkı yoktur. Bu yüzden misakı milli, Gaziantep ve Kilis’in güvenliği için savunmanın Halep’ten, Diyarbakır için Musul ve Kerkük’ten başlatılmasını emretmektedir. Zaten günümüz devletlerinin güvenlik stratejileri, tehdidi kendi sınırları dışında karşılama esaslıdır. Türkiye’nin başka devletlerin aksine davranmasını ve bütün tehditleri kendi sınırlarında ve hatta şehirlerinde karşılamasını dayatanlar, bize açıkça intihar edin demektedir. Milliyetçi Hareket Partisi, sınırımızın içinde ya da dışında tehdit unsuru oluşturan her türlü terörist oluşuma Türkiye’nin müdahale etmesini doğru bulmakta ve desteklemektedir.
Silahlı kuvvetlerimizin Fırat Kalkanı Harekâtına paralel olarak, içerideki terör unsurları ve destekçilerinin temizliğine de hız verilmelidir. 15 Temmuz ve benzeri yeni tehditlerde zafiyet yaratacak unsurlara göz yummak Türkiye’nin geleceği için büyük risk oluşturacaktır. Mağdur yaratmamaya özen göstermek kaydıyla, fetö temizliği daha da derinleştirilerek sürdürülmelidir. Bugüne kadar yapılan mücadelenin örgütsel bir yapı ortaya çıkarmaktan uzak kaldığı, bilhassa siyasal ayağın ihmal edildiği anlaşılmaktadır. Terör örgütünün beyni olan siyasi kadrolar ortaya çıkarılmadıkça mücadelenin başarıya ulaştığı söylenmemelidir.
Türkiye’nin başında sadece fetö belası varmış gibi bir hataya düşüldüğü ve bilhassa bölücü terör örgütü PKK’nın üzerine yeterince gidilmediği gözlenmektedir. Bugüne kadar PKK’lı olduğu için devletten atılan, şirketlerine el konulan tek bir kişiye rastlanmamıştır. Terörü palazlandırmaktan başka bir işe yaramayan açılım politikalarından vazgeçilmiş gibi görünmekle birlikte, siyasi iradenin kararsızlığı ve yetersizliği mücadeleyi aksatmaktadır. Bir zamanlar terörle müzakere edenlerin şimdi terörle mücadeleyi ne kadar yürütebildikleri soru işaretleri taşımaktadır. Terörle mücadelede askeri bir kararlılık yeterli olmamakta, bunun yanı sıra sağlam bir siyasi iradeye muhtaç gözükmektedir. Türkiye daha fazla gecikmeden güvenlik sorununu ortadan kaldıracak bir terörle mücadele konseptine geçmeli ve kararlılıkla uygulanmalıdır.
Ülkemizin tehditlere karşı hazırlıklı ve dayanıklı hale getirilmesi, güçlü bir devlet organizasyonuna yeniden kavuşturulması gereken bir zamanda, ne yazık ki Türkiye hâlâ yönetim zafiyetleriyle meşgul edilmektedir. Sayın Genel Başkanımızın 11 Ekim tarihindeki Meclis Grup Konuşmasında açık bir şekilde ifade ettiği üzere; Cumhurbaşkanının sınırları anayasayla tarif edilmiş yetkilerini aşarak hukukla ters düşmesi geleceğimiz açısından tehlike arz etmektedir. Milliyetçi Hareket Partisi, hukuksuz bir şekilde sürdürülen fiili duruma son verilmesini istemektedir. Sayın Genel Başkanımız aynı konuşma içerisinde herkesin anlayacağı bir şekilde parlamenter sisteme bağlılığımızı ifade etmiştir. Cumhurbaşkanını her konuda tek yetkili haline dönüştüren fiili durumun, sistemi tıkayarak devleti işlemez hale getirdiği, karşı karşıya bulunduğumuz birçok sorunu beslediği ortadadır. Güçler ayrılığının işlemez hale geldiği, denge ve denetlemenin olmadığı, hiçbir makamın anayasa ve yasaların tanıdığı yetkilerini kullanamadığı bu sistemde, tek karar verici Cumhurbaşkanlığı makamı olmuştur. Tek adam rejimlerini andıran bu durum Türkiye için sürdürülebilir değildir. Bütün yetkileri elinde toplamış bir kişinin yapacağı hatalar ülkenin ve milletin mahvına yol açabilecektir. Nitekim bugüne kadar yapılan hataların ve milletçe ödenen bedellerin haddi hesabı yoktur.
Milliyetçi Hareket Partisi, parlamenter sistemin ciddi bir reforma tabi tutularak devam ettirilmesinden yanadır. Ancak Cumhurbaşkanının yönlendirmesiyle AKP tercihini başkanlıktan yana kullanmak istiyorsa bunu Meclis’in ve milletimizin iradesiyle yapmalıdır. Her gün anayasanın çiğnenmesine son verilmesi talebini ortaya koyan MHP’nin gerekçeleri anlaşılmayacak türden değildir. Buna karşın Sayın Liderimizin gayet açık ve net önerilerinden ana muhalefet partisinin rahatsız olması anlaşılır gibi değildir. CHP Cumhurbaşkanının anayasayı çiğneyerek fiilen başkanlık yapmasından rahatsız olacağına, bu duruma son verilmesini isteyen MHP’ye saldırmaktadır. MHP soruna işaret ederek çözüm yeri olarak Meclis’i göstermekte, CHP bundan korkmaktadır. Anlaşılan odur ki, CHP fiili başkanlığı çoktan kabullenmiştir ve kaldırılmasını istememektedir. CHP için önemli olan anayasanın çiğnenmesi, ülkenin zora düşmesi değil, rakipler üzerinden kendi seçmenlerini konsolide edebilmesidir. Zaten yıllardır toplumu kutuplaştırmaktan nemalanan partilerden birisi AKP ise diğeri CHP değil midir? Şundan eminiz AKP ve Cumhurbaşkanı ortadan kalktığı gün CHP’nin de varlığı sona erecektir. Aksi takdirde, Sayın Devlet Bahçeli’nin AKP’yi Meclis’in iradesine tabi kılarak bu meseleyi kökünden çözecek teklifinden neden bu kadar rahatsız olsunlar? dedi.


 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.