Öne Çıkanlar 13 Yaş Altı Balkan Badminton Şampiyonası Fırat Kuruca Gürer hava nasıl olacak Balık nasıl yenmeli Fırtına Obüsü ajax abd Camerata Royal Concertgebouw Orkestrası EİB Moda Tasarım Yarışması Komitesi Başkanı Tuğba Hazar UEFA Events SA Pazarlama Direktörü Guy-Laurent Epstein Prof. Dr. Can Kocabaş

Peynir Kralı Mecit Bahçıvan Hayatını Kaybetti

Türkiye gıda sektörünün öncü kuruluşlarından Bahçıvan Gıda’nın kurucusu, Bahçıvan Gıda Yönetim Kurulu Başkanı ve  İstanbul Sanayi Odası (İSO) Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan’ın babası, Mecit Bahçıvan, 85 yaşında vefat etti.
İstanbul Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan’ın babası olan Mecit Bahçıvan, 1930’lu yılların sonunda ailesi ile birlikte Erivan’dan Türkiye’ye göç etmiş, aradan geçen süre içerisinde Türk gıda sanayiinde yaptığı yenilikler ile sektörün öncü isimlerinden biri olmuştu.
1969 yılında girdiği İstanbul Ticaret Odası’nda 25 yıl aralıksız hizmet veren Bahçıvan, 1981-1987 yılları arasında da İstanbul Sanayi Odası’nda Meclis üyeliği yaparak sektörün gelişmesi için önemli çalışmalara imza attı.
Mecit Bahçıvan, bir sanayici olarak yaptığı çalışmalar ve sosyal sorumluluk bilinci nedeniyle “TBMM Üstün Hizmet Ödülü”ne layık görüldü. Gıda sektöründe gerçekleştirdiği yenilikler ve Türkiye’de peynir üretiminin gelişmesine yaptığı katkıları nedeniyle Türkiye’nin “Peynir Kralı” olarak da anılan Mecit Bahçıvan’ın cenazesi, 3 Eylül 2016 Cumartesi günü Fatih Camiinde kılınacak öğle namazının ardından Edirnekapı Şehitliğinde toprağa verilecek.

MECİT BAHÇIVAN KİMDİR?

Bahçıvan Gıda’nın kurucusu Mecit Bahçıvan, Erivan’ın önde gelen Azeri ailelerinden birinin çocuğu olarak 1931 yılında doğdu. 1930’ların sonlarına doğru Ailesi önce İran’a, iki yılın ardından da tek hedefleri olan Türkiye’ye göçtü.
Babası Rıza Bey, Annesi Geyis Hanım ve Mecit Bahçıvan ile birlikte iki kız ve iki de erkekten oluşan yedi kişilik aile için de göçün ilk yılları dramatikti. Mecit Bahçıvan, daha küçük bir çocukken o göç akşamını şu gözlemle aktarıyordu hayatını anlattığı “Rahva Krallığından Peynir Krallığına” isimle kitabında:
“Revan’da geçirdiğimiz son geceydi. Biz de geride kalanlar da bütün geceyi uyumadan geçirecek kadar çok heyecanlıydık. Herkes son kez bir araya gelinen bu anı zihinlerine kazımaya çalışır gibi, kaçamak bakışlarla birbirini inceliyordu. Bunun son görüşme olduğu çok iyi biliniyor fakat kimse bunu kendine bile itiraf etme cesaretini gösteremiyordu. Ve sabah oldu. Bir vatandan başka bir vatana doğru sessiz ağıtlarla yola çıktı.”



URUMİYE’DEN HAKKARİ’YE
Göç bu… Kolay mı? İlk durakları İran, Urumiye. Oradan Türkiye. Hayatını anlattığı kitabındaki söylemiyle “Açlık ve sefaletle geçen seneler...” Mecit bahçıvan göç esnasında ailesiyle birlikte yaşadıklarını kitabında öyle bir anlatıyor ki, insanın tüylerinin diken diken olmaması mümkün değil.
İran’da yaşanan büyük güçlüklerden sonra, hasretle gitmeyi bekledikleri Türkiye topraklarına Hakkari il sınırlarından girmeyi başaran aile daha sonra Muş’ta iskan edildi. Muş’a yerleştiklerinde ev yok, iş yok çevre yok. Fakat özgürlük var ve bu aile için her şeye değer; bütün güçlükleri aile içi dayanışma ile atlatıyorlar.
Mecit Bahçıvan, çok genç yaşta iş hayatına atıldı. Daha ortaokul son sınıfta büyük işler yapmaya başlamış bile. Muş, Bitlis, Diyarbakır üçgeninde gelip gidiyor ve Muş'tan aldığını Diyarbakır'da, Diyarbakır'dan aldığı dayanıklı dayanıksız tüketim ürünlerini de Bitlis veya Muş'ta satıyor. İşte Rahva Kralı unvanını o yıllarda bu üçgendeki insanüstü dayanıklılığı ve çabasıyla aldı.
RAHVA KRALLIĞI VE PEYNİR KRALLIĞI NEREDEN GELİYOR?
Önce Doğu’nun efsane tüccarı olarak “Rahva Kralı”, sonra da Türkiye’nin “Peynir Kralı” oldu. Yolların kapalı olduğu kış aylarında Muş’tan yaya olarak Bitlis’e defalarca yürüyerek giden ve her yıl 15-20 kişinin donarak öldüğü Nemrut eteklerindeki 1850 metre rakımlı Rahva’yı kendine yol yapan Mecit Bahçıvan, bu yolculuklardaki başarısı nedeniyle ’Rahva Kralı’ olarak ünlendi.
Doğu ve Güneydoğu illerinin köylerinden süt toplayıp peynir ticaretine başlayan ve bazı bölgelerde mandıralar kuran Bahçıvan, bölgedeki süt fiyatlarını belirleyecek kadar güçlü bir tüccar haline geldi.
Mecit Bahçıvan, 1960’lı yılların başında İstanbul’a taşınarak ticaret yaparken de yine Doğu ve Güneydoğu’nun sütünü kullandı ve bölge ekonomisine katkı sağladı. Türkiye’deki kaşar peyniri ticaretinin yarısını yapar halene gelen ve bu nedenle de ’Peynir Kralı’ olarak ünlenen Bahçıvan İTO ve İSO’daki çalışmalarıyla da Türk sanayicileri arasında ağırlık kazandı.
20 BİN MÜSTAHSİLE ULAŞIYORDU
Bahçıvan’ın peynir yolculuğu ticarete atıldığı Muş bölgesinde başladı. Sonra bölgenin en seçkin mandıralarında yaptırdığı peynirleri İstanbul’da piyasaya sürmekle devam etti. Bahçıvan’ı Rahva Krallığı’ndan Peynir Krallığı’na taşıyan süreç de böylece başlamış oldu. 1960’ların ortalarında ailesi İstanbul’da yaşarken kendisi ilk modern mandırasını Bingöl Solhan’da açtı. Bunu Hasankeyf’te ikinci bir mandıra izledi. Bu iki mandıra ile Derik’ten Mazıdağı’na, Kozluk’tan Hilvan’a kadar Doğu ve Güneydoğu’nun birçok köy ve kasabasından sütünü işlemeye başladı. 1960’lı yılların sonlarına doğru sadece Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da değil, Trakya ve Marmara bölgelerine de nüfuz etmeye başladı Mecit Bahçıvan. Kendi deyimiyle daha o yıllarda bütün mandıralarda istihdam ettiği çalışanların sayısı 1000’i geçiyordu. Sütlerini aldığı müstahsillerin sayısı ise 15-20 arasında değişiyordu.
İstanbul Ticaret Odası’ndaki faaliyetleri de tam bu dönemlerde başladı. 1969 yılında İTO Meslek Komitesi seçimlerine girdi ve İTO’da 25 yıl hizmet verdi.
KIBRIS’TA DA ÜRETİM YAPTI
Bu arada Edirne’de bir süt işleme fabrikası kurma girişiminde bulunan arkadaşlarına katılan Mecit Bahçıvan Meriç adıyla bir süt fabrikasına iştirak etti. Fakat çok uzun sürmedi bu ortaklık. Kendisine ait ilk peynir fabrikasını ise 1971 yılında İstanbul Bakırköy’de Sümaş adıyla kurdu.
Burada ürettiği peynirlere de oğlu Erdal Bahçıvan’ın adını koyarak “Erdal” markasını yarattı. Bahçıvan bir dönem peynir üretimini Kıbrıs’a da taşıdı ve 1970’li yılların sonunda Kıbrıs Lefke’de de bir mandıra kurarak buradaki müstahsillerden aldığı sütle peynir üretimi yaptı.
LÜLEBURGAZ’DAN İLK PEYNİR İHRACATI
Mecit Bahçıvan, 1980’lı yıllar ile birlikte Doğu ve Güneydoğu’da artan terör olayları nedeniyle bölgedeki mandıralarda peynir üretmenin zorlaşması üzerine üretimini daha modern bir tesisle Trakya’ya taşımaya karar verdi. Lüleburgaz-Kırıkköy’de, 1988 yılında bugün hala üretimini sürdürmekte olan Bahçıvan Gıda’yı kurdu. Bu tesisler bir anlamda Türkiye’nin en büyük ve en modern peynir üretim teknolojisini de içinde barındırıyordu. Nitekim bu fabrikadan çıkan ürünler yoğun denetimlerin yapıldığı Almanya pazarına ihraç edilen ilk Türk süt ürünleri olarak kayıtlara geçti.
Mecit Bahçıvan babamdan gördüm dediği ihtimamı kızı Seval Başaran ve oğlu Erdal Bahçıvan’dan esirgememiş. Kitabında "Çocuklarıma hep özenle davrandım" diyordu ve şöyle tamamlıyordu çocuklarla arasındaki bağı: "Onları daima teşvik ettim, hiçbir konuda heveslerini kırmadım. Muhakemelerine güvendim, fikirlerini sordum. Bugün meslek hayatımda bile benim için en önemli danışmanlar, kızım ve oğlumdur." Mecit Bahçıvan’ın oğlu Erdal Bahçıvan ile birlikte bugünkü Lüleburgaz fabrikasının kuruluşunda büyük emekleri var. Erdal Bahçıvan en genç meclis üyesi olarak girdiği İstanbul Sanayi Odası’nda (İSO), yönetim kurulu başkan yardımcılıkları ve meclis başkanlığı dönemlerinin ardından bugün İSO Yönetim Kurulu Başkanı olarak görev yapıyor…
Bir anı
TOBB’DA KÜRSÜSÜNDEN DÖNEMİN BAŞBAKAN’I
TANSU ÇİLLER’E KDV İZAHI
Mecit Bahçıvan, sektörün sorunlarını son derece eksantrik üslup ve yöntemlerle anlatmayı seven ve bu konuda da oldukça başarılı biriydi.
İstanbul Ticaret Odası Yönetim Kurulu Üyesi olduğu dönemde, TOBB Delegesi olarak katıldığı bir toplantıya dönemin Başbakanı Tansu Çiller de bulunmaktadır. Hayatını anlattığı kitapta o günü şöyle anlatmaktadır:
“Sütlü mamullere uygulanan farklı KDV oranları hakkında konuşmak üzere söz aldı. Farklı bir anlatım tarzı deneyecektim. Elime bir kase yoğurt alıp kürsüye çıktım ve konuşmaya başladım.
‘Sayın Başbakanım, Bakanlarım, Odalar Birliği’inn sayın delegeleri; bakınız bu elimdeki yoğurdun KDV’si yüzde 8 dedim ve kaseden bir kaşık yoğurdu alıp yedim. Herkes hayretle bana bakıyordu. Sonra kâsenin içene su doldurup karıştırdım ve devam ettim:
‘işte bu su eklendikten sonra KDV yüzde 15’e çıktı. Bunun izahı nasıl yapılabilir. Bu kanun çıkarılırken Odalar Birliği’nden, Ticaret Odaları’ndan bilgi alınsaydı böyle bir uygulamaya gidilmezdi.’
Bu konuşmadan üç ay kadar sonra dönemin Sanayi Bakanı Yalım Erez Bahçıvan’ı arıyor ve Bahçıvan’a uzun süren KDV mücadelesinin sonuç verdiği bilgisini paylaşarak sütlü mamullerin tamamı için aynı KDV oranının uygulanacağını bildiriyor..



 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Ayşe kuşcu 2 hafta önce

Allah rahmet etsin . Rahmetli babamın yakın arkadaşıydı .